Evet, yine konumuz Meral Akşener Hanım’ın Külliye’de Tayyip Bey ile yaptığı görüşme.
Takdir edersiniz ki bu görüşme tek makaleyle geçiştirilebilecek bir hafiflikte değil.
Hatta yakın dönemin en ilgi çekici siyasi gelişmesi de denebilir.
Bu kritik buluşma şüphesiz her yönüyle incelenmeye muhtaç. Gerek verilen görüntüler gerekse diğer detaylar ayrı ayrı haber değeri taşıyor.
Görüntü demişken fotoğraflardan anladığımız kadarıyla her iki tarafı da gayet keyifli gördük.
Görüşmenin üzerinden günler geçmesine rağmen birinci ağızdan hiçbir açıklama yapılmaması ise olayın gizemine gizem katıyor.
Böylesi kritik görüşmeye ilişkin en azından fikir kırıntılarının da içerdiği kısa bir açıklama yapılabilirdi ama tercih edilmedi.
Meral Hanım’ın oğlu için büyükelçilik istediği yönündeki değerlendirmeleri çok sığ bulduğumuzu söylememiz lazım.
Hatta pek şık da bulmadık.
Elbette bu görüşmenin bir içeriği ve amacı vardı ama onu da yakın zamanda öğreniriz.
En çok merak edilen ise talebin kimden geldiğiydi.
Bizdeki bilgiler görüşme talebinin Cumhurbaşkanlığı kanadından gittiği yönündeydi.
Ancak geçtiğimiz gün Hürriyet Gazetesi’nde Abdülkadir Selvi, talebin Akşener tarafından geldiğini yazarak bizleri hayrete düşürdü.
Bizdeki bilgiler hiç de öyle değil. Yeniden birkaç araştırma daha yaptık ve talebin Tayyip Bey tarafından geldiğini kesinleştirdik. Yani en azından Selvi, yanlış bilgilendirilmişti, kaynağına dikkat etmesi gerekiyor.
Görüşmenin akışına da bakarsanız bu sonuca varırsınız zaten.
Bu görüşme zincirinin bu kadarla mı kalacağı yoksa iddia edildiği gibi bayram sonrasında Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’la mı devam edeceğine ilişkin detayları da bir sonraki yazımıza bırakalım isterseniz.
Hem konular daha da netleşmiş olur…
Haa derseniz ki “CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile görüşüldü. Yarın da iadeyi ziyaret var. İmamoğlu ve Yavaş ile niçin görüşülmesin” derseniz. Biz de aynı şeylerden bahsetmediğimizi söyleriz.

Sayın Bakan Yusuf Tekin, burada bir sorun var sanki!
Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, uzun yıllar bakanlığın bürokratik yükünü çektikten sonra akademik hayata geçiş yapmıştı. Son yapılan atama ile de Millî Eğitim Bakanlığı koltuğuna oturdu.
Sorunlara ve kuruma oldukça hâkim bir isim.
Göreve başladıktan sonra da köklü reformlar için ciddi bir çabanın içerisine girdi.
Bakan Tekin döneminde yapılan düzenleme ile sınıf geçme şartları çocukların okulu daha fazla önemsemesi için değiştirildi.
Değişiklikle, özellikle devamsızlık konusuna müsamaha gösterilmiyor.
Biz de bu adımın doğru bir uygulama olduğu kanaatindeyiz. Ancak başımıza gelen bir olay, önemli bir eksikliği de fark etmemize vesile oldu.
Yaklaşık 4 ay önce lise öğrenimine devam eden yeğenim, genç yaşında maalesef kanser hastalığına yakalandı.
Evlerden uzak, malum bu hastalığın sabahtan akşama tedavisini yapabilecek tıbbi yeterliliğe henüz ulaşılamadı. Bizim için de zorlu geçen bir 4 ayın sonucunda Allah’ın inâyeti, doktorların çabasıyla sevindirici haberi aldık.
Ancak şimdi de karşınıza yeğenimin okul sorunu çıktı.
Doğal olarak devamsızlık nedeniyle sınıfında kalacak.
Okul idaresinin de elinden gelen bir şey yok.
Şüphesiz benzer durumda olan çok sayıda evladımız vardır. Bu çocuklarımız için mutlaka bir formül üretilebilir diye düşünüyorum.
Sonuçta mevcut kurallar da kul yapısı, değiştirilebilir ve bir soruna çare olsun diye getirildi.
Tedavi süresince izole olması şart olan çocukların insanlarla temastan mutlak suretle kaçınması gerektiği için uzaktan eğitim görmeleri mümkün mesela.
Hatta sınav olmaları da mümkün.
Pandemi sürecinde bu durum deneyimlenmişti.
Gerektiğinde de bu yönteme başvurulabilir.
Ya da işin ehilleri tarafından daha başka çözüm üretilebilir.
Bizimkisi sadece bir örnek.
Vatandaşlık görevini yapmak isteyenlerin sedye ile sandık başına getirildiğini hepimiz gördük.
İstenildiği zaman mutlaka bir çözüm yolu üretilebilir.
Niyet öyle olmasa da ağır bir hastalığa düçar olan evlatlarımızın eğitim hayatındaki bir senelik kayıp da ikinci bir cezalandırma anlamına geliyor.
Hâlbuki bu çocukların daha çok morale ve desteğe ihtiyaçları var. Bazı tedavi süreçlerinin daha uzun sürdüğünü düşünecek olursak daha büyük mağduriyetler doğabilir.
Sayın Bakan Yusuf Tekin’in bu konuya mutlak suretle eğilmesi gerektiğini, hatta eğileceğini umut ediyoruz.
