Sınır ötesi operasyon gündeme geldiği günden beri görüyoruz ki, Türkiye bu işi, yani sınır ötesi operasyonu yapacaksa tek başına yapmak durumundadır. Hele hele stratejik müttefik gibi sıfatlar yüklediğimiz ABDnin Türkiyeye destek vermesi, yanında yer alması mümkün görünmüyor. Diyebiliriz ki, desteğinden vazgeçtik karşı durmasın yeter. Görünen budur.
Amerikanın Kuzey Irak operasyonunda Türkiyenin yanında yer almasını beklemek zaten işin doğasına ters düşüyordu. Önce Irakı, ardından Türkiyenin de içinde bulunduğu bölge ülkelerini küçük küçük parçalara ayırmak için çeyrek yüzyıl önce hazırlanmış olan bir planı uygulamaya koymuş olan siyonist güçlerin maşası ABDnin bugün Türkiyenin işgali altındaki Iraka yapacağı bir harekata evet demesi başta kendini inkar etmesi anlamına gelirdi.Bu bakımdan görüyoruz ki tüm temaslara ve müzakerelere rağmen ABD PKKya karşı harekete geçmeye niyetli değildir. Türkiyenin de geçmesini istemiyor. Türkiye stratejik müttefik ilan etse de ABD en azından şimdilik Barzani ve PKKyı tercih etmektedir. Bu tercihini hiç gizlemeye bile gerek görmemektedir. Olaylara bu açıdan bakıldığında Türkiye sınır ötesi operasyonunu hiçbir dost ve müttefikinin(!) katkısı olmadan tek başına yapmak durumundadır.
Yıllardan beri Türkiye ABDden işgali altındaki topraklarda terör örgütünün üstlenmesini ve bu üstlerden ülkemize saldırılarını engellemesini istemektedir. Ancak, her talep ve isteğimiz sessizce unutulmaya terkedilmekte, kesinlikle teröristlere karşı bir hareket ve eylem söz konusu olmamaktadır.
Görünen o ki, ABDkendisine ve İsraile vurulduğu takdirde terörden rahatsızdır. Buna karşılık bir başka ülkenin terör saldırılarına muhatap olmasından rahatsızlık duymadığı gibi belli ki bazı planlarını daha rahat uygulayabilmesi için teröre destek vermekte bir sakınca görmemektedir. ABDnin bu yanlış stratejisi yeni de değildir. Vietnamda da yıllarca kan dökmüş, bir ülkeyi yangın yerine çevirmiş, sonunda tutunacak imkanı kalmayınca kendisi ile işbirliği yaban bazı Vietnamlıları uçaklara doldurarak Amerikaya taşımış, geride kalan milyonları yıllarca saldırılarından kurtarmak için mücadele verdiğini söylediği güçlere teslim etmekte bir sakınca görmemiştir.
Demek istediğim o ki, ırkçı emperyalistler için kendilerinden başka dost yoktur. Sadece günün şartları gereği geçici dostluk gösterileri vardır. Ve bu gösterilerde kesinlikle de tek ölçü ABDnin çıkarıdır. Dost ilan edilen ülkelerin ve kişilerin geleceği önemli değildir.
Bu bakımdan diyoruz ki, Türkiye hiç olmazsa son terör olaylarının ardından aldığı sınır ötesi operasyon kararı sebebiyle gerçek yüzünü bir kez daha görme imkanı bulduğu Amerikanın kendisine kesinlikle dost olmadığını/olamayacağını anlamış olmalıdır ve bundan sonrası için dış politikasında yeni bir yol haritası çizmelidir. Artık kesinlikle belli olmuştur ki, Amerika ve siyonistlerin çıkarları ile Türkiyenin çıkarları örtüşmüyor. Türkiyenin yeri ırkçı emperyalistlerin ve maşaların yanı değildir. Bunda ısrar sadece bizi zarara uğratmakta, biz acı çekmekteyiz. Sahte dostlar için acı çekmeye ve zarara uğramaya gerek yoktur. Böyle bir davranış akıllıca da değildir. Artık aklımızı başımıza toplayıp dış politikada yeni açılımları cesaretle hayata geçirmeye çalışmalıyız.
Artık hep birlikte görüyoruz ki, bazı çakallar ABDden aldıkları güç ile karşımıza dikilebilmektedirler. Çünkü, ABDBaşkanı Bush ve Dışişleri Bakanı Rice yaptıkları açıklamalarda PKKya karşı harekete geçmeye niyetleri olmadığını açıkça ifade etmektedirler, niyetlerini gizlemeye bile gerek duymamaktadırlar.
Hele hele son olarak ABD önderliğindeki koalisyon güçlerinin Kuzey Iraktaki ABDli komutanı Tümgeneral Benjamin Mixon, "PKKya karşı hiçbir şey yapmayı planlamadık" demek suretiyle fotoğrafı net bir şekilde görmemize ışık tutmuştur. Tüm bu açıklamalara rağmen gerçeği görmek istemeyenler ülkemizi karanlığa sürüklediklerinin artık farkına varmalıdırlar.