Çocukluk yıllarımı, hele ilkokul dönemimi hatırlıyorum.

Ben ilkokulu üç öğretmen den okudum. Benim ilkokulu okuduğum yıllarda

öğretmen e örtmenim denirdi. Şimdilerde de ilkokula giden çocuklar aynı

hitap ile hitap ediyorlar öğretmen lerine.

Ben ilkokulu 50 li yılların ikinci yarısında okudum.

Öğretmen lerimiz bize öylesine Yerli Malı kullanmanın faziletini

anlatırlardı ki, bizler gâvur malı ndan şeytandan kaçar gibi uzaklaşırdık.

Bir de kumbara mız olmasının bizler için hayati öneme

haiz olduğuna bizi inandırmışlardı. Bizim o yıllarımızda herkeste mutlaka bir

Ziraat Bankası patentli kumbara bulunurdu. Bizler 1 kuruş, 2,5 kuruş, nadiren

elimize geçen 5 kuruşlarla kumbaramızı doldururduk. Bizim zamanımızda ortası

delik bir kuruşlara 100 para denirdi. Ziraat Bankası kumbarası alamayanlar

kumbaralarını yuvarlak tenekelerden yaparlardı. Evet, bunlar ilkel sayılırdı.

Bizim çocukluk yıllarımızın bir de Yerli Malı Haftası

vardı. Günümüzün Yaşlılar Haftası , Orman Haftası na benzer önem arz ederdi.

Yerli Malı Haftası zamanın Başbakanı İsmet İnönü nün

öncülüğünde 4 Nisan 1929 da kabul edildi. Bir de, 4 Nisan Milli Tasarruf Günü

kabul edildi. Kumbara da bugünün simgesi yapıldı.

Yerli Malı Haftası nın resmen kabul tarihi olan 1929

yılının gündem maddeleri de enteresan. İster misiniz şöyle bir göz atalım:

Cumhuriyet gazetesinin seçtiği ilk Türkiye Güzeli

Feriha Tevfik Hanım var.

Yozgat Milletvekili Süleyman Sırrı Bey in evlilik ve

çocuk sahibi olmanın özendirilmesi için önerdiği Bekârlık Vergisi de zamanın

özelliğini zihinlerde canlandıracak bir olay olarak görülüyor.

Sovyetler Birliği Dışişleri Halk Komiteleri eski

Başkanı Leon Troçki, Stalin in emriyle sürgün edilerek İstanbul a geldi.

Yerli Malı Haftası nın bütün dünya ile birlikte

Türkiye nin de içinde bulunduğu derin krizlerin yaşandığı 1929 yılında ilân

edilmesi son derece enteresan.

Bir diğer dikkat çekici nokta da bu haftanın

başlatılmasıyla unutulması arasındaki çizgi/trend. Böylesine gidişi

anlatabilecek cümle şudur: İlk yıllarda hangi gerekçelerle Yerli Malı nı

tercih ettirilmişsek 1980 lerden itibaren aynı sebeplere dayanarak bir ithalat

(yabancı malına özendirilme) patlamasını gerçekleştirdik.

Bu arada buna paralel Türk Parası nı koruma kanunumuzu

da hatırlayalım.

Hemen şimdi şunu da hatırladım:

İlkokulda kafamıza şu cümle de kazınmıştı. Bir Türk

dünyaya bedeldir. Buna öylesine inandırılmıştık ki, şimdilerde bizim kuşak,

bir Amerikalının 2200 Türk e bedel olduğuna bir türlü akıl erdiremiyor.

İdarecilerimizin Amerika dan emir almaları içimize nasıl sindiriyoruz, aklım

almıyor.

Her neyse boyumuzdan büyük işlere karışmayalım. Sonra

birkaç bin dolar için Amerikan yalakalığı yapan köşe eşkıyaları nın hışmına

uğramayalım.

Dönelim konumuza:

Belirli gün ve haftaların en çok lafta kalanlarından biri

olan Yerli Malı Haftası nın takvimimize giriş sebebiyle unutuluş sebeplerinin

aynı olduğunu hatırlatarak o günlerin popüler şiirlerinden bir/iki tanesiyle

konumuzu bitirelim.

Yerli malı giyelim,

Yerli yemiş yiyelim,

Elma, armut, fındık, nar,

Yurdumuzda bol bol var.

Tarık ORHAN

Babam zor kazanıyor, alnının teriyle hem,

Parayı ben yabana atmam düşmeden dara.

Yurdumda yapılmayan oyuncağı istemem,

Varsa kitaba, topa, ilaca kalsın para.

Behçet Kemal ÇAĞLAR