Türkiye nin başkentinin Ankara, yönetim merkezinin de
Ankara olduğunu, dolayısıyla Türkiye nereden yönetiliyor sorusunun cevabını
bilmiyor değilim. Ancak, bu memlekette geçmişte darbecilerin darbe öncesi
ABD ye gidişlerinin darbeye onay almak anlamına geldiğini de bu memlekette
bilmeyen yok. Sadece askeri darbeciler değil, sivil darbecilerin de önce
ABD nin nabzını tutmaya çalıştıkları ve oranın onayını almaya dikkat ettikleri
de biliniyor. Bu arada bir takım sivillerin kuracakları parti öncesinde ABD ye
gidip geldiklerini, oralarda bir takım mahfillerle görüşmeler yaptıkları da
herkes tarafından biliniyor. Bunun da ötesinde son 17 Aralık operasyonu
Başbakan Erdoğan tarafından devlet içinde oluşan bir paralel yapının devleti
ele geçirme hareketi olarak nitelendirildikten sonra Almanya seyahati öncesi
havaalanında düzenlediği basın toplantısında Gülen e mesaj vermek amacıyla,
Türkiye Ankara dan yönetilir. Çıkarsın gelirsin ülkende ne yapacaksan burada
yaparsın demesi de Türkiye de etkili olmak isteyenlerin ilk hareket noktasında
bir değişiklik olmadığını göstermez mi
17 Aralık operasyonunun başından beri doğrudan yana tavır
koymaya elimden geldiğince dikkat ediyorum. Çünkü AK Parti iktidarına yönelik
11 yıldan beri eleştirilerim oldu. Bu eleştirilerimi kendimce bir takım
yanlışlar gördüğümde sürdürüyorum. Buna karşılık kendilerini hizmet hareketi
olarak nitelendiren grupla da istememe rağmen gönül bağı kuramadım. Ama bu
grubu da düşman olarak görmedim. Ancak, onların mensubu olduğum harekete ve
liderine karşı sürekli olarak bir kampanya yürüttüklerini biliyorum. Söz gelimi
bu grup hep Milli Görüş Hareketine karşı mesafeli durdu. Mesafeli durmanın
ötesinde aleyhte kampanyalar düzenledi. Rahmetli Erbakan Hoca nın hükumeti
döneminde yaşananlar hafızalardaki tazeliğini koruyor. Erbakan Hoca nın iktidarına
karşı yürütülen iç ve dış kaynaklı kampanyaya destek verdiler. 28 Şubatçılara
gösterdikleri hoşgörüyü Milli Görüşçülere göstermediler/gösteremediler. Yine bu
ülkedeki her düşünce mensubuna diyalog adına kucak açabilirlerken Milli
Görüşçülere bunu çok gördüler. Bir adım daha atarsak AK Parti ile
oluşturdukları ittifakın ardından ülke çapında AK Parti adına Milli Görüş ün
yolunu kesmek için kampanyalar yürüttüler. Kendi düzenledikleri bir takım
bilgisayar çıktılarını delil gibi kullandılar. 28 Şubat sürecinde
sergiledikleri darbeci tavrı haklı göstermek adına Erbakan ve Milli Görüş
aleyhine çalışmalarını sürdürdüler. Bu tür çabalara Mersin in küçük bir
ilçesinde doğrudan muhatap oldum. Yıllar önce tanıştığım komşum inançlı bir
esnaf arkadaşa her gün bir Milli Gazete bırakıyordum. Maksadım okumaya meraklı
bir tanıdığıma destek olmaktı. Ancak, dükkanında Milli Gazeteyi gören bir takım
kimseler bu arkadaşa ellerinde bir takım bilgisayar çıktıları ile gelerek 28
Şubat sürecinde Erbakan Hocanın dik durmadığını ileri sürerek AK Partide
toplanılması gerektiğini söylemişler. Kısacası arkadaşı Milli Gazete okumaması
için uyarmışlar. Dükkanının önünden geçerken bu arkadaş bir şey soracağını
söyleyerek elindeki bilgisayar çıktısını gösterdi. Söz konusu grubun Erbakan
Hoca ve Milli Görüş aleyhine bir kampanya yürüttüğünü, özünü de aynı iddiaların
oluşturduğunu bildiğim için, arkadaşa doğrudan, Sana bu hayali yalanlarla dolu
bilgisayar çıktılarını getiren arkadaşlara söyle, efendileri ABD de oturarak
burada kampanya yürütmesin. Bizim 4 partimiz kapatıldı beşincisini kurduk.
Liderim yıllarca yargılandı, hapse atıldı ama mücadele alanı olarak Amerika yı
seçmedi diyerek yanından ayrıldım. O arkadaş şimdi hareket aleyhtarlığında
almış başını gidiyor.
Bu anlattıklarım sanıyorum hizmet hareketi ile niçin
gönül bağı kuramadığımı izah eder. Böyle olunca bu konuda yazı yazarken sıkıntı
çekiyorum. İktidara destek versem pek çok yanlışını görüyorum. Cemaate destek
versem bir ateiste gösterdikleri hoşgörüyü Milli Görüş hareketine gösteremediklerini
biliyorum. Bu bakımdan dileğim bu kavganın biran evvel son bulması ve
Türkiye de siyasete müdahale etmek isteyenlerin gelip burada partilerini
kurarak meydanlara çıkmalarıdır. Kapalı kapılar ardında siyaset sadece
karanlıkları koyulaştırıyor.