Nisan ayının son günlerinde Adıyaman, Siirt ve Bingöl illerini ziyaret ettim. Bu üç ili belediyecilik açısından gözlemledim ve çarpıcı sonuçlara şahit oldum.

Önce Adıyaman... 1980 li yıllarda bu ile gittiğimde bakımsız bir kasaba görünümünde idi. Yolları çamurlu, çarşısı ilkel, evleri bakımsızdı. Bu son ziyaretimde dağlar kadar farklı bir Adıyaman la karşılaştım,

Adıyaman halkından bu efsanevi farkın sebebini sordum. Öğrendim ki, 1994-2004 arasında Adıyaman da iki dönem Millî Görüş Belediyecilik Modeli uygulanmış. Geniş yollar açılmış, resmi binalar yenilenmiş, üniversite için arsa tahsisi yapılmış, yapımı tamamlanmış ve hizmet vermeye başlamış. Caddeler, iş yerleri, okullar ve yeşil alanlarıyla 250.000 nüfuslu modern, güzel, hareketli ve yaşanabilir bir şehir görünümü kazanmış. Bu şehirde yapılan belediyecilik hizmetleri insanın gözünün içine girecek kadar açık. Yine öğrendim ki, 2004 sonrası, AKP li belediye, rutin hizmetler dışında, yeni bir hizmet üretememiş. Adıyaman halkı da olup bitenin tamamen farkında.

Daha sonra, Siirt e yolum düştü. Belediye AKP li... Siirt in bakımsız bir şehir görünümü var. Geçen dönem , başbakan seçen il burası mı, diye düşündüm. Hayret!.. Hele o şehir içi yollar... Siirt halkı bu yolları "harabe"ye benzetiyor. Anlaşılıyor ki, sayın Başbakan ın İstanbul Belediye Başkanı iken, "Millî Görüş Belediyecilik Modeli"ni uygulaması sebebiyle gösterdiği başarının küçük bir parçası bile bu şehrimize yansımamış. Çünkü, sayın Erdoğan ın o günkü çalışma programı ile bugünküsü çok farklı... AKP modelinin çözüm olmadığı, iflas ettiği o kadar açık ki.

Şimdi Bingöl deyiz. AGD Başkanı Muhiddin Gilli ve Final Dersanesi Müdürü sevgili dostum Zihni Çapın ile birlikte şehri dolaşıyoruz. Bir Bingöllü şehir içindeki bozuk yolları görmemizden dolayı eksikleniyor ve diyor ki: "Hocam, kusura bakmayın, bizim yollarımız patates tarlası gibidir." Bir başkası söze karışıyor: "Bundan daha kötü belediyeciliğin nasıl olacağını düşünemiyorum." İşte, diğer AKP li belediyenin manzarası da bu...

Bu üç ilde gördüğüm manzaralardan sonra, kentlerin kimliği üzerine kendine özgü düşünceleri olan Araştırmacı-Yazar Kenan Çamurcu nun şu görüşlerinin ne kadar isabetli olduğunu düşündüm: "Millî Görüş belediyeciliği, iki dönemde kentlerde restorasyon ve reformasyon süreçlerini başarıyla yönetmişti. AKP li belediyelere bir anlamda dikensiz bir gül bahçesi emanet edildi. Fakat, AKP nin elinde aynı kentler hızla çöküşe geçti. AKP, Millî Görüş belediyeciliğinin üzerine bir tuğla bile koyamadı. Belediyecilikte sınıfta kaldı."

Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan ise belediyecilikte başarılarının tılsımını şöyle açıklıyor: "Millî Görüşçü belediyeler her zaman hakkın ve halkın yanında olmuşlardır. Belediyelerimizin kapısı her zaman halka açık olmuştur."

Keşke, Türkiye de halkın fırsatı olsa da, -diğer illerde de örnekleri var ama- her insanın fark edebileceği kadar açık örnekler oluşturan özellikle bu üç ildeki belediyecilik uygulamasını herkes yakından görebilse... Hele Adıyaman... Millî Görüş belediyecilik dönemi ile bu dönem arasındaki fark, beyaz-siyah farkı kadar belirgin... Araştırmacılara kaynaklık oluşturacak zengin malzemelerle dolu...

Bu yazımda, bugünkü belediye başkanlarını suçluyor değilim. Sadece Millî Görüş programı ve belediyecilik modelinin üstünlüğünü ortaya koymaya çalışıyorum. Asıl başarı şahıslarda değil, plan, program ve çalışma modelinde olduğunu vurguluyorum. Hala, belediyecilikte "marka" olmayı sürdüren Millî Görüşçüleri "belediyecilik uzmanları" olarak selamlıyor ve başarılarının devamını diliyorum.