Sanal kahramanlar üretip sırtından para ve reyting devşirmeye çalışan yarışma programlarından Pop Star da bu hafta ilginç bir tartışma yaşandı Yarışmacılar, programın ilk bölümünde pop müzik parçalarıyla performanslarını sergilerken, ikinci bölümde ise Türk Sanat Müziği okumaya çalıştılar Tabi, hiç birisi bu konuda eğitim almadığı, daha da önemlisi sanat müziğine ilgileri olmadığı için ortaya, "Tamburam ne çalar, ben ne söylerem" durumu çıktı... Hemen hemen tüm yarışmacılar, doğru dürüst bir icracının ağzından dinlendiğinde keyif verecek birbirinden güzel parçaları, deyim yerindeyse katlettiler Makamları tutturamadılar, usülleri perişan ettiler, yavaş yürümesi gereken bölümleri tiz çıkarak boğdular Mesela, Zeki Müren in "Şimdi uzaklardasın, gönül hicranla dolu" şarkısını, sanki pop müzik parçası yorumlar gibi okumaya kalkıştılar
Ortaya çıkan kepazeliğe Pop Star yarışmasının jüri üyelerinden Yıldız Tilbe nin yaptığı yorum dikkat çekiciydi Tilbe, "Biz TRT kuşağının temsilcileriyiz. Bizim zamanımızda TRT ekranlarında Türk Sanat Müziği, Türk Halk Müziği programları olurdu Bizler bunları dinleyerek büyüdük. Kulaklarımızda dinlediğimiz bu müziklerin tınıları vardı. Bugün yetişen nesil ise, televizyonlarda pop, arabesk ve fantezi müzikten başka bir şey dinleyemiyor. Bu çocukların Türk Sanat Müziği ne bu kadar yabancılaşmasının temelinde, 20 tane televizyonda bu tür müziklerin yayınlanmamasıdır" şeklinde bir yorum yaptı. Kültürel yabancılaşma veya kültürel deformasyon Özel televizyon kanallarının palas pandıras hayatımıza girmesinden sonra, bu toprağın sesi, bu toprağın soluğu olan müziğimizde çok açık bir dejenerasyon yaşandı. Özel televizyon kanalları, pop müziğin yaygınlaşması ve dinlenmesi yönünde vargüçleriyle çalıştılar Medya kanalıyla şişirilen isimlerin, "Bandıra bandıra ye beni, Yakalarsam " gibi ipe sapa gelmez şarkıları, piyasayı ve kulaklarımızı esir aldı Kimin eli kimin cebinde belli olmayan sanatçı müsveddelerinin hayatları, magazin kılıfıyla evlerimizin içine sokuşturuldu.
Türk Sanat Müziği ve Türk Halk Müziği, üvey evlat gibi kenara konuldu Bu müzikle uğraşanlar, magazin medyasına çarpık-çurpuk ilişkileriyle malzeme olmadığı için, görmezden gelindi, kenara köşeye atıldı Yaptıkları işleri gösterecek yayın kuşakları daraltıldı Pop müzik sanatçılarına sonuna kadar açılan kapılar, halk ve sanat müziği isimlerinin suratına kapatıldı. Itri nin, Dede Efendi nin, Münir Nurettin Selçuk un, Yıldırım Gürses in, Selahattin İçli nin, Zeki Müren in ve daha nice bestekar-yorumcunun kültürümüze bıraktığı miras, tarihin tozlu raflarına kaldırılarak genç kuşaklardan uzaklaştırıldı.
Bu toprağın sesi olan, Karacaoğlan, Dadaloğlu, Köroğlu, Pir Sultan Abdal türküleri, sadece meraklılarının dinlediği "otantik" bir kimliğe büründürüldü. Ve ortaya çıkan manzara "Şimdi uzaklardasın, gönül hicranla dolu" şarkısını bile pop müzik tavrıyla okuyan, söylediği şarkının ağırlığının farkında olmadan sahnede kırıtan bir gençlik Bu manzaradan utanması gerekenler, hala "Pop Star" yarışmaları düzenleyerek, piyasaya pop sanatçıları yetiştirmeye kalkışanlar değil mi Bu manzaradan utanması gerekenler, halk ve sanat müziğini, kenara köşeye koyup, ipe sapa gelmez sözler, cırtlak seslerle pop müzik okuyanları gözümüzün içine sokan televizyon kanalları değil mi Ekranları tek bir müzik türüne tahsis ederek, kendi ürettikleri popüler kültürü topluma dayatanlar değil mi Televizyonlarda uyduruk halk müziği yarışması yapılıyor Bu yarışmaların amacı bile, sanal kahramanlar üretip, reyting ve SMS geliriyle rant imparatorluğu kurmak.