Moro İslami Kurtuluş Cephesi Lideri Hacı

Murat yeni dönemle ilgili meydan okumaları ve beklentileri dile getirdi.

Temelleri 2001’e dayanan ve Malezya’nın arabuluculuğuyla şekillenen çerçeve

anlaşmasının yüzde sekseninin tamamlandığını ve geriye bazı rötuşların

kaldığını ifade etti. Anlaşmaya göre, Moro özerk bölgesi, dışişleri, savunma ve

maliye de Manila’ya bağlı kalacak. Vergilerin ve yeraltı kaynaklarının

gelirinin yüzde 75’i merkeze yüzde 25’i ise özerk yönetime kalacak. Manila ile

Moro arasında güç paylaşımı yapılacak. Yeni dönemde en önemli meydan okumanın,

ihmal edilen Moro’nun kalkındırılması olduğunu ifade etti. Bu anlamda dünyaya

açılma kampanyası başlatmışlar ve dostları kalkınma hamlesinde yanlarında

görmek istiyorlar. Türkiye ziyareti de dünyaya açılma hamlesinin bir parçası.

AB, İngiltere ve Japonya gibi yapı ve ülkeler Moro için kalkınma projeleri

çerçevesinde küçük ve orta işletmelere destek veriyorlar. Malezya da bölgede

savaşın yarasını sarmaya çalışan aktif ülkelerden birisi. Malezya Temas

Grubu’nda temsil edilen ülkelerden. Temas Grubu’nda ayrıca Japonya, Türkiye,

Suudi Arabistan, İngiltere gibi ülkeler de var. Bir de ateşkesin denetimini

yapan Gözlemci Grup var. Bu grup ise Libya, Malezya, Brunei, Endonezya ve

AB’den oluşuyor. Moro Müslümanlarının önündeki en büyük meydan okumalardan

birisi kalkınma hamlesi ise ikinci kademede, silah bırakma meselesi geliyor. Üçüncü

kademede ise kendi geleceğini tayin hakkı ve anlaşmanın buna tesiri geliyor.

*

Kalkınma hamlesi ve inşa süreci başarılı

olursa barış da kalıcı olur. Kalkınma hamlesi sekteye uğrarsa barışın geleceği

garanti edilemez. Karşılıklı güvenin tesisi ile birlikte Moro İslami Kurtuluş

Cephesi silah bırakmayı ciddi olarak düşünüyor. Bir elde barış diğer elde ise

silah olmayacağını ifade ediyor. Burada yine Temas Grubu veya Gözlemci Grubu

ülkelerin de katkısı önemli. En temel meydan okumalardan birisi anlaşmanın

gölgesinde Moro halkının bağımsız bir ülke idealinden vazgeçip

vazgeçmeyeceğidir. Moro mücadelesi nesillerin mücadelesi olduğundan Hacı Murat

İbrahim’in buna kesin bir cevabı yok. Halk adına ve gelecek adına kesin ve

bağlayıcı konuşmaktan kaçınıyor. Yine kendi geleceğini tayin hakkının

(self-determination) akıbetini halka havale ediyor. Kendilerinin, kendi

geleceğini tayin hakkını nispi olarak elde edebildiklerini ve gerisinin Moro

halkının iradesine kalmış olduğunu ifade etmektedir. Bir gün yeniden mücadeleye

başlamak isterlerse bu onların hakkı ve kararıdır’ diyor. Halk ve gelecek

üzerine vesayet kurmadıklarını söylüyor. Parça bütün hakkında karar veremez.

Tersi ise doğrudur. Dolayısıyla adımların meşruiyeti Moro halkının onayına

bağlıdır. Bununla birlikte, Moro halkı kendi geleceğini tayin hakkı meselesinde

büyük bedeller ödemiştir. 40 yıl içinde yaklaşık bir biçimde 120 bin kişi

hayatını kaybetmiştir. 40 bin Filipin askerine mukabil halktan da bir o kadar

insan zayi olmuştur. Mücahitler de 20 bin civarında mensubunu kaybetmiştir.

*

Hacı Murat İbrahim’in mühim

ifadelerinden birisi de, ’Bangsomoro halkı kendi hükümetini kuracak, kendi

yasalarını yapacak, bu yasalar Bangsomoro Müslümanlarının hayatına uygun

olacak” demesiydi. Bu, referans olarak İslam hukukunu esas aldıklarını

gösteriyor.

Asya bölgesinde; Endonezya’da, Açe’de ve

1990’lı yıllardan beri Malezya’da PAS’ın kalesi olan Kelantan eyaletinde İslami

yasalar uygulanıyor. Açe ile Endonezya arasındaki anlaşma, Açe halkının İslami

yasaları uygulamasına izin verilmesi şartına bağlanmıştı. Dolayısıyla Güneydoğu

Asya bölgelerinde külli ve merkezi olmasa bile kıyalarda ve bazı bölgelerde

İslam hukuku uygulanmaktadır. Bu kısmi uygulama, inşallah pilot bölge modeli

olarak gelişerek ve yaygınlaşarak umumi hale gelir. Kelantan ve Açe’den sonra

Moro Müslümanları da kendi hukuki normlarını vazeder ve İslam hukukuna dayalı

bir yasama modeline geçer. Morolular prensip olarak İslam hukukunu esas almakla

birlikte bunun detayları zamanla netleşecektir.