Hoş geldiniz. Üniversitenize hoş geldiniz. Havasını, suyunu, insanını yakından tanıyıp; farklı farklı kültürlerden yeni tecrübeler edinip, yeni dostluklar kuracağınız üniversite hayatına hoş geldiniz. Kendinizi daha yakından tanıma imkânı bulup, kalbinizi ve kalıbınızı geliştireceğiniz yeni bir yola hoş geldiniz. İşte kendi kendinize kaldığınız, ilk ayrılık, ilk yalnızlık durağına vardığınız yeni hayatınız. Herkesin iştahla sizi bir tornadan geçirip aynı kalıba dökmek için ellerini ovuşturduğu bu eşiğe hoş geldiniz. Sizin enerjinizi sermaye; aklınızı, vicdanınızı ve emeğinizi kendi emellerine vize yapacak kurtlar sofrasına hoş geldiniz. Her şeyi unutturup aynı türkünün nakaratına bağlayacak eğitim öğütücülüğüne hoş geldiniz. Korkmayın! Bu daha başlangıç. Ve hepsi geçecek, elinizde yaralı bir kalp ve hüzünle dönüş vakitlerine erişeceğiniz günler de gelecek. Peki, ne diyorsun diye soruyorsunuz Size yeni bir şey söylemiyorum sadece dünyayı ve etrafınızı iyi okuyun diyorum.

Belki gittiğiniz şehirler üstünüze üstünüze gelecek, belki alışamayacak belki sevemeyeceksiniz. Ama unutmayın!  Gözünüz sadece nefsinizin görmek istediklerini talep ediyor ve siz de göremiyorsanız, hiçbir yer sizi sarıp sarmalamaz. Eğer gözünüz ve yüreğinizle bakıp; sevecek, yaşanacak bir parça bulabilirseniz orası sizin cennetiniz olacak. Eğer biraz daha dikkatli bakıp görmeye çalışırsanız sizi bir diplomanın ötesine taşıyacak, okulun verdiğinden fazlasını bulacağınız AGD ile tanışabilirsiniz. Tanışırsanız n’olacak Sizin yürüyüşünüze karışmadan size insanı merkezi alan bir bakış ve sevgiyi ve şefkati aynı zamanda hakiki kardeşliği de verecek bir dünya düşüneceksiniz, yepyeni bir dünya… Ezilenlerin olmadığı, sömürünün, tahakkümün, baskının ve adaletsizliğin olmadığı yeni bir dünya verecek. Mazlumdan yana bir dünya. Emekten, haktan, hukuktan yana bir dünya… Aşkla, inançla yaşanan herkese saygılı, fikir ve düşüncenin özgürce ifade edildiği bir dünyayı bulacaksınız sinenizde kor kor yanan…

Her şeyin etiketten, her şeyin makamdan, paradan ibaret olmadığı bir insanın huzuru için bütün dünyaya dur diyebilecek bir iradeyi kuşanacaksınız. Yalancı kahramanların fason kükreyişlerini değil, inancın ve aşkın yani hakikinin esaslı yürüyüşüne, kadim bir yolda olmanın sevinci ile ortak olacaksınız. Bana ne dünyanın albenisine, Karun’un hazinelerine, bana ne küresel emperyalistlerin iltifatına, bana ne Amerika’dan diyebilecek bir adanmışlık yükleneceksiniz. Varsın vali, milletvekili, bakan, başbakan olmayayım, varsın sarayda, köşkte, külliyede oturmayayım ama insana dönük bir yüzüm, pak bir alnım ve hiçbir bedele gitmeyecek ruhum olsun diyeceksiniz. Biraz toprakla yağ alıp, ekmekle yerim yeter ki dünyaya adalet hâkim olsun diyebilirsiniz.  İşte yolda olmanın ve her gün yeryüzüne mesuliyet duygusu ile uyanmanın o kuşatıcı esintisi ile yürüyeceksiniz. Dört fakülteden mezun olacak, ilmek ilmek adil bir dünyanın kurulması için aşkla yanacaksınız.

AGDde güzel arkadaşlar var. Sizi terminalde, havaalanında bekliyorlar, yüzleri tebessümlü, gönülleri ve sofraları geniş. Muhabbet bağının kıymetli yiğitleri sizleri bekliyor ve sizi, siz olduğunuz için seviyorlar. Sayfalarını, sofralarını, üzüntü ve sevincinizi paylaşmak için onlar hazır. Sizler de hazırsanız, başka bir yol, yoldaş aramayın. Çünkü onlar dilleri, renkleri, insanları, birer ayet olarak görüyorlar. Onlar, farklılıkları eritmek, yok etmek için orada değiller; onlar farklılıkların bir kıymet, bir zenginlik olduğunu biliyorlar ve kimseyi ötekileştirmek için değil kucaklamak için varlar. Ve onlar size bütün samimiyetleriyle sesleniyorlar ve “Üniversitene Hoş Geldin” diyorlar.  Hoşça bakın zatınıza…

TAŞ GEMİ

“O YAR GELİR

O yar gelir, yazı ya yaban gül olur

Yüzün görsem tutulur dilim lal olur

Aşka düşen divane gezer delolur

Evlerine vara gele usandım

El kızını ben kendime yar sandım

Yüreğime hançer soktu gül sandım

Mezarımı derin kazın, dar olsun

Altı lale, üstü çimen bağ olsun

Ben ölürsem sevdiceğim sağ olsun”

(Halk Türküsü / RUHİ SU’dan dinlenebilir.)

Bize Kadar

1- Herkes o kadar çok konuşuyor ki biraz susalım.

2- Herkes o kadar çok biliyor ki biraz bilmeyelim. Öğrenmek için aç, kuru gürültü için tok olalım.

3- Herkes o kadar çok paylaşıyor ki biraz saklayalım. Daha az görünür olalım.

4- Herkes o kadar çok eleştiriyor ki biz biraz yapalım. Kırılanı, döküleni toparlayalım ve mıntıkamızı temizleyelim.

5- Herkes o kadar çok kan istiyor ki biz yaşatmaya çalışalım.

6- Herkes kendi haklılığını hak biliyor, biz hakkı konuşan değil yaşayan olalım. O dedi, bu dedilere kulak asmadan, at yarışı spikerliğini bırakıp duyduklarımızla değil de yüreğimizle konuşalım.

7- Sosyal medyanın zehrini taşımayalım içimizde, ondan da olabildiğince uzak duralım.

8- İyilikleri teşvik edip kötülüklere set olalım. Çokça yorulalım.

DAĞARCIK

Tarih; aslında, insanlığın “suçlarının, çılgınlıklarının ve felaketlerinin” kaydından pek fazla bir şey değildir ama tecrübenin bize öğrettiği o dur ki halklar ve devletler tarihten asla hiçbir şey öğrenmemişlerdir… -(Hegel, Tarih Felsefesi)

“Geçmiş asla ölü değildir, geçmiş, geçmiş bile değildir.” -(William Faulkner)