BİZİM spor müdürü İlhami öğlen vakti aradı. Abi bugün

yazacak mısın Hani maçlar yok ya... diyecek oldu. Ben de kendisine, Burası

Türkiye be İlhami... Yazmak için o kadar malzeme oluyor ki, hani üç ay maç

olmasa yazacak malzeme gelir seni boğar dedim ve klavyenin başına çöktüm.

Efendim; milli maçımız var. Hem de hayati önem taşıyor.

Estonya deplasmanında oynayacağız bugün... Rakip dışarıda hayli iştahlı. Ondan

bundan dört-beş, Allah ne verdiyse yiyor da, içeride tam bir bela... Az kalsın

Hollanda yı temizliyordu, gıdıklamakla kaldı. Hollanda uzatmada attığı gole

maçı güç bela 2 2 bitirdi. İşte bu da beni korkuttu doğrusu. Bir de bizim

takımın halini göz önüne getirdiğimde, Eyvah narası atmışım.

Fatih Terim in seçtiği Milli Takım nasıl mı Bu soru çok

soruldu. Ben de dedim ki, Vaaaa mı başka çaresi Mustafa Pektemek bana göre

Milli Takım da oynamaz. Oynamaz da başka kim var bizim ligden Burak, Umut,

Cenk bizden ve ithal Mevlut... Bence bu maçta iş Arda ile Gökhan Töre ye düşer.

Topla saha kat etmek, dolayısıyla rakip eksiltmek ve de pozisyona adam

hazırlama ya da kendi girme... Geri dörtlü de hemen hemen bellidir. Topal

önlerinde oynar diyorum, Selçuk da hem öne, hem Topal a destek... Kale mi

Sanırım Volkan a emanet. Ben bu satırları yazarken sahaya çıkacak onbirle

ilgili bilgim yoktu. Benim en büyük korkum fizik mücadelesinde sık sık yenik

düşmek. Çünkü biz çok gösterişli olabiliyorum ama içimiz boş gibi sanki. Çarpan

yıkıyor.  Özetle maçı mutlaka ama mutlaka

kazanmamız gerekiyor. Hatta hatta mümkünse iyi bir averajla... Ah ah; gel de

bundan önceki maçlara yanma! Mademki Fatih Terim e yaslanacaktınız, son dört

maça kadar aklınız neredeydi demekten kendimi alamıyorum. Haydi hayırlısı

deyip, konudan çıkalım.

***

Basketbolda müthiş bir kupa maçı izledim. Sonuçta

Fenerbahçe iki sayı farkla Galatasaray ı yenip Cumhurbaşkanlığı Kupası nı

müzesine taşıdı. Bence bu maçı oyuncular almadı, kenardaki teknik adamlar

kopardı. Yani Obradoviç, bizim ülkenin bir numarası Ergin Ataman ı mat etti. Şaşırdım

maç boyunca... Ergin hoca, Beşiktaş ı çalıştırırken sık sık görev verdiği

Herseg in şimdilik ayakta duracak hali olmadığını nasıl da göremedi Cenk Akyol

neden o kadar uzun süre kenarda oturdu Gordon un peş peşe (bir dakikada dört

kez), İlle de ben atacağım sapıtmasına engel olmadı Acaba ilk yarıdaki

üçlükleriyle mi nefes alıyordu Basketbol saniye, hatta salise oyunu değil mi

Domerkant neden aniden yok oldu Karşılığında Obradoviç, McLebb i bile aldı

kenara... Kenardakileri ki, bir kaçı henüz büyük takım oksijeni bile teneffüs

etmemişti, sık sık kullandı. Emir i son bölümde intihar komandosu olarak direkt

potaya yönlendirdi. Uzunların kullanımında devamlı sürprizler yaptı. Molalarda

büyük Spor öfkesiyle talimatlar verdi. Ve Fenerbahçe faul atışlarında da

rakibine fark atınca... Bu arada iki takımın da zaman zaman alan savunmasına

başvurmaması beni şaşırttı. Kaldı ki artık NBA da bile yapıyorlar. Neyse

sezonun ilk kupası Fenerbahçe nin oldu. Ve bu maç şöyle bir mesaj da sundu: Bu

sezon bu iki takım şampiyonluğun en büyük favorisidirler...

***

Bizim Tahir Kum, sitesinden Fenerbahçe-Trabzonspor

maçının temsilci raporlarını açıklamış. Eline sağlık. İyi bir gazetecilik

örneği... Raporları şöyle bir okudum ve bu temsilci kardeşlerimin bundan böyle bu

işlere karışmaması gerektiğini gördüm. Yok yok Trabzonspor başkanı, taşkınlık

yapan Fenerbahçe seyircisi ile ilgili satırlarına diyeceğim yok. Ama beyler;

oyuna girmemiş, maçın bitimine kadar yedek kulübesinde kalmış bir oyuncu, bitiş

düdüğü ile birlikte içeri dalıp, rakip kaleciye sulanıyorsa ve bu da

gözlerinizin önünde cereyan ediyorsa, hani rapordaki yeri Yok! Acaba bu

olayları heyetiyle birlikte izleyen Hüseyin Göçek ne yazdı Bence bu çok

önemli... Hep derim ya, futbolun ruhunu bilmek çok önemlidir. Şayet o tablo

Avrupa da olsa hakem de, temsilci de raporlarına önce bunu yazarlardı. O oyuncu

kim mi Siz okurlar iddia ediyorum bu sorumlulardan daha iyi bilirsiniz.

***

Son dakikada Beşiktaş ın dört maçlık cezasının Tahkim

tarafından onandığı haberi geldi. Helal olsun! Beşiktaş burada yanlış yaptı ya

da kesik davrandı. Tahkim duruşmasına çağıracaklardı Bülent Uygun u, savunmayı,

duruşmayı o yapacaktı. Bakın o zaman nasıl da yırtardı Beşiktaş! Hem de dördü

sıfırlayarak... Beşiktaş aynı hatayı Biliç için de yaptı. O da tahkime

gittiğinde yanına Bülent Uygun u vereceklerdi ki, Biliç bir de Özür

belgesiyle odadan çıkacaktı.

***

Televizyonlarla ilgili de yazacaktım. Ama kontenjanım

doldu. Bir dahaki sefere inşallah!