Siyasilerimizin dilinden düşmeyen kelimelerden biridir bu
vesayet kelimesi.
Cumhuriyet tarihinin her on senesinde bir darbe
olduğundan darbeleri yapanların vesayetinden bahsedilir. Ordu, bizim çocuklarımızdan
meydana geldiğinden darbe yaptıklarında övmek, düşürüldüklerinde sövmek âdeti
yerleşti huyumuza.
Asıl vesayet bizim yönetimimizi bizden alıp kendilerine
bağlayan vesayettir
Neyi nasıl yapacağımızın kanunlarını terceme yoluyla
aldığımız ülkelerin vesayeti hala devam etmektedir ve arada bir bu vesayetin
devam ettiğini, Sizin değerlerinize aykırı kanun çıkarmayacağız diye garanti
verme ihtiyacını duymakta bazı siyasilerimiz.
Yazarlarımızın ve
siyasilerimizin çoğunluğu darbeler yapıldığı günlerde, Neredeydiniz, dört
gözle sizi bekliyorduk, hoş geldiniz ama geç geldiniz anlamında yazılar yazıp
nutuklar atarlardı.
Aynı zihin özürlü insanlar, darbecinin biri ölünce Kral
öldü yaşasın kral demeye devam ediyorlar.
İslam fıkhı kitaplarında vesayet bölümü geniş yer tutar.
Nisa Suresi nin 11 inci ayetinde:
... (Bu hisseler)
yaptığı vasiyet ve borcu yerine getirildikten sonradır buyurmasıyla vasiyetin
yolu açılmış, Sevgili Peygamberimiz ise üçte bir ile sınırlamıştır: (Ölünce)
amellerinize artış olsun için Allah, size malınızın üçte birini sadaka olarak
veridi (İbni Mace, Sünen, K. Vesaya,
Babül vasıyyeti bissülüs) hadisiyle varisler zarar görmesin diye sınır
belirlenmiş.
Ancak malın üçte birinden fazlasını vasıyyet ederse
varislerin rızası olduğu takdirde geçerlidir. Malın ve bakıma muhtaç çocuklar
ile bakıma muhtaç özürlü insanların velileri olmadığı takdirde yetkili kişi
veya Hâkim kararıyla vesayet yoluyla vasi tayin edilir ve o mal ve özürlünün
yönetimi ona verilir. Toplum, mal olmaktan çıkmadıkça, çocuk gibi ergenlik
çağına ermedikçe, özürlü gibi tedavi olmadıkça vesayet devam eder. İslam
hukukunda, Vesayet, bir işi birine ısmarlama demektir diye yazmış Ömer Nasuhi
Bilmen merhum Kamus unda. Bir mal veya malın menfaatinin, kişinin ölümünden
sonra hayır kastıyla karşılıksız vermektir. Vesayet de o malın veya menfaatinin
vasiyet edenin verdiği talimat doğrultusunda yönetmektir. Vesayet görevini
kabul eden kişi mala, çocuğa veya özürlüye karşı görevini kötüye kullanmayacak.
Onların lehine olan işlemleri yapacak, aleyhine olanları yapmayacak. Çocuk veya
özürlünün bakımına, sağlığına, eğitimine, güvenliğine kendi çocuğu gibi
bakacak. Kurtuluş Savaşı sırasında İngiliz Mandası nı mı yoksa Amerikan
Mandası nı mı kabul edelim tartışmaları uzun zaman almış. Sonunda kabul
edilmemiş ama mandacıların bütün kanunları terceme edilerek kabul edilmiş.
Gündüz vakti aç kalan bir kurt, kadınlar süt sağarken koyun sürüsüne saldırır.
Kadınlar korkudan hepsi bir araya gelirler ve Bir erkek olsaydı diye
bağırmaya başlarlar. Kadınlar bakmışlar ki çoban da, Bir erkek olsaydı diye
bağırırmış. Kadınlardan biri onun erkek olduğunu hatırlatınca o da çomağını
alır ve kurdu sürüden kovar.
Bizler, kılıklı bir erkek çıksa diye beklediğimiz
sürece vesayet bitmez. Vesayet koltuğundan birini indirdiklerinde indireni
oraya bindirirler.