PAZARTESİ günü yapılacak olan Trabzonspor-Fenerbahçe maçına Aziz Yıldırım’ın gitmemesi olay oldu. Ne kadar hak mahrumiyeti cezasından dolayı denilse de kimse inanmadı. Belki stada girmeye bilirdi ama Trabzon’a giderek aradaki husumeti kaldırabilirdi. Hatırlanırsa İbrahim Hacıosmanoğlu Şükrü Saraçoğlu Stadı’ndaki maça gitti hatta Fenerbahçeli taraftarların arasına bile oturdu. Ama “Ben ne dersem o olur’ diyen Aziz Yıldırım’ın Trabzon’a gitmeye yüreği yetmedi.
Spor Bakanlığı’nda en iyi görev yapan ne bakan, ne genel müdür, ne federasyon başkanları, antrenörler ve milli sporcular değil bir bilgi vereyim güvenlikçiler. Bakan korumalarından öyle bir talimat almışlar ki çocuklar, “Hangi şartta olursa olsun Basın Mensupları ve arabaları Bakanlık sınırlarına sokulmayacak. Engellemek için tüm çabalar gösterilecek. Bakan ve medya karşı karşıya getirilecek.! Geçmişte diğer Kılıç (Suat Kılıç) da yaptı şimdi çok da iyi anılmıyor. Madem aynı soy ismi taşıyan bir bakanımız var akıbeti onun gibi olmasın. İyi anılmasını istemek Bakan kadar bizim de hakkımız. Çünkü sporun dilinden anlayan son zamanlarda bir bakan gelmedi. Ama basına gösterilen bu hassasiyet maalesef Gazi Üniversitesi’ndeki spor bölümü kapatılırken gösterilmiyor, Hacettepe Doping Merkezi kapatılırken, kimsenin sesi çıkmıyor, parasızlıktan sporcularını yurt içi ve dışı faaliyetlerine götüremeyen federasyon başkanlarına nasıl randevusuz gelirsin, bizden para istersin diye tepki gösteren genel müdüre tavır koyun yok. İcralık olan federasyonları dinleyen hiç yok. Bir de okul sporlarında bir kuruş para vermeden bu branştaki her türlü organizasyonu aldığı için suçlanan Ayhan Pala’yı bile yıpratmak için “Neden tesisi olmayan şu ile almadın ’ diye tepki gösteren yetkililer bu tür başkanları görevden istifa ettirecek durama getirirken, bir çok il de salonlar kapanırken, yönetime yakın olan federasyonlara para akıtılıp diğerleri ihmale uğratılırken, başkanlık seçimlerinde teşkilatın adayları kazanınca her türlü imkân sunulurken, diğerlerine randevu dahi verilmiyorsa varın bu işin sonunu siz düşünün. Torpille bu koltuklara gelen, zamanı israf eden birçok insanın ahını alan kişiler yarın görevden gittikleri zaman hiç sıkılmayacaklar mı Sayın Başbakanımız şu anda yoğun programı sebebiyle birçok ile gidiyor, bir de tebdili kıyafetle şu Spor Bakanlığı ve Genel Müdürlüğü’ne bir uğrasa: Türk sporu nicedir bir baksa. Göreve getirdiği insanlar ve verdiği bütçeler nereye harcanıyor. Şu son 11 yılda kaç sporcu kazanmışlar, kaç tanesini yanlış politikalarla kaybetmişler. Neden medyadan, federasyon başkanlarından, toplumdan, milli sporculardan kaçıyorlar bir suçları mı var Yoksa böyle bir politikaya neden ihtiyaç duyuyorlar. Spor motive işidir. Ama bunu gerçekleştirecek sporda bir kişi kalmamıştır. Herkes yorgun asker görünümün de. Tabi bizler bunları dile getirirken günümüzde moda olan yakıştırmaları (paralelci, meridyenci) gibi yakıştırmalara maruz kalmayız inşallah. Bize birileri bir şey diyecekse, biz sporcuyuz, doğruyuz, çalışkanız, insanız.