Meseleye şöyle bir konuyla başlamak, sanırım daha anlaşılır olur:
F-35’ler... Malum, ABD’li yetkililer, Türkiye’ye, S-400’lerden vazgeçilmesi durumunda, F-35’leri teslim edeceklerini söylediler. İşte, işin özü ve de özeti budur. Zaman zaman, “Türkiye eksen mi değiştiriyor” benzeri sorular sorulmakta. Bu meselenin komplike olduğunu bilmeyen yoktur. Dolayısıyla, haklı olarak, ABD’nin U dönüşü yapmasıyla birlikte, kamuoyunda, başlığa taşıdığımız soru sorulmaya başladı.
Özelde, Sayın Tayyip Erdoğan’ı genelde, AK Parti yöneticilerini güvenilmez kılan en büyük nedenin, bu insanların sabitlerinin olmaması olduğunun düşünülmesidir. Bu düşünceyi haklı çıkaran tonlarca örnek akla gelmektedir.
“ABD güvenilmez mi” sorusuna, rahatlıkla “evet” cevabı verilebilir. Ortaklığa yakışmayan bir yığın uygulamaları var ABD’nin. Bunların bilinmesi ve unutulmaması gerekir. Bunların genelinin böyle olduğunu da bilmekte fayda var.
Rusya farklı mı?
Elbette hayır!
“Denize düşen yılana sarılır” özdeyişinde olduğu gibi; bu meselede de öyle davranmanın doğru olmadığını düşünmekteyiz. Yakın sayılacak bir tarihte Afganistan’a saldırması, bizim tarihimizde de örnekleri olan olumsuz tavırlar sergilemesi unutulur şeyler değildir. Aynı şeyler Çin için de geçerli.
İlla emperyalistlerle beraber olmak, ancak korkakların ve pısırıkların işi olsa gerek. Hem, aralarındaki fark ne, meseleye bu açıdan da bakmak gerekir. ABD’si de, AB ülkeleri de, Rusya’sı da, Çin’i de hep aynı.
Bakın, SSCB dağılırken, Rusya, adil düzene geçmedi. Bunların hepsi Batı sistemini uygulamakta.
Aralarında hiç mi fark yok?
Var elbette!
Diziliş sıraları farklı.
Peki çözüm?
Önce, kendimize gelmemiz lazım. Bizim “biz” olmamız gerekir yani. Tarihteki rolümüzü kuşanmalıyız. İslâm Birliği’nden başka çarenin de çözümün de olmadığına inanarak ancak yola devam etmek mümkün. D-8’ler bunun için kuruldu. Efendim, küresel sistem ürkermiş. “Bana ne küresel sistemden” diyebiliyorsak, işin yarısı çözülmüş demektir.
Türkiye’nin bir yerden bir başka yere dönmesi değil, Türkiye’nin kendine dönmesi gerekir.