PARİS TE meydana gelen terör olaylarının ardından

Hıristiyan dünyada var olan İslam ve Müslüman düşmanlığı dehşet verici

boyutlara ulaşırken, gelişmeler karşısında sinen, kendini sorumlu tutan İslam

dünyası Hıristiyanlarla tepki konusunda yarışa girmiş görünüyor. Hâlbuki

tepkinin tepkiyi tetiklemesi, sonunda kabaran öfkeye zemin hazırlamasının

terörü önlemede bir katkısı olmayacağını, hatta azdıracağını pek düşünen

görünmüyor. Terör sadece Paris te yaşananlarla ortaya çıkmış değil. Kaldı ki

terör sadece terör örgütlerinin işi de değil. Bugün serinkanlı düşünüldüğünde

terörün devletlerce desteklendiğini, terör örgütlerinin dünyayı sömürmek için

bir araç olarak kullanıldığını görmemek mümkün değil. Hatta İsrail gibi bazı

devletler terörü devlet politikası haline getirmiş durumdalar. Bu bakımdan

İsrail in bugüne kadar terör devleti olarak ilan edilmemiş olması,

Filistinlilere karşı sürdürdüğü cinayetlerden sorumlu tutulmayışı bile bazı

devletlerin terörle kol kola yürüdüklerini göstermeye yetecektir. Bunun yanında

Irak ın yıllar önce işgalinden bu yana bu ülkede yaşanan çatışmalarda hayatını

kaybeden insanların sayısının milyonla ifade edildiği, Afganistan da ise yine

ABD nin başını çektiği güçlerin işgalinden bu yana çatışmaların devam ettiği,

bu ülkede de hayatın kaybedenlerin sayısının milyonlarla ifade edildiği

unutulmamalıdır. Suriye, Yemen, Libya da bozulan düzenin ardından yaşananlar

dikkate alındığında aslında Üçüncü Dünya çoktan başladığı ve devam ettiğini

söylemek yanlış bir değerlendirme olmaz. Kaldı ki, bu saydığımız ülkelerde

yaşananların aslında Üçüncü Dünya Savaşı nın sürdüğünü anlatan bir kitap bile

yayınlanmış durumda. Bugün yaşadıklarımız ile Birinci ve İkinci Dünya

Savaşı nda yaşadıklarımız arasındaki fark geçmişte bazı devletler aralarında

oluşturdukları ittifaklarla iki cepheye ayrılmış ve bu iki cephe arasında

savaşlar yaşanıyordu. Şimdi ise güç bende diyen devletler ülkeleri tek yanlı

işgal ediyor; bu işgallere karşı ortaya çıkan direniş örgütleri de işgalciler

tarafından terör örgütü olarak nitelendiriliyor. İster istemez çeşitli ülkeler

bozulan dengelerin ardından ortaya çıkan acılar insanları bir arayışa itiyor.

Bunun da ötesinde sömürgeci güçlerin doymak bilmeyen iştahları sömürülen

ülkelerde tepkilere yol açıyor. Bozulan dengeler sınır tanımayan sömürü ve

sömürü uğruna milyonlarca insanın hayatını kaybetmesini normal bir gelişme imiş

gibi takdim eden utanmaz sömürgecilere karşı oluşan tepkiler giderek yeryüzünü

saran terörün zeminini oluşturuyor.

Bu bakımdan terörü lanetleyerek terörün son bulacağını

düşünmek yanlış bir yaklaşımdır. Özellikle sömürgeci Batılı ülkeler sömürü

uğruna dünyanın dengesini nasıl bozduklarını, bozulan dengenin çeşitli

tepkilere yol açtığını görmeleri gerekiyor. Bu arada, terör örgütlerini kendi

çıkarları uğruna destekleme sonucunda o silahın bir gün kendilerine de

dönebileceğini görmeleri gerekirdi. Eğer dünya devam eden Üçüncü Dünya

Savaşı nın son bulması, yeryüzüne barışın hâkim olması gerçekten isteniyorsa

sömürgeciler tüm insanları eşit olduğunu, yeryüzünün zenginlerinin sadece

kendilerine ait olmadığını, birileri sömürdükleri sebebiyle patlayıncaya kadar

yerken milyarlar aç yatarken, ülkelerinde yaşama hakkı kalmayan insanların

hayatı Akdeniz ve Ege nin soğuk sularında son bulurken, bu insanlara kucak

açmak bir yana ellerini bile uzatmayanların terörden şikâyet etmeye hakları

olabilir mi

Sömürgecilerden çok İslam dünyasının yaşananlar

karşısında kendilerini sömürgecilerin insafına terk etmek yerine çözüm

aramaları gerekir. Böyle bir silkiniş, sömürü karşısında ayağa kalkış belki

sömürgecileri çıldırtabilir ama bu işin başka kurtuluş yolu da yoktur. Yoksa

Paris te meydana gelen ve 129 kişinin ölümü ile sonuçlanan terör saldırısının

ardından Ürdün Kralı Abdullah ın, Üçüncü Dünya Savaşı yla karşı karşıyayız

uyarısında bulunması Batılı sömürgecileri etkilemeyecektir. Çünkü tek yanlı

olarak savaşı başlatanlar ve sürdürenler onlardır. Ve bu savaş Paris olayları

ile başlamış değil yıllardan beri devam etmektedir.