TÜRK futbolunda her yıl yaşanan transfer kirliği yeni bir

boyut daha kazanıyor.

Beşiktaş kulübü kendini ispatlamak ve gündeme gelmek için

büyük çaba gösteren Yıldırım Demirören in transfer hatalarıyla belini bir türlü

doğrultamazken maalesef aynı hataya bu seferde Galatasaray düşmeye başladı.

Galatasaray ı hormonal büyütmeye kalkmasıyla, ilerleyen

zamanlarda kulübü  ekonomik zora sokacak

hamleler yapan Ünal Aysal, Roberto Mancini nin istek rüzgârlarını da arkasına

alarak, her gördüğü yabancıyı transfer etmek için büyük çaba gösteriyor.

Ancak elindeki yabancılara ne kadar transfer yapmak için

para verdiyse şimdi de elden çıkartmak için bir o kadar para sayılıyor.

Dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen bu transfer çalışmalarında birçok futbolcu

bedelsiz başka kulüplere veriliyor. Bu konuda Galatasaray ın tahmini zararı 2,5

milyon euro. Çok büyük bir transfer hamlesi yapılmış.

Ama birileri çıkıp ne var kardeşim Ünal Aysal bu kadar

parayı harcayamaz mı diyor. Aysal cebinden harcasa kimsenin umurunda olmaz.

Bugün Yıldırım Demirören Beşiktaş a o kadar transfer yaptı, yüz binlerin önünde

imzalar attırdı, sonra da zarar ettim diyerek giderayak 300 milyon dolarını

geri istedi. Beşiktaş büyük bir çıkmaza girdi. Menemen partileriyle bir süre

idare etti.

Aysal ve Galatasaray ın durumu ne olur bilmiyorum.

Kasımpaşa-Beşiktaş maçının tekrar edilmesi birçok sorunu

da beraberinde getirdi. Kasımpaşalı Donk a cezanın verilmemesi, sahaya

taraftarların girerek futbolculara saldırması ve hakem Barış Şimşek in

vazifesini yapmaması, tartışmalara sebep olurken, MHK Başkanı Zekeriya Alp in

halen görevde kalması çok ama çok şaşırtıcı. Ama aldığımız duyumlar ve

bilgiler, Mayıs ayının sonunda yapılacak olan Olağan Genel Kurul da hem

Yıldırım Demirören in aday olmayacağı hem de Zekeriya Alp in de istifa edeceği

yönünde.

Şu anda da hazırlıklara başlanmış, delegelerle temaslar

ise sürüyor.

Spor daki Bakan değişimi faydalı olacağı beklenirken,

Akif Çağatay Kılıç ın ilk basın toplantısında yaşanan olaylarda sınıfta

kaldığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Uluslararası Doping Merkezi

(Wada) nin  doping kullanan sporcu ve

ülkeler listesinde Türkiye nin 22 sporcu ile ilk sırada bulunmasının utancı

yaşanırken, bazı işgüzar bakan danışmanlarının toplantı  salonuna Bakan ve basın mensuplarının arasına

şerit çekerek ilkellik örneği göstermeleri kabul edilecek bir durum değildir.

Hele spor camiası bu tür hareketleri hiç sevmez ve

benimsemez. Sayın Bakan ı hedef gösterecek ve yapacak davranışlar konusunda

danışmanlarının çok dikkatli olmaları gerekli. Sayın Bakan da bu tür

danışmanları yanında bulundurmamalı. Zaten sporda hiçbir şey yok, tepkiler çok,

bir de üstüne üstlük, bu tür hareketler devam ederse sporumuz bir yıl değil on

yıl daha geri gider. Bakan da hedef tahtasına oturur. Buna da kimsenin hakkı

yok. Bakan Kılıç da bu konulara özellikle de futbola bulaşmaması gerekli.