İnsan her ne kadar kendi başına hayatını tam olarak idame
ettiremese de ve bir mümin olarak ümmet şuuru içinde yaşamak zorunda olsa da;
ahirette sadece kendisinden/kendi nefsinden sorumlu olacaktır. Allah ın müsaade
ettiği durumlar hariç mahşer günü, ne biz birilerini ne de birileri bizi
kurtarabilecektir. Dünyada değer verdiğimiz hatta bize değer veren/bizi seven
kim ve ne varsa o gün bizden kaçacak ve bizden yüz çevirecektir. O gün herkes
kardeşinden, anne babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar.
Bu yazımızda, günümüzde en çok şikâyet edilen yalnızlık,
anlaşılamama ve ihanete uğrama meseleleri üzerinde duracağız:
1. İnsanların
en çok sıkıntı çekenleri, Peygamberlerdir. Oysa Allah ın en sevdiği kulları da
onlardır. Demek ki sıkıntı, mümin için sevaplarının artması ve günahların
affedilmesi için birer vesiledir. Şayet peygamberler bile bu kadar sıkıntı
çekmişler ise; biz her türlü üzüntüye hazır olmalıyız.
2. İddia
ispat ister. Bu yüzden müminler, imanlarında ne derece samimi olduğu ortaya
çıksın diye imtihan edilirler. Böylece Allah a O nun istediği gibi mi yoksa
kendi istediğimiz gibi mi iman ettiğimiz meselesi açıklığa kavuşacaktır. Bu
yüzden kendilerinde cesaret gören ve düşmanı mağlup etme arzusunda olan sahabe
(Allah hepsinden razı olsun), Uhud ve Huneyn savaşında korku ve yenilgi ile
imtihan edilmiştir. Dünya sevgisi de böyledir. Kişi dünyada; mal, evlat, makam,
dost gibi sevdiği şeylerle imtihan edilir.
3. Peygamberler
(Allah şefaatlerine nail eylesin); bazen kendi eşleri ve çocukları tarafından
bile anlaşılmamıştır. Bu durum ne onları yıldırmış ne de peygamberlik
vazifesine bir halel getirmiştir. Lut AS ın hanımı, genç erkekler kılığında
şehre gelen melekleri, lutilik ile meşhur olan kavme haber veren kişidir. Yakup
AS a kendi ailesi ; Şuayb AS a da kendi dönemindeki insanlar haşa sen bunadın
diye iftira etmişlerdir. Şuayb AS da dâhil birçok peygamber; menfaatçi olmakla
hatta yalancılıkla suçlanmıştır. Nuh AS,
davasını, kendi eşine ve oğluna benimsetememiştir. Ayeti kerimede bu durum; Eşleriniz ve
çocuklarınız size düşman olabilirler diye ifade edilmektedir.
4. Kul,
acizdir. Allah Teâlâ, kulun aciz kalıp kendisine iltica etmesini arzu
etmektedir. Musa AS, kendi şehrinden kaçmak zorunda kalmış, günlerce aç ve
susuz yolculuk etmiştir. Adem ve Yakup AS, kendi evlatlarıyla imtihan
edilmiştir. Musa AS aç olduğu için Allah a yalvarmış ; Yakup AS ise
evlatlarının kendine ettiklerini Allah a şikâyet etmiştir. Meryem AS de başına gelenlerden dolayı çok
üzülmüş ve keşke hiç dünyaya gelmeseydim diye dua ederek Allah a sığınmıştır.
5. Gerek din
gerekse dünya işlerimizi; birinden iltifat/takdir beklemek için yapmamalıyız.
Aslında insanların bize ettiklerine üzülmemenin tek yolu, onlardan bir şey
beklememekten geçmektedir. İnsanlardan iltifat beklediğimiz sürece, onlardan
gelen olumsuz şeylere üzüleceğiz. İşte bu yüzden her türlü karşılığı ve iltifatı
Allah tan bekleyeceğiz. Ben sizden buna karşılık bir şey istemiyorum. Benim
ücretim, âlemlerin Rabbi ne aittir ayeti kerimesi; ailemizin geçimi ve
çocuklarımıza aldığımız hediyeler dâhil her şeyi sadece Allah rızası için ve
karşılığını yalnızca Allah Teâlâ dan bekleyerek yapmamız gerektiğini bize emir
buyurmaktadır.
6. Hakikatin
ölçüsü de bizi bir gün hesaba çekecek olan da Yüce Mevlâ dır. Bu yüzden eğer
bir şey bizim için hak ve doğru ise; bunun uğruna en yakınımızdakiler dâhil
herkesi karşımıza alabilmeliyiz. Hiçbir sevgi, hiçbir iltifat, hiçbir kınama,
hiçbir korku ve hiçbir sorumluluk; Allah ın emrinin önünde olamaz. Zira bu
saydığımız şeylerden hiçbiri; mahşer günü bizi hesaptan koruyamayacaktır.
7. Peygamberler;
en yalnız ve çaresiz oldukları anda, ölümle yüzleştiklerinde ya da şiddetli
hastalıklarda hatta davalarını ailelerine ve yakın arkadaşlarına
anlatamadıkları zamanlarda bile asla davalarından şüphe etmemişler, Allah ın
rahmet ve yardımından ümitlerini kesmemişlerdir. Peygamberler, dini tebliğ
ederken ve davalarını anlatırlarken; muhatapların kendilerini anlayıp
anlamayacağına aldırış etmemişler; sadece Allah ın emri olduğu için tebliğ ve
mücadeleye devam etmişlerdir.
8. Ümmeti
olmayan yani sözüne hiç kimsenin kulak vermediği peygamberler vardır. Oysa
bugün davet için yola çıkan çoğu insanın peşinde onlarca insan bulunmaktadır.
Hatta Zekeriyyâ AS a iman eden çok az sayıdaki kişiden bazıları, daha sonra
Zekeriyyâ AS a ihanet etmişlerdir.
İnsanı Allah a yaklaştıran, yalnızlığıdır. İnsanı
olgunlaştıran hüznü ve dertleridir. Onu şımarmaktan ve Allah a isyandan aciz
kılan şey acizliğidir. Dünyanın geçici olduğu ve ahiretin gerçek yurdumuz
olduğunu bize öğreten yegâne şey de üzüntülerimiz ve acizliğimizdir. Yalnızlık,
değer verdiğimiz hiçbir şeyin kabre bizimle birlikte gelmeyeceğine de en güzel
işarettir.
Abese, 33-35
Yusuf, 85.
Şuara, 186.
Hud, 43.
Teğâbün, 14.
Kasas, 24.
Yusuf, 86.
Meryem, 23.