Modern hayat insanın sürgünlüğünü hatırlatan her

çelişkiyi, çelişki olmaktan çıkardı. Çünkü kutsala, aşkın olana, aklın ötesinde

mutlak olana başkaldırarak düz bir tutarlılık vaat etti. Gördüğünden,

aklettiğinden ötesi olmayan insan için; unutkanlığı önerdi ve unuttuğu, yok

saydığı oranda mutlu olacağını vehmetti insana... Halbuki, unutmak hakikati

perdelemeye de, insanlığımızın büyük çelişkisini görünmez kılmaya da yetmiyor.

Metropollerde kalmış insan, hayatın akışına karşı

çıkmayı, kendi aleyhine olarak bir çizgiyi sürdürmeye çalışmayı, sınırlı hayat

tasavvuru içinde bir  saçmalık

gördüğünden olsa gerek sürekli çıkmaz sokaklara daldı. Daldıkça tutarsızlaştı,

tutarsızlaştıkça daldı. Halbuki, tutarlılığın hayatın çelişkisini bilerek,

kabullenerek ve ona rağmen takınılan bir tavır, bir yaşama biçimi olduğunu bir

türlü anlamak istemedi. Kendisiyle bir türlü yüzleşemedi.

Kaçındığı bu yüzleşme, ailesiyle, iş çevresiyle ve

arkadaşlarıyla yüzleşmek, daha doğrusu cedelleşmek zorunda bıraktı kendisini.

Kendini arayacak bir güç de bulamadı kendisinde. Hayatın çelişkilerine karşı

uyum kazanmaya çabalasa, ayakta kalabilir, çıkmaz sokaklardan kurtulabilir,

kendisiyle yüzleşebilirdi. Ne var ki dünyayı sürgün yerinden hicret yurduna dönüştüremedi,

bu yüzden de tutarlı kalamadı, tutunamadı.

Metropolle yüzleşmek, tutarlı olabilmek, çelişkiler

yumağı haline getirilen post modern zamanlarda saf kalabilmekle mümkündür. Ama

bunun bir bedeli vardı ve bu bedeli ödemekten sürekli kaçtı insan Ama

gerçeklerden kaçamadı, saflaşmadan hicret yurduna erişilemeyeceğini

kavrayamadı. Kendisiyle yüzleşmekten sürekli kaçmanın bedelini sürgünleriyle

ödedi insanlık ve ödemeye devam ediyor. Eşyanın, hadiselerin, yani hayatın

tutarlı bir besteye dönüşebilmesi için saf olmayı, düz bir çizgide birlik

olmayı göze almalı insan. Başka türlü kendi başına yaşadığı bu açmazdan nasıl

kurtulur, kendini nasıl yeniler

Tutunamayanların tutunduğu ay olan Ramazan, kadrini bilen

insanı yenileyen en önemli süreçtir. Ramazan, açmazlardan kurtaran bir atmosfer

oluşturuyor insana... Sürgününü hicrete dönüştürmek isteyenlere imkân sunuyor.

Hayatı erdemli hale getirebilmek adına metropollere kafa tutma cesareti

veriyor. Tutarlı olmak adına dünyanın çekimine direnme gücü sunuyor. Siyasetin,

ticaretin, fikrin, zikrin, sosyal ilişkilerin, hayata dair her alanın saflığını

koruyacak aşkın ilkelerinizin, kolektif bir şuurla hayatı tanzim etmek adına

tek yol olduğunu gösteriyor. Hayatın güzel ve yaşanabilir bir mekâna

dönüşebilmesini göze alabilenler için muştu oluyor.