Toplumsal uzlaşma ya da kurumsal uzlaşma gibi kavramlar ülkemizde sıkça dile getiriliyor. Öyle ki milletin oyları ile tek başına iktidar yaptğı siyasi parti bile seçim meydanlarında millete verdiği sözleri yerine getirebilmek için kurumlar arası uzlaşmadan söz ediyor. Aslında toplumsal uzlaşma diğer ifadesiyle toplumsal sözleşme değil midir
Peki bu memleketin toplumsal sözleşmesi olmadığı için mi iki de bir toplumsal ya da kurumsal uzlaşmadan söz edilir
Hepimiz biliyoruz ki ülkelerin anayasaları toplumsal sözleşmelerini oluşturur Bu ülkede Anayasa yok mudur da iki de bir uzlaşma gündeme getiriliyor Sanıyorum esas sıkıntı bu noktada ortaya çıkıyor. Toplumsal sözleşme anlamına gelen Anayasamız olmakla birlikte Anayasalarımız toplumsal uzlaşma ile hazırlanmadığı, hazırlanışında milletin rolü gerektiği kadar olmadığı için uygulamada sıkıntılar çıkıyor.
Ülkenin içinde bulunduğu bir takım problemlere çözüm bulmak için halkın seçtikleri Meclis çatısı altında çözüm bulamıyor da toplumsal uzlaşmaya ihtiyaç duyuyorsa, seçimlerin anlamı tartışmalı hale gelmez mi Meclis niçin kurulmuş, niçin belli periyodlarla seçimlerin yapılacağı Anayasa ve yasalarda hükme bağlanmıştır
Halkın seçtiği vekilleri problemlere çözüm konusunda son söz sahibi olamıyor, ille de Parlamento dışı bazı güçlerle uzlaşma gündeme geliyorsa o zaman mevcut sisteme ne ad verilmelidir
Bir takım sivil toplum örgütleri baskı grupları olarak devreye girebilir, problemlerin çözümünde farklı teklifler ortaya koyabilirler. Demokrasilerde bunun olması da gerekir. Ancak, uzlaşma adına Meclis iradesi bloke ediliyor, daha doğrusu Meclis iradesi devre dışı kalıyorsa oturup meseleyi yeniden düşünmek durumundayız. Seçim meydanlarında millete karşı bir takım sözler verilirken bu sözlerin yerine getirilebilmesi için partilerin Meclis dışında kimlerin onayını alacaklarını, kimlerle uzlaşma sağlayacaklarını da millete açıklamaları gerekmez mi
Söz gelimi Cumhurbaşkanı seçimi için zaman giderek azalıyor. Nisan ayı ortalarında adayların belirlenmesi gerekiyor. Prosedür Anayasada belirlenmiş. Cumhurbaşkanı da Meclis tarafından seçiliyor olduğuna göre bir uzlaşma söz konusu ise bu uzlaşmanın partiler arasında sağlanması gerekmez mi Kaldı ki, bir parti Mecliste çoğunluğu sağlamışsa, Cumhurbaşkanı konusunda sonuçta belirleyici olamayacak mı Eğer böyle olmayacaksa o Meclisten hiçbir karar çıkmayacak, üçte iki ya da dörtte üç çoğunluğa sahip bir parti hiçbir düşüncesini yasalaştıramayacak demektir. Kısacası çoğunluğun azınlığın iradesine teslim olduğu bir yapı ortaya çıkmaz mı
Elbette demokrasilerde çoğunluğun azınlığa tahakkümü söz konusu olamaz ama, azınlığın da çoğunluğu bir kenara itme hakkı hiç olamaz. Buna karşılık Mecliste daha çok oyu alan fikir kabul görecektir. Sistemin başka türlü işlemesi ve işletilmesi mümkün olamaz.
Bu bakımdan toplumsal ve kurumsal uzlaşmadan söz edenler, özellikle siyasiler bundan ne anladıklarını açıklamak, daha doğrusu toplumsal sözleşme ve kurumsal uzlaşmanın çerçevesini çizmek durumundadırlar. Çerçevesi ve muhtevası belirlenmemiş bir kavramın arkasında siyaset yapmak ya da siyasileri o kalıba sokmak isteyenlerin durumu tam bir keyfilik arz eder. Ülke yönetiminde ise keyfiliğe yer olamaz. İnsanlık keyfi yönetimden çok zarar gördüğü için demokrasi fikrini gündeme getirmedi mi Eğer milletin seçtiklerinin kararı geçerli olmayacak, gücü elinde bulunduran atanmışların istediği olacak, bir başka ifade ile keyfi yönetim iyiydiyse niçin bunca mücadele verildi