Müslümanlara özgü, kendileri için anlamlı ve geçerli olan kavramlarını özümsemedikçe, kavramları hayata yeniden geçirmedikçe sağlıklı bir düzlemde olmaları beklenemez. Müslümanları özgün kılan özel kavramlarıdır. Bu kavramlar onların asıl yanını belirler. Kimi kavramlar vardı ki bütün insanlığı ilgilendirir. Kimi de sadece Müslümanları. Bütün insanlığı ilgilendiren ve Müslümanlarca da geçerli olan ana kavramların başında adil olmak gelir. Bu, bireyden topluma, yönetenlere kadar hemen herkesi kapsar. Kul hakkı diye bilinen bir sorumluluk alanı var. Bir insanın bir başkasına zulmetme hak ve yetkisi yoktur. Özellikle bir Müslüman hemen her canlıyı korumak ve gözetmek durumundadır. “Kul hakkı” diye bilinen sorumluluk ağırdır. Bir müslüman özellikle bunun bilincinde olma durumundadır. Bir insan musallaya konulduğunda helallik istenen şeylerin başında hak gelir. İnsanlar üzerlerindeki hakkı helâl etmedikçe musalladaki sorumluluktan kurtulamaz.

Adalet kavramı da bunların başında gelir. Müslümanları ilgilendiren kavramlar da bulunuyor. Müslüman olmayanlar zaten birçok haktan vazgeçmişlerdir. Onlar artık o kavramların alanı içinde yer almazlar.

Müslümanların en temel kavramlarından biri de “ümmet” olma bilincini kavramalarıdır. Müslüman ümmeti Sevgili Peygamberimizin dairesi içinde bulunmadır. Onun gölgesine sığınmadır. O’nun dairesine ve yoluna girmedir. Allah Elçisi de ümmetini gözetir. Mucizelerinden biri de henüz dünyaya gelir gelmez, secde hâlinde olması ve ümmetini mırıldanmasıdır, yakarıda bulunmasıdır. Miraca vardığında da tek yakarısı ümmeti çevresindedir. Allah’ın cemalini ve güzelliklerini görme, ona vasıl olma, onda erime ve yok olma sonsuzluğunda ümmetini düşünmesidir.

Ümmet bilinci Müslümanların kardeşlik bilincidir. Sevgili Efendimizin önderliğinde birbirini sevmesi, birbirine dayanması, bağlanması, eşlik etmesi, bir yöne bakma ve yürümedir. Sevgili Efendimizin çatısı altında buluşma, aynı gölgeye sığınma, aynı nehirde akmadır. Bunun en somut göstergesi hac ibadetinde, günlük namazlarında, acı ve sevinçlerindeki buluşmalarıdır.

Yüzünü batıya çevirmiş veya gönül vermiş olanların tedirgin oldukları, kaçtıkları kimi kavramlar bulunuyor. Bunların başında “şeriat” ve “ümmet” kavramları gelmektedir. Müslümanların üzerine ağdırılan yabancılığın etkisi salt batıcıları ve batıya gönül vermiş olanları etkiliyor değildir. Müslüman olma bilincinde olanların de ürktükleri, kaçtıkları kavramlardır bunlar. Bu kavramlar öylesine olumsuz tanımlanmışlardır ki onlar söz konusu olunca kaçılıyor.

İslâm veya müslüman olma bilinci insanlık ve insanî olma sorumluluğunu gerektirir. Müslümanlar ümmet bilinci kavramı altında daha güçlüdürler, daha güvendedirler, daha sağlıklıdırlar. Batılılar Müslümanların üzerine ağdırdıkları olumsuzluklar dağılmalarına nedendir. Çok çabuk de etkileniyorlar. Emperyalizmin Müslümanlar üzerinde estirdiği olumsuzlukların temelinde güvensizlik oluşturmak var. Emperyalizm savaşını çok yönlü sürdürüyor. Müslümanları etkisiz kılmak adına hemen her yola başvuruluyor.

Müslümanların kendini güçlü kılan kavramlardan uzaklaşmaları, kopuşları onların felaketleri oluyor ne yazık ki. Ümmet olma bilinci insanları sıradanlıklardan, parçalanmışlıklardan koruyor ve kurtarıyor. Ümmet olma bilinci Müslümanların birlerini sevmelerini, bağlanmalarını özgür olmalarını sağlıyor. Ümmet bilincinden kopmak emperyalizme ve yabancılığa teslim olmadır. Müslümanlar özlerini oluşturan kavramlara daha sıkı bağlanmak durumunda olmalı. Onları daha diri, daha güçlü kılmayı sağlamalı. Olumsuzluklar ancak bilinçle, sevgiyle, bağlılıkla ve özveriyle aşılabilir. Yoksa altından kalkılamaz bir sürece girilmiş olur. Bu da Müslümanların yıkımı demektir. İslâm milleti bütünlüğünde İslam ümmeti özü bütünleşince her şey çok daha anlamlı olur Müslümanlar için. İslâm milleti ve İslâm ümmeti bilinci vurgusu iyice özümsenmeli.