Son yazımızda özetle ne diyorduk Türkiye ye asıl göz diken ve sinsice işgal etmek isteyen sömürü sermayesidir. Sermaye, beş yüz senelik emeli olan "tek dünya ekonomisi ve tek dünya devleti"ni İstanbul dan yönetmeyi planlamakta... Türkiye özellikle dış borçlarla boğulmakta Türk halkı tarlalarını ekmemekte, fabrikalarını kapatmakta Türkiye de medya ele geçirilmiş Türk yargısı Türkiye yi yıkacak şekilde kullanılabilmekte Sömürü sermayesi Türk halkını dinsizleştirmek, ahlâksızlaştırmak (aile yapısını bozmak), yoksullaştırmak, birbirine düşürmek suretiyle kendisine uşak yapabilmek ve Türklerden oluşturacağı paralı askerlerle dünyayı yönetmek istemekte... Bu plan sermayenin birinci planıdır. Sömürü sermayesinin ikinci planı ise; İran ile Türkiye yi kapıştırmak, savaştırmak ve ikisi de mecalsiz hâle geldikten sonra Ermeni, Gürcü, Bulgar, Yunan halklarını saldırtarak Anadolu da Türkleri imha etmek ve karma halkları yerleştirip onları paralı asker olarak kullanmak istemekte, bunun için çalışmaktadır...
Bu durum karşısında sorulması gereken ve cevabı aranan soru şudur: Türkiye ne yapmalı ve bu saldırılara karşı kendisini nasıl savunmalıdır
IMF ve Dünya Bankası gibi küresel sömürü sermayesinin güdümündeki kuruluşların ekonomi politikalarını uygulayan iktidarlarla bu iş olmaz; nitekim bugüne kadar olmadığı apaçık görüldü. Özelleştirme adı altında her şeyimizi sattık ama dış borçlarımız azalacağına, katlanarak daha da arttı; bu nasıl iş !. Ayrıca, artık patlama noktasına gelen ülke ekonomisinin hâlen içine girmiş bulunduğu süreç, bu söylediğimizin en önemli delilidir.
TÜSİAD gibi kuruluşlar da ülke ekonomisinin çöküntüden kurtarılması için yapılması gerekenleri yapmaz, yapamaz; çünkü onlar sermaye tarafından direkt veya endirekt bir şekilde işgal edilmiştir. Bugüne kadar yap(a)madılarsa, bundan sonra da yap(a)mazlar.
Millî olmayan dışa bağımlı basın-yayın yani medya da yapılması gerekenleri yapamamakta; tam tersine, her fırsatta ve özellikle de kritik dönemlerde dışarıdan üflenen senaryolara göre harekete geçerek bilinen malum şeyleri yapmaktadır.
Bunlardan herhangi biri Türkiye ve Türk halkı lehine küçük bir hareket yapsa; iftira kampanyası hazırdır, millî olmayan dışa bağımlı medya sömürü sermayesi lehine çalışmak için nöbet başındadır, derhal harekete geçer ve bilinen malum şeyleri yapar.
Öyleyse ne yapılacak, Türkiye nasıl savunulacaktır
Yapılacak iş; İstiklâl Savaşı döneminde olduğu gibi Türk halkı yani herkes harekete geçecek, hayatın her alanında faaliyet gösteren bütün kesimler tam bir işbirliği içine girecek, özellikle "halk ekonomisi" güçlendirilecek, halk ekonomisi kuruluşlarına ilmî ve siyasî destek sağlanacak, ülke bir bütün olarak savunulacaktır.
İnsanlık tarihine baktığımızda ve müsbet ilme sorduğumuzda; aldığımız cevaptan anlaşıldığına göre sonunda zafer halkın olacaktır. Bunun böyle olacağına dair birkaç gerekçeyi bu vesileyle bir kere daha hatırlatalım. 1) Sömürü sermayesi yeteri kadar büyümüştür. Sermaye sahiplerinin kendi içlerinde çatışma vardır. Sömürü sermayesi artık çökmekte ve gücünü kaybetmektedir. 2) Sermayenin temel dayanağı olan ABD de halk sömürü sermayesine karşı cephe almıştır. Adım adım onu kenara itmekte ve devre dışı bırakmaktadır. 3) Avrupa Birliği, Rusya, Çin ve diğer büyük devletler sömürü sermayesinin yaptıklarının farkına varmışlardır. Çıkış yollarını aramaktadırlar. 4) En önemlisi, gelişen dünya ve ülkemiz artık merkezi tekel sömürü sermayesine gerek kalmadan da yaşayacak seviyeye ulaşmıştır. Millî Görüş ün "Adil Düzen"i ve "Adil Ekonomik Düzen"i tüm insanlık tarafından yavaş yavaş anlaşılmaya başlanmıştır.
İşte bu gerekçelerden dolayı asla ümitsizliğe düşme yoktur. Sömürü sermayesi ömrünü tamamlamak üzeredir. Herkes elinden geleni yapmalı ve sömürü sermayesinin alternatifi olan "Adil Düzen"e ve "Adil Ekonomik Düzen"e katkıda bulunmalı, ülke bir bütün olarak böyle savunulmalıdır.