Eskiden yılbaşı tartışmaları olurdu. Şimdi yok artık. Çünkü Avrupa Birliği ne giriyoruz. Hem Avrupa Birliği rüyası göreceksiniz hem de yılbaşını, dolayısıyla içkiyi tartışacaksınız. Olur mu hiç Tam tersine yılbaşında içilecek içkiler ve içki mekânları konuşuluyor. Hah şöyle Biraz hizaya geliniz İnsanların elinden içme özgürlüğünü nasıl alırsınız İşte bakın Avrupa size özgürlüklerinizi kazandırıyor.
Bütün bu gelişmelere (!) rağmen biz yine de bildiklerimizi, gördüklerimizi paylaşmaya devam edelim. Herhalde içkinin yanında bunu da bir özgürlük olarak değerlendirirler!
Batı Hıristiyanlığı kendinden önceye ait olan uygulamaları kaldırmak yerine, onun üzerine kendi motiflerini yerleştirmeyi siyasetine daha uygun görür. Bu bağlamda Hz. İsa nın doğumunun 25 Aralık ta kutlanmasının sebebi, paganist Roma nın aynı tarihte kutladığı gün dönümü bayramını ortadan kaldırmak içindir. Bu yüzden eski Roma nın değerleri Hıristiyanlığı önemli ölçüde etkilemiştir. Hatta Hıristiyanlığın putperestleşmesine sebep olmuştur.
Noel, christmas, milât kavramlarının Hz. İsa nın ruhanî veya cismanî doğumuyla ilgili olduğuna kimsenin itirazı olmaz. "Bugün kutlanılan yılbaşı artık sekülerleşmiştir" demek bu bilgilerin yok sayılması anlamına gelmez.
Batı dünyasıyla birlikte hareket etmek için rakamsal olarak milâdî (İsevî) tarihin kabulü, aynı zamanda o tarihin yatay ve dikey bütün unsurlarının benimsenmesi anlamına da gelmemelidir. Kaynak itibariyle paganist kültüre dayanan, daha sonra Hıristiyanlık la bağlantılandırılarak Hz. İsa nın doğumu merkezli bir tarih haline getirilen milât, günümüzde kullanılan takvimin başlangıcıdır. Bu tarihin oluşumuyla ilgili olguların Türk tarihiyle, Türk kültürüyle bir ilgisi yoktur. Zaten Türk toplumunda Ramazan ayı ve bayramı, Kurban Bayramı dolayısıyla hac, kandiller vb. uygulamalar hicrî takvime göre kutlanmaktadır.
Yaşanılan günün, ayın ve yılın tarihi belirtilirken, milâdî rakamların kullanılmış olması, Türk kültürünün dejenerasyonu vasıtası olarak kullanılmaması gerekir. Bunları büyüterek medeniyetler çatışması haline getirmenin de bir anlamı yoktur. Ama "Yılbaşını kutlamak bir medeniyettir, çağdaşlıktır, modernliktir" deyip ahkâm kesmeye kalkılırsa, maymunun Mercedes e binmesinden farksız bir anlayış ortaya çıkar.
"Yılbaşı evrensel değerdir" demek de aynı dozda bir garabettir. Çünkü evrensel değerler insana / insanlara özgüdür. Onlar söz konusu hadisede olduğu gibi bir kültüre, bir olaya bağlı değildir. Fakat tarih karşısında "dik durmak" evrensel bir değerdir. Bu arada Allah ın bir peygamberi olan Hz. İsa nın doğum gününün kutlanmasına bir müslümanın itirazının olabileceğini de düşünmüyorum. Yetek ki o niyeti taşısın.
Bu arada "Biz Batı medeniyetini benimsedik, yılbaşını kutlasak, hatta İslâm ın bütün peygamberlere iman konusu içinde yer alan Hz. İsa nın, doğum günü olan noeli kandilleştirsek ne olur " diyenlere söylenecek söz olamaz. Çünkü onların Batı karşısında neleri nereye kadar benimseyeceklerini, bu uğurda nelerini nereye feda edebileceklerini kestirmek oldukça güçtür. Bu anlayışı benimseyenlerin, özellikle Batı nın maddî ve mânevî değerlerinin alınması konusundaki tutumları hep aynıdır: "Yapsak ne olur, kutlasak ne olur, alsak ne olur, versek ne olur" vb.
Bir şeyin yanında veya karşısında yer alabilmek için, o şeyin içeriğinin iyi bilinmesi gerekir. Tarih akışının hesaplanması da diğer bilimsel çalışmalarda olduğu gibi bir buluştur / bir düzenlemedir. Pratikteki kullanımı açısından bunun dinle ilgili oluşu veya olmayışı o kadar önemli değildir.
Dolayısıyla kültür ve medeniyet bağlamında milâdî takvimin oluşum sürecini, sonucundan ayırmak gerekir. Çünkü Türk toplumu açısından sorun sadece bir tarih meselesidir.
Türkiye de ve dünyada kullanılan milâdî takvim, zaman dilimlerini belirlemede bir vasıtadır / bir yöntemdir. Bilgisayarın, otomobilin, telefonun veya daha başka vasıtaların herkes tarafından kullanılması gibi. Nasıl takvimden daha önemli birtakım araçlar kullanılırken, kültürel bağlamda bir sapmaya gidilmiyorsa, bunun da onlardan farklı olmaması gerekir.
Milâdî takvim başlangıcını kutlamak isteyen olursa, bu durum kişinin veya kişilerin kendi bileceği bir iştir. Ama "Tarih değişimi (yılbaşı) kutlamalarına karşı olmak çağdışı bir zihniyete sahip olmaktır" demek, hem Türk kültürü hem de herhangi bir şeyi kutlayıp kutlamama özgürlüğü bağlamında doğru bir yaklaşım değildir. Hatta böyle bir tutum, bu tür kutlamalara milyonlarca insanın müdahil olmadığı Türk toplumunda, tipik bir ayırımcılık olur.
Vasıtalarla kavga edilmeyeceğini herkesin bilmesi gerekir. Bunların mucidi kim olursa olsun önemli değildir. Çünkü icatlar insanlığın ortak olarak kullandığı vasıtalardır. Bu konudaki temel yanlışlık, bilgi noksanlığından ya da yanlış bilgilendirilmekten kaynaklanmaktadır.