Zaman, var olan, olacak olan soyutluk. Kâinatın yaratılışından başlangıcından geleceğe olan durum. Zaman sınırsızdır. Zamanın sınıflandırılması ya da tasnifi insanları ile ilgilidir. Hazreti Adem ile başlayan peygamberler dönemi. İnsanlığın yön ve yolunu belirleyen geçişler. Peygamberler döneminde de onların getirdiği özün dışına taşanların oluşturduğu dönemler de bulunuyor. Zaman ilerledikçe insanların yerini kavramlar ve kurumlar oluşturarak belirliyor. Tarihe bakıldığında imparatorluklar, devletler, krallıklar görülür.
Zaman kutludur. Zaman üzerinden zaman ile ilgili olumsuzluklar, ifadeler sakıncalıdır. Bu, inanma ve kabullenme ile ilgilidir. Zamanı da yaratan Allah’tır. Allah’ın yarattığı bu olgu sonsuzluğu gösterir, bağlanmayı da gerektirir.
Zamanı belirleyen insandır. Zamanlar denilmesinin nedeni, insanların yaşadıkları dönemlerle ilgili, oluşturduklarıdır. Kendi kültür ve düşünce tarihimiz bağlamında Peygamber’den önce ve sonra diye bir tanımlamada bulunuluyor. Yaşadığı içinde bulunduğu dönem için, vahiy gelmeden önceki zaman için “cahiliye” tanımında bulunulmaktadır. Bu, insanların içinde bulundukları olumsuzluklar anlamındadır.
Vahiy gelmeden önceki insanların yaşayış tarzları, alışkanlıkları, uçurumlarından dolayı “cahiliye” diye tanımlanmıştır. Bu insanlar öyle hepten cahil kimseler değildirler. O dönemin şiiri üst düzeydedir. Güçlü şiir ise cahillerin ifade biçimi değildir. Bu somut örnekten yola çıraksak kavramlar, kurumlar, devletler, uygarlıkların tanımlanmaları daha anlaşılmış olur.
Günümüzün oluş, yaşayış tarzı ise geçmiş zamanlara göre çok farklıdır. Aslında çok da fark yoktur. Yukarıda ifade ettiğimiz “cahiliye” kavramı çevresinde de bu konuyu düşünebiliriz. Kuşaklar geçmiş zamanlarını kimi yönleriyle daha anlamlı ve değerli bulurlar. Bu ister alışkanlıklarından olsun, isterse yaşanılanların alabildiğine hoyrat ve uçuk oluşundan olsun benzerlikler gösterir.
Günümüz modern zamanın insanına baktığımızda, insanî kimi davranışlarının giderek daha vahşileştiği görülebilir. Çerçeveyi daraltırsak, belli bir süredir tartışılan kimi konular var. Kadın cinayetleri, insanların insanları sömürmesi, adaletsizlikler, aşırılıklar gibi. Bunlar günümüzün sorunları. Geçmişte de elbette benzer durumlar vardı. Fakat bugün için durum oldukça farklı. Değişen hayat anlayışları insanları birbirine karşı giderek çekilmez kılıyor. Savaşlar artık insanların bulundukları yer ve ortamlarda birbiriyledir.
Uluslar ve milletler arası savaşlar devam ediyor. Bu, geçmişte de vardı, bugün de var, gelecekte de olacak. İnsanların bulundukları ortamda birbiriyle olan savaşı deyim yerindeyse tam anlamıyla cahiliyeyi çağrıştırmaktadır. Okuyan, bilgilenen, gözleri dünyaya açık olan bu insanların bu tutumları başka nasıl tanımlanabilir?
İnsanların uçurumları zaman içerisinde gösterdikleri tutumlar oluşuyor. Önü alınamıyor. İnsanlığın zararına olan yaşama biçimleri, edinilen kazançlar, yiyip içmelerdeki aşırılıklar, sınır tanımazlıklar büyük bir uçurumdur.
Bugün, bu modern ve aydınlamış diye tanılanan çağda insanlar acımasızca ölüyorlarsa bunların nedenleri var. Bu nedenler üzerinde durmadan sadece sonuçları üzerinden değerlendirmelerde bulunma yanılmalara devam edecek anlamına geliyor.
Sorun nedir denilecekse bu zamanda yeni bir zamanda aydınlık gibi görünen zamanda cahiliyenin bütün koyuluğuyla devam ettiği anlamına geliyor.
Zaman değerlidir. Zamana asla sövülemez ve hakaret edilemez. Yapıp edenlerin sorumlusu insandır. İnsanın kendi kabahatlerini, suçlarını ve yanlışlarını zamana yüklemesi sorumluluktan kaçmasıdır. Sorumluluk zamana ve geleceğe sahip çıkarak yeni bir zamana yönelmedir.
Sorumluluğumuz insan ve bu zamanın insanıdır. Geçmiş zaman geçip gitmiştir. Önümüzde yeni bir zaman ve yeni bir insanlık duruyor. Biz geleceğe bakalım.