DAHA Irak’ın işgali gündemde değilken ABD ve koalisyon ortakları Irak’ın Kuzey’inde Uçuşa Yasak Bölge ilan etmişler, Saddam’ın bu bölgeye müdahalesini engellemişlerdi. Sebep ise Peşmerge’nin Saddam saldırılarından ve katliamından korumaktı. Böyle bir gerekçeye karşı çıkmak mümkün değildi. Ne var ki, ilan edilen Uçuşa Yasak Bölge Irak yönetimine kapalıydı ama ABD ve koalisyon ortaklarına açıktı. Bir başka ifadeyle Irak topraklarının bir bölümü Irak merkezi yönetimine kapatılmıştı ama sömürgecilere serbestti. Bu bölge ABD ve müttefiklerinin kontrolüne bırakılmak suretiyle sadece Irak yönetimine kapatılmamış aynı zamanda Çekiç Güç adı altında oluşturulan bir ABD askeri gücü bölgeye yerleşmiş, bir yandan Peşmerge’yi öbür yandan da PKK terör örgütünü eğitimden silahlandırmaya kadar geleceğe hazırlamışlardı. Bu Uçuşa Yasak Bölge’nin sonraki yıllarda Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi’ne dönüştüğünü sanıyorum bilmeyen yok. Geçmişte Irak’ta adı Uçuşa Yasak Bölge olmakla birlikte aynı bölgenin sonraki yollarda oluşan bir devletin toprakları haline getirilmiş olması şimdilerde Suriye’de oluşturulması gündemde olan Güvenli Bölge’nin gelecekte bir başka oluşumun hazırlığı olma ihtimalini akla getiriyor.

Bu noktada Kuzey Irak’ta sınırımıza yakın bölgede bir Güvenli Bölge oluşturulması fikrinin Türkiye’ye ait olduğu akla gelebilir. Yani Türkiye’nin istediği bir uygulama ile Kuzey Irak’taki Uçuşa Yasak Bölge arasında bağlantı kurulması zorlama bir değerlendirme olarak düşünülebilir. Türkiye yaklaşık 3 yıldır Kuzey Suriye’de bir Güvenli Bölge oluşturulmasını istemesine karşılık ABD ve yandaşları bu isteğe karşı çıktılar. Ne oldu ise birden bire tavırlar değişti. Tavırların değişmesi, yani Kuzey Suriye’de Güvenli Bölge oluşturulmasının ABD ile IŞİD’e yönelik operasyonda Türkiye’nin birlikte operasyon yapma kararı, ayrıca İncirlik Üssü’nün ABD’nin kullanımına açılmasının ardından gelmesi ister istemez işin içinde bir takım pazarlıkların olduğunu akla getiriyor.

Medyaya yansıyan haberlerde IŞİD’e yönelik ortak hareketin hedefinin IŞİD’in oluşturulmasına karar verilen güvenli bölgeden uzak tutmak olarak belirtiliyor. Bu noktada akla gelen soru, IŞİD düşünülen Güvenli Bölge’den uzaklaştırıldığında ne olacak Ortaya çıkan bu Güveli Bölge kimlerin kontrolünde olacak Söz gelimi PYD’nin kontrolüne geçecekse o zaman Suriye’de de Kuzey Irak’taki oluşuma benzer bir yapı meydana çıkacak demektir. Böyle olunca da sınırımızda oluşturulan Güvenli Bölge’nin Türkiye’nin güvenliği ve isteğinin hayata geçirilmesi ile bir alakasının olmayacağını söylemeye bile gerek yok.

Yine geçmişe yönelik bilgilerimizi tazelemek istersek, Türkiye uzun yıllar Kuzey Irak’ta herhangi bir oluşuma kesinlikle karşı olduğunu açıkladı. Hem de iktidar da hangi parti bulunursa bulunsun Kuzey Irak’taki bir oluşum kırmızıçizgimiz olarak ilan edildi. Ama sonunda Kuzey Irak’ta sözde özerk, esasta bağımsız bir yapı oluştu. Aynı durum Suriye’de oluşturulması düşünülen Güvenli Bölge söz konusu olduğunda çok daha tehlikeli bir gelişmeye zemin hazırlayabilir. Çünkü Güvenli Bölge olarak nitelendirilen alanda PYD’nin hâkimiyet kurması burada yeni bir Kürt devletinin temelinin atılması ve İsrail ile burası arasında bir koridorun oluşturulması anlamına gelir. Eğer hafıza kaybına uğramamış isek tüm bu ihtimalleri düşünmek durumundayız. Aksi halde son pişmanlık ve yanılmışlık itirafı işe yaramayacaktır.