Levent Kırca nın Olacak O Kadar Televizyonu nun muhteşem esprileriyle ekranlarımızı süslediği günlerde, bizleri gülmekten bayıltan bir parodisi yayınlanmıştı. "Kırca, general rolünde. Etrafında daha alt rütbeli generaller, önlerinde bir mikrofon ve kağıtlar. Darbeci generalimiz, yönetime el koyduklarını önündeki kağıtlardan okumaya çalışıyor ama, yukardan dıttırı dıttırı ses efektiyle reklamlar yazılı bir bölüm iniyor. Birkaç kez bu tekrarlandıktan sonra darbeci general, "Ağzımızın tadıyla bir darbe bile yapamadık. Bu özel televizyonlar bizde heves bırakmadı" gibisinden bir şeyler söylüyor.
Önceki gecelerde Cüneyt Özdemir in 5N1K programında Nuri Çolakoğlu nun eskiden yayınlara yasak konulmasıyla ilgili anlattıkları bize bu parodiyi hatırlattı. Çolakoğlu, "Eskiden, iki üst rütbeli subayla, gazeteye gittiğinizde, şak diye yayını durdurabiliyordunuz. Şimdi öyle mi Şimdi, dünyanın her tarafından bilgi akıyor. Bir kanalı durdursanız, öbüründen bu bilgiye ulaşmanız mümkün" gibi, bizim de sonuna dek katıldığımız bir yorum yaptı. Aslında Levent Kırca nın esprisinde vurgulamaya çalıştığı da bu Bilgi çağında, bilgiyi kısıtlamanız mümkün değil artık! Önceki günlerde yerel bir mahkeme video paylaşım sitesi Youtube yasak koydurdu. Güler misiniz, ağlar mısınız Bilgisayar uzmanları ekranlarda konuşuyorlardı: Bilgisayarınızın DNS ayarlarınızı değiştiriyormuşsunuz, aynı siteye yine giriyormuşsunuz Böyle yasak olur mu Kanun koyucu, neye, nasıl ve ne şekilde yasak koyduğunun, buraya erişimi tamamen engelleyemediğinin farkında olmaz mı
Geçtiğimiz aylarda 13 askerimizin şehit edildiği Dağlıca baskınıyla ilgili de, hükümetin böyle bir yasak talebi olmuştu. "Milletin morali bozulmasın" içerikli bir yasaktı bu. Son günlerde Ergenekon operasyonuyla ilgili bir yayın yasağı var Yayın yasaklarının sınırı ne olmalı Yayın yasağı elbette olabilir. Çok önemli bir operasyonda, delillerin karartılmasını, suçluların kaçmasını, hazırlık soruşturmasının seyrini engelleyecek türdeki bilgi, belge ve enformasyon argümanlarının medyada yer alması elbette doğru değil. Bu noktada, medyanın, bir yayın yasağına bile mahal vermeden, üzerine düşeni yapması ve soruşturmaya yardımcı olacak bir yayın felsefesiyle hareket etmesi gerekir. Ama, bizim ülkemizdeki medya organlarının, pireyi deve, deveyi anka kuşu, anka kuşunu ejderha yapma gibi bir abartı huyu olduğu için, böyle bir otokontrol mekanizmasının sağlıklı şekilde oluşacağını zannetmiyoruz. Böyle bir şey olmaz, olamaz. Bizim cilalı ve renkli medyamızın yayın felsefesi, hem abartı, hem de asparagas temellidir. Televizyonlarda araştırmacı-soruşturmacı gazeteci olarak nam salanı bile, "Konya da tesettür faciası" diye, yalan haberciliğe kırk takla attırabilmiştir
Bu sebeple, pireyi deve yapmakta mahir, asparagas liginde şampiyon olmuş medyamıza zihin karıştıracak bu tür haberlerin işlenmesi noktasında yasaklar getirilmesi, ortalığı velveleye vermelerinden iyi görünüyor. Youtube yasak getirilmesi ise başlıbaşına bir faciadır