Bir milleti parçalamanın tek yolu insanları ırklara, kavimlere ve parçalara bölmektir. Bu, Fransız İhtilalinden beri bir ideolojidir. Ayrıştırıcı, bölüştürücü, parçalayıcı, birbirine düşman edici, onulmaz bir hastalık. Giderek kangrenleşen, önüne geçilemeyen büyük bir belâ, veba.

İslâm milletinin içinde bulunduğu durum bunu yeterince açıklıyor. Giderek de dağılıyor. Irkların veya kavimlerin kimlik bulması adına sürdürülüyor bu yaklaşım. Kabul de görüyor. Çünkü egemenliği eline alanlar gücü sadece kendilerine dönük olarak kullanıyorlar. Adalet ve hakkaniyet o andan itibaren ortadan kalkıyor.

Hz. Ömer, ölüm yatağında arkadaşlarını uyarırken önemli yaklaşımlarda bulunuyor. Önerdiği arkadaşların zaaflarını dile getiriyor. Buna en çarpıcı örnek Hz. Osman’dır. “Sen kabilene düşkünsün” diyor. Aslında bu, bir uyarı. Zamanla da onun bu öngörüsü Müslümanların dağılma sürecini başlatıyor. Veya bu kimi çevreler için bir neden olabiliyor.

Müslüman toplumların tarih boyunca başlarının belâsı oluyor bu durum. İnsan doğası böyledir. Kendinden yanalık bazan ipin ucunun kaçmasına neden oluyor.

Cumhuriyet ideolojisinin temeli ırk, kavim eksenli oluşu. Bu milleti bir arada tutamayan bir durum. Ne yazık ki bu, giderek artık diğer kesimler tarafından da kabul görüyor. İslâmî düşünüşe sahip olan çevrelerin bu düşünceye evrilmesi düşündürücü.

Bu düşünüş biçimi farkında olunmadan, belki de bilerek, giderek kök salıyor. İdeoloji, kültürünü bu ruh üzerine oluşturuyor. İnsanda duygu ile etki bırakacak olan müziğini, sloganlarını kemikleştiriyor. Buna örnek verecek olursak, medeniyet ruhundan uzaklaştıran kimi şeyler heyecan ile öne çıkarılıyor. Güneydoğu veya İslâm milletinin bir bölgesi ve beldesinde farklı kavimler yaşıyor. Diğer bölgelerde de başkaları ağırlıkta. Karadeniz gibi. İnsanın ruhuna hitap eden kimi şeyler ortak olmayabiliyor. Bazı kavramları ifade etmekten ve dile getirmekten zorlanıyoruz. Bu milleti bir araya getirici buluşturucu durumlar bilinerek göz ardı olunuyor ya da ediliyor. Ama ayrıştırıcı olanlar da bilinçli bir şekilde öne çıkarılıyor. Diyarbakır ya da diğer bölgelerde terör ile savaşılırken, teröristler ortadan kaldırılmaya çalışılırken onlar için işkence olabilecek bir müzik ile gümbürdetiliyor. Artık Diyarıbekir’in Sur beldesi yok, yerle bir. Onun yerine inşa olunacak modernlik beni asla ilgilendirmiyor. Orada bir şehir, bir belde yerle bir edilir yıkılırken “Türkiyem” şarkısı söyleniyor. Bununla bir üstünlük kurulacağı var sayılıyor ve düşünülüyor. Aslında bu onlar için bir başka işkencedir.

Zaten nefret ve öfke ile yapılan hamleler dahasını oluşturuyor ve bu karşılıklı oluyor. Savaşların da bir hukuku var. İnsanı kazanma ve koruma ve hatta gerekirse yaşamaları için fırsat verme. Efendimizin Yahudilerin Medine’de çıkmasına izin vermesi bu açıdan anlamlı. Onlar yapılan anlaşmayı bozmasa, müşriklerle bir olmasa, türlü oyunlara girmese onlara dokunulmayacaktı. Yahudiler savaşta kuşatılırken, onların teslim olunma fırsatı sağlanıyor.

İslâm milleti bir birine sahip çıkarken diğer toplulukların nefretine neden olmamalı. Birbirine yaklaşmanın üslubu ve dili yakalanmalı. Kudüs Müslümanların en başat sorunlarından biri. Kudüs, Filistinli Müslümanlar ve Mescidi Aksa sahiplenilirken bu ruhun özüyle davranılmalı. Bu sahiplenmeyi bütün Müslüman topluluklara yaymalı. Müslüman bir Türkün, Acemin, Arabın, Kürdün ve diğer kavimlerin ortak ruhu ile olunmalı. Çünkü Efendimizin bir uyarısı var. Orada yağ yakıp ışıtmayı, aydınlatmayı sürdürmeyle yükümlü kılıyor Müslümanları. Kudüs mitingine sahip çıkmayan, uzak duranların tuhaf psikolojileri var. Bu İslâm medeniyeti ve kültürünün bir direnişidir. Ne bir partinin, ne bir kavmin, ne de cemaatin sorunu. Bütün Müslümanların sorunu. Kudüs’ün düşüşü Mardin’in, Diyarbakır’ın Urfa’nın da düşüşü. Oradan batıya doğru etkileri çok ağır olur. Oradan doğuya, güneye, Mekke’ye ve Medine’ye yansır. Emperyalizmin oyunu büyük ve çok yönlü.

Müslümanların ortak dili ve ruhunu yakalamak önemli. Bunun için sık vurguladığımız ev merkeze aldığımız: İslâm milleti, İslâm ümmeti, topluluğu ve devleti. Bu öne çıkmalı.