BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM;
Âlemlerİn Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)›a hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya, âline ve sahabelerine olsun.
Yaşadığımız hayat, dünya hayatıdır ve bu hayat ahiret hayatı için bir imtihan olarak tasarlanmıştır. Bu hayat ebedi değil geçici bir hayattır. Gerçek ve sonsuz olan hayat ahiret hayatıdır. Dünya hayatını geçici, ahiret hayatını ebedi olarak yaratan Allah’tır. Dünya hayatı, ahiret hayatının tarlasıdır ve bir oyun, eğlence ve övünmeden ibarettir. HADİD 20: “Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve daha çok mal ve evlât sahibi olma isteğinden ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibidir ki, bitirdiği ziraatçıların hoşuna gider. Sonra kurur da sen onun sapsarı olduğunu görürsün; sonra da çer çöp olur. Ahirette ise çetin bir azap vardır. Yine orada Allah’ın mağfireti ve rızası vardır. Dünya hayatı aldatıcı bir geçimlikten başka bir şey değildir.” İnsanlar dünya hayatını, bu hayat için belirlenmiş sınırlar içinde yaşarlar, inanırlar, inanmazlar, itaat ederler, etmezler, şükrederler veya nankörlük yaparlar ama herkes sayılı nefesi kadar yaşar ve ölür. Ölüm, dünya hayatının en önemli gerçeklerinden birisidir. Hepimiz öleceğiz, ya cehennem için ya da cennet için öleceğiz. Cehenneme gitmenin sebebi, Allah’ın kuluna teklifi olan İslam’ı “din ve düzen” olarak yaşamamaktır. Cennete girmenin yolu ise İslam’a “din ve düzen” olarak bağlanmak ve yaşamaktır. İslamsız bir “hayat düzeni” ile cennet hayali kurmak, boşuna bir kuruntudur. Sadece “inandık” deyip namaz ve oruç ile yetinerek, İslam’ın bütünlüğünü hedeflemeyen bir anlayış ile Allah’ın rızasına erişilemeyeceğinin bilmesi gerekir. MAİDE 41: “Ey peygamber, ağızlarıyla “inandık” deyip, kalpleriyle inanmamış olanlardan ve Yahudilerden küfürde yarışanların hali seni üzmesin. Onlar yalana kulak verirler, sana gelmeyen diğer bir topluluğa kulak verirler, kelimeleri yerlerinden değiştirirler, “eğer size bu verilirse alın, bu verilmezse sakının” derler. Allah birini şaşırtmak isterse, sen onun için Allah’a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar öyle kimselerdir ki, Allah, onların kalplerini temizlemek istememiştir. Onlar için dünyada rezillik var ve yine onlar için ahirette de büyük bir azap vardır.” Günümüzde inkârcı Siyonist Yahudilerin ve işbirlikçi münafıkların İslam karşıtlığında birbirleriyle yarış halindedirler. İşbirlikçi münafıkların ve Siyonistlerin “Yalan Dünya Saltanatı” için dinlerini oyun ve eğlence konusu yapmaları, onlar için hiçbir zaman karlı olmamıştır. Bu durumları onları her zaman helak olmaya götürmüştür. Peygamberimiz buyuruyor: “Altın, gümüş, kumaş ve abaya kul olanlar helâk oldular. Eğer onlara istedikleri verilirse hoşnut olur, verilmezse hoşnut olmazlar.” (Buhari) Şuurlu Müslüman bir toplumun böylelerinin arkasından gitmesi bir isyan ve İslam’dan kopma halidir. Rabbimizin bu hale rızası yoktur. ENAM 70: “Dinlerini bir oyuncak ve bir eğlence konusu edinenleri ve dünya hayatının aldattığı kimseleri bir tarafa bırak. Kazandıkları sebebiyle hiçbir nefis helake düşmesin diye Kur’an ile nasihat et. O nefsin Allah’tan başka ne bir velisi, ne bir şefaatçisi vardır. O, bütün servetini fidye olarak verse, yine de ondan kabul edilmez. Onlar kazandıkları (günahlar) yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. İnkâr ettiklerinden dolayı onlar için kaynar sudan ibaret bir içecek ve elem verici bir azap vardır.” Avrupa Birliğini ve ahlakını, İslam Birliğine ve ahlakına tercih edenler, Faizci Köle düzenini Adil Düzene tercih edenler, milletin malını haksız vergilerle, yasal kumarlarla yiyenler, helali harama karıştıranlar, materyalist eğitim ile milletin evlatlarını İslam’dan uzaklaştıranlar, bunlara rıza gösterenler helak olmaktan kurtulamazlar. Çünkü bunlar açık bir sapıklık içindedirler. İBRAHİM 3: “Dünya hayatını ahirete tercih edenler, Allah yolundan alıkoyanlar ve onun eğriliğini isteyenler var ya, işte onlar (haktan) uzak bir sapıklık içindedirler.” Kur’an bize yolun doğrusunu göstererek nasihat ediyor. Kur’an’ın nasihatine itibar eden bir toplum ancak kedini helak olmaktan koruyabilir.
YOLUN DOĞRUSU
Yolun doğrusu Milli Görüş yoludur. Milli Görüş inancımızın davasıdır. Milli Görüş’ün temel vasıflarından birisi de “İslamsız saadet olmaz” inanışıdır. Milli Görüş; Dünya hayatını ahiret için feda etmek, hayatı “iman ve cihad” olarak görebilmektir. NİSA 74: “O halde, dünya hayatını ahiret karşılığında satanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse biz ona yakında büyük bir mükâfat vereceğiz.” ABD’nin, AB’nin, Rusya’nın, Çin’in yolu batıl ve yanlış bir yoldur. İsrail’in yolu yanlış ve zalim bir yoldur. Bunların yolu; Milli Görüş’ü etkisiz kılarak insanlığı İslam’dan uzaklaştırma yoludur. Bunların batıl ve zalim zihniyetleri Türkiye’yi, İslam âlemini ve bütün insanlığı esareti altına almıştır. Milli Görüş, ülkemizi bu esaretten kurtarmanın mücadelesini vermektedir. Bu mücadelesi ile Milli Görüş, bu güne kadar aşağıdaki hizmetleri başarıyla gerçekleştirmiştir. 1- Milletimizi temsil etmiştir. Milli Görüş ve kuruluşları varsa millet var yoksa yok olur. 2- Milletimizin kurtuluş ilacını temsil etmiştir. Milletimizin kurtuluşu “Adil Düzen” ile mümkündür. 3- Milli Görüş varlığı ile işbirlikçi yönetimlerin daha fazla yıkım yapmasına engel olmuştur. 4- Hayım Nahum Doktrini ile Türkiye’nin İsrail’e vilayet yapılması planlarına varlığı ile engel olmuştur. 5- Bir römorkör gibi Türkiye’yi aslına çekmiştir. Milli görüş çalışmalarıyla millet aslına dönüyor. Milli Görüş, hizmetlerine devam etmektedir. Saadet Partisi iktidarı ile Milli Görüş: Yaşanabilir Bir Türkiye’yi, Yeniden Büyük Türkiye’yi ve hâlihazır “Zulüm Dünyası” yerine “Yeni Bir Saadet Dünyasını” kuracaktır. Çare AK Parti iktidarı değil, Saadet Partisi iktidarıdır. Selam hidayete tabi olanlara…