Coğrafyamızda yaşananların tamamı bilinçli ve belirlenen planlar dâhilinde yürüyor. Oyunlar sistematik oluşturulurken, kitleler dönemin koşullarına ve psikolojisine önceden hazırlanıyor. Bundan birkaç yıl önce emperyalizmin başlattığı dalga nasıl da çekici kılınmıştı. Milyonlarca insan bu dalgaya kapıldı ve dalgalandı. Emperyalizm kara dalgalarını olumluya dönüştürmeyi iyi biliyor. Kimi büyüleyici kavramlar bilinçlerde iyice yer ediyor. Kendilerine on yıllarca hizmette bulunmuş kuklalarını nasıl yıllar yılı kamufle ederek korumuşsa, işi bitince kamuflajını kaldırıyor onları en zalim olarak sunuyor. Bölgeyi işgal etti, her parçanın başına birer kral yerleştirdi. Krallarını peyderpey geri çekerken onların ne kadar da zalim olduğunu gösterdi. Onlar ise bölgeyi, ya da ülkeyi yeniden kendine ait kılıyor. Bu sefer de “demokrasi” ve “özgürlük” kavramlarıyla yeni işgaller gerçekleştiriyor.

Kendilerine bağımlı ve sadık olanları tutuyor. Tabiî ki onun da gidecek bir zamanı var.

İslâm coğrafyasını kasıp kavuran “Amerikan-Arap” baharı sonrasında Türkiye de payına düşeni aldı. Her ne kadar güçlü olduğu ve asla Arap ülkeleri gibi olmayacağı ileri sürülse de olayların içine öylesine çekildi ki. Zorunlu ateşin içine düşüldü ne yazık ki

Şu Patroit füzeleri, şu Kürecik Radar Üssü, Şu İzmir’deki NATO üssü neden konuşlandırıldı Neden zorunlu kalındı, Neden ve kime karşı bunlar yapılandırıldı Bu soruları zaman zaman yönelttiğimizde NATO ülkesiyiz gücümüz bu kadar, direnemiyoruz deniliyor!

Türkiye Suriye bataklığına itilirken ve Türkiye ise yaslandıklarına güvenirken ortada bırakılacağını, ateşe atılacağını, bu yangının kendisini saracağını hiç mi düşünmedi Oyunun içine çekilmişseniz, kural koyuculara teslim olmuşsanız dediklerine uymak zorundasınız.

Türkiye çok çarpık psikolojiler oluşturuluyor milyonlar medya üzerinden de yanıltılıyor.

Türkiye uzun yıllardır emperyalizmin güdümünde. Abede güdümünde bir dediği iki edilmediğinde Türkiye’de nedense buna tepki verilmiyor. Hemen bütün batıcılar buna kendilerini zorunlu buluyorlar. Siyasal ayrışmalar yüzünden rol gereği birbirlerine itiraz ediyorlar. Sol diye bilinen partiler ve çevreler iktidarda olsa şu anki mevcut iktidardan asla geri kalmazlardı daha fazlasını yaparlardı. Biraz da neden biz yapmadık onlar yaptı çekememezliği var. Kemal Derviş’in 28 Şubat sonrasında oturttuğu ekonomi politika olduğu gibi devam ediyor. Muhafazakâr iktidar buna sadık kalıyor. Sadece o mu örneğin bir D-8 Uygulaması terk edildi. Bu da emperyalizmin istediğiydi.

Türkiye Suriye bataklığına girdiğinden beri şaşkın. Ne geri adım atabildi ne de vaz geçebildi iddiasından. Emperyalizm öyle bir oyun oynadı ki Türkiye onların arzuladıklarına zorunlu uydu. Suruç patlaması bir tuzaktı istenen amaç elde edildi. Türkiye IŞİD’den ötürü Suriye’ye karadan girme niyetinde değildi. Ama oyun öyle ustaca oynandı ki Türkiye zorunlu bu yangına kendi isteğiyle girmiş oldu. Amaçlanan da buydu.

Türkiye yıllardır Abede güdümünde. Onlardan habersiz bir adım dahi atamıyor. Şu son olayda İncirlik Üssü’nün yeniden açılması –ki zaten açıktı- teslim oluştan başka bir şey değildi.

Psikolojiler öylesine yönlendiriliyor ki İran’ın Batıyla olan uzlaşması ciddi bir rahatsızlık oluşturdu Türkiye’de. Hedef tahtası İran. Nasıl olur da Amerika ile anlaşıyorlarmış diye. Nedense kendilerini hiç tartıya koymuyorlar Adama sormazlar mı: “Siz neden Abede’nin bir dediğini iki etmiyorsunuz Şu Irak, İran, Şu Libya bataklıklarında ne işiniz vardı, neden alet oldunuz ve neden emperyalizmle el tuttunuz Hala tutuyorsunuz. Sizi istedikleri gibi çekip çeviriyorlar, son durum ortada.” Yazık çok yazık. Bizim bu bataklıkta ne işimiz vardı ve başımıza gelenler hâlâ ders olmuyor mu