Yarının siyasetini anlamak ve ona göre strateji geliştirmek için bugünden doğru çıkarımları yapıp, yarının yol haritasını belirlememiz gerekiyor. Bundan dolayı Z kuşağının siyasetle ilişkisini anlamak bu açıdan önemlidir. Başlığımızda dikkat çeken üç kavram var. Z kuşağı, yeni bir kimlik inşası ve politik diaspora. Öncelikle bu kavramlarla nereye varmaya çalıştığımızı özetle ifade etmemiz yazının anlaşılması açısından önemlidir.

Bildiğimiz gibi kuşaklar arası farklılıklar sosyal bilimciler için her zaman önemli bir çalışma alanı olmuştur. X, Y, Z son olarak Alfa kuşağı bu araştırmaların neticesinde kategorize edilmiş nesilleri ifade eder. Her kuşağın kendine has özellikleri olsa da hiçbir kuşağı homojen olarak değerlendiremeyiz ama sosyokültürel ortam, teknolojik gelişmeler gibi durumların da kuşaklara bazı kodlar yüklediğini kimse inkâr edemez. Genel literatür Z kuşağının 2000 sonrası ve 2012 öncesi doğumlu bireylerden oluştuğunu kabul ettiğimizde, artık reşit olmaya başlayan ve bundan sonraki 30-40 yılı domine edecek bu kuşağı anlamanın önemi büyüktür.

Yeni kimlik inşası da yine bu yazıda açıklanmaya muhtaçtır. Çünkü Z kuşağı dediğimiz yeni neslin keskin duvarlarla ördükleri bir kimlikleri yok. Daha saydam bir kimlik üzerinden kendilerini konumlandırıyorlar. Kendilerini bir kimlikle tanımlamaktan ziyade birkaç kimliğin özelliklerini yansıtacak bir zihin dünyası inşa ediyorlar. Bu elbette açık iletişim ağının tüm kimliklerle iletişim kurabilme imkânının bir sonucudur. Böylece yeni nesil için önemli olan bir kimliğin kendisini kuşatması değil, kimliklerden kendisine bir söylem alanı kurulmasıdır. Bu da sonuçta gençleri yeni bir kimlik inşasına götürmektedir.

Diaspora kavramının temel özelliği asli yurdundan kopmuş kişilerin var oldukları mekânda koptukları yurdun özellikleriyle tutunma gayretidir. Bu asli anlamından yola çıkarak politik diaspora kavramını kullanmamızın nedeni de bu kuşağın mensup oldukları politik yurtlarından koparak yeni politik duruş geliştirme çabalarına atıf yapmaktır. Her siyasi mevziinin bir mekânı temsil ettiğini düşünürsek, bu kavram aslında Z kuşağının mevcut siyasi mevzilerin bagajını da taşıyarak bu mevzilerin dışında bir yer tutmasını ifade ediyor. Yazının anlatmaya çalıştığı mevzu politik diaspora olarak ifade ettiğimiz bu mevzilerin günümüz siyaseti için ne ifade ettiğidir.

Bir defa Z kuşağının politik diasporasının temel özelliği taleplerinin hem ekonomik, hem siyasi hem de özgürlükler alanında ortaklaşmasıdır. Muhafazakâr, seküler, milliyetçi ya da islamcı ailelerin çocukları ailelerinden gelen farklı görüşlerin birbiriyle olan endişelerine değil, kendilerine dair gördükleri endişelere sahip olmalarıdır. Eğitim ve iş anlamında adil bir sürecin yürümediğine dair kanaatleri, ekonomik anlamda gelecek kaygısı, barış, demokrasi ve özgürlük talepleri konularında ortak bir politik duruşlarının olduğu aşikâr. Aynı zamanda bu kuşağın farklı görüşlerin taleplerine karşı tahammül seviyesinin yüksek olduğunu da görebiliyoruz.

Bunun yanında bu kuşak kendilerini bir ideolojik kimliğin içerisine hapsetmiyor, yani bir siyasi mekanizmaya bağlı kılmıyor ama buraların simge ve söylemlerini kendilerini ve taleplerini tanımlamak için kullanıyor. Bu söylemlerinde sadece bir kesime de bağlı kalmıyor, farklı kesimlerin kendilerince makul söylemlerini de kullanmakta bir beis görmüyor. Siyasi kurumsallığın içerisinde görünmemeleri apolitik gibi algılanabilir ama sosyal medyanın diline baktığımızda çok da apolitik olmadıklarını görüyoruz. Politik duruşlarını bir kurumsallığa tabi olmadan sosyal medya üzerinden özgür bir şekilde göstermeyi tercih ediyorlar.

Sonuç olarak, yukarıda anlatmaya çalıştığımız gibi politik diaspora kavramını bir siyasi ideoloji ya da partiyle kendini sınırlandırmayan gençlerin politik mücadelesini tanımlamak için kullanmaya çalıştık. Buradan yola çıkarak şunu ifade edebiliriz ki; siyasette sürdürülebilir olmanın yolu bu kuşağın bakış açısını anlamaya ve yorumlamaya dönük fikirler ve eylemler geliştirmekten geçmektedir.