Dünyada insana nasip olabilecek en büyük nimet "Müslüman olma nimeti"dir. Çünkü insan, bu büyük nimet sayesinde dünya ve ahiret mutluluğunu elde etmektedir. Allah ın insana verdiği her nimetin bir şükrü vardır. Müslüman olma nimetinin şükrü de, bu nimeti başka insanlara da ulaştırmaya çalışmakla  ödenir. İslâm dini bencilliği yasaklar. "İnsanların hayırlısı, insanlara faydalı olandır." Dünya ve ahiret mutluluğunu kazanmaktan daha büyük fayda düşünülebilir mi

Fetih, bu anlayışın tezahürüdür. "Açma" anlamına gelir. İnsanın, İslâm nimetine ulaşmasının önünde bulunan  engelleri kaldırmayı, kilitli kalbleri İslâm a açmayı hedefler. İslâm dini, bencilliği yasaklar. Her Müslüman kendisinde bulunan iyilik ve güzelliğin, başka insanlarda da bulunmasını arzu eder. Mekke, Kudüs, İspanya ve İstanbul un fethinde hep bu anlayışı görürüz.

Dünya tarihinin seyrini değiştiren büyük fetihlerden birini de bizim milletimiz gerçekleştirmiştir: İstanbul un fethi. İstanbul, üç kıtanın merkezinde bulunan, suyu, havası, denizi ve coğrafi konumuyla tüm dünyanın imrendiği şirin bir beldedir. Napolyon ve pek çok tarihçinin ifadesiyle, "İstanbul a sahip olan dünyaya hakim olur."

İstanbul un fetih süreci, Asrı Saadet e  dayanır. Allah Rasülü nün (s.a.v) İstanbul un fethedileceğine dair müjdesine... Bu yüzden İstanbul, fetih öncesi 28 kere kuşatılmıştı.

2. Mehmet, daha küçük yaştan itibaren İstanbul sevdası ile yetişti. Fetih Suresi ve Fetih Hadisi mihverinde bir eğitim aldı. Hocaları, onu fetihle ilgili olarak hem bilgi sahibi yaptılar, hem de yüreklendirdiler. Bu konuda, Akşemseddin Hazretlerinin rolü daha büyük olmuştur. 2. Mehmet, İstanbul üzerine öyle yoğunlaşmıştı ki, 17 yaşında kesin kararını verdi: "İstanbul mutlaka fethedilecek."

Akşemseddin Hazretleri, genç hükümdarın önündeki bütün engelleri anlattıktan sonra dedi ki; "Dağ ne kadar yüksek olursa olsun, yol onun üzerinden geçer. Sen yol ol ki, dağların bile üzerinden geçesin."

Hükümdar, merakla "Ya şartlar elverişli olmazsa " sorusunu yöneltince, Akşemseddin Hazretleri şöyle cevap verdi:

"-Şartlara teslim olmazsan, şartlar değişir, sana teslim olur."

2. Mehmet, maddi ve manevi bütün tedbirleri aldı. Allah a dayanıp güvendi. Hocalarının görüşlerinden faydalandı. Plan ve programlarını hazırladı. Rumelihisarı nı inşa etti. Toplar döktürdü. Askerini  fetih  şuuruyla yetiştirdi. İstanbul u denizden de kuşatabilmek için gemiler yaptırdı. O gemileri, bir gecede Haliç e indirmeyi başardı. Fetih konusunda ümitsiz olanları devre dışı bıraktı.

Yaptığı istişareler ve değerlendirmeler sonunda, İstanbul un fethinin önünde en büyük muhalefet, Sadrazam Çandarlı Halil Paşa dan geliyordu. Çandarlı nın tezi şuydu: "İstanbul 28 kere kuşatıldı, başarılı olunamayacağı görüldü. Asker boşuna telef edilmesin!..."

Genç hükümdar diyordu ki:

28 kere kuşatılıp alınamaması, 29. kuşatmada da  alınamayacağının delili değildir.

Ne söylense, Sadrazam bir türlü ikna olmuyordu. 2. Mehmed in plan ve programla meşgul olduğu, yeni çözümler üretmeye gayret ettiği ve çalışmaların yükü altında gözyaşı döküp terinin yastığını ıslattığı bir geceydi. Saat 03.00 ü gösteriyordu. Genç hükümdar Çandarlı yı huzuruna çağırdı. Sadrazam, başının gideceği endişesiyle mal varlığı durumundaki bütün altın ve cevherleri bir torbaya koydu ve hükümdara takdim etti. 2. Mehmet dedi ki:

"-Bak Çandarlı!... O altınlar senin olsun. İstanbul un fethini kafama koydum. Önüme engel olma. Bak şu yastığa. Her tarafı ıslak. Sabaha kadar sağa sola dönüp gözyaşı döküyorum. Bil ki, ya ben İstanbul u alırım, ya da İstanbul beni!..."

Bir işi başaracağına inanmak kadar önemli bir şey yok. İnanç, tekeden süt çıkarır ve bir çalışmanın motor gücüdür. 2. Mehmet İstanbul u fethedeceğine inandı ve başardı.

İnanç, sebeplere yapışmak ve tedbir üçgeninde uygulayıcı güç olarak Fatih, Akşemseddin ve Ulubatlı Hasan ı görüyoruz. Lider ve komutanlığı Fatih, manevi gücü Akşemseddin, askeri ise Ulubatlı temsil etmektedir. Uygulayıcıların inanç, güç ve kapasiteleri başarının önündeki bütün engelleri kaldırıyor.

Bugün de yeni fetihlere ihtiyaç var. Amerika yı yeniden keşfedecek değiliz. Yol ve yöntem bellidir. Bir tek İstanbul un fethi bile milletimize heyecan vermeye ve gençlerimizin yüksek hedefler uğrunda fedakarlık yapmalarına yetecektir. Kaldı ki, tarihimiz, daha nice zengin örneklerle doludur.

Yeni fetihler için, önce İstanbul un fethi gibi muazzam bir olay filme alınmalı ve bu film en az Mustafa Akkad ın Çağrı ve Ömer Muhtar filmleri ölçüsünde büyük bir projeksiyon şeklinde gerçekleşmelidir. Zaferlerimizin filmlerini yapabilecek düzeye gelemezsek, o başarıları devam ettirmek oldukça zor olacaktır.