Empati yapmak, kendisini onun yerine koymak anlamında bir kavram. "-Mış gibi yapmak" değil, gerçekten onun yaşadıklarını hissedebilmek, yüreğinde duyumsayabilmek Üzerinde tartışma yapılmasına bile yasak koydukları bazı kavramları kendi fıtratlarınca ve meşreplerince sömürenlerin çok uzağında bir kavram bu. Anlamaya çalışmak bir yana, kendi arzuladığı dünyanın hakim kılınması yönünde işin bir boyutuna baskı mekanizmasını da koymaktan çekinmezler bunlar. Demokrasi derler, demokrasinin içini boşaltırlar Laiklik derler, laiklik kavramına kimsenin çözemediği şifreler yüklerler Çağdaşlık derler, bilimsellik derler, ortaya kuru slogandan başka bir şey koyamazlar.

Bu konuda defalarca yazı yazdık Medyamızın toplumumuza bakış açısını böyle arızalı ve hastalıklı bir zihniyet olarak nitelendiriyoruz biz. Ve bu hastalıklı tavır, özellikle son günlerdeki başörtüsü tartışmalarıyla doruğa çıktı. Haberine kaynağından sorup soruşturmadan "Konya ta tesettür faciası" başlığını atabilen bir soruşturmacı televizyoncunun baş tacı edildiği bir medya ortamından, başörtülü insanların bu toplumda çektiği sıkıntıları anlamasını bekleyemezsiniz zaten.

Yanlı, taraflı, at gözlüklü, tek bakış açılı.

Bu medya anlayışına, bu arızalı zihniyete güven duyulamaz. Bu arızalı zihniyetten toplumsal mutabakat ortamı çıkarılamaz. Çünkü, onların toplumu okuma anlayışı, birilerini yok sayma üzerine kurguludur. Yok saymak Görmemek O kesimin sorunlarına kaskatı bir duyarsızlıkla duyarsız kalmak.

Tartışmaların ilk gününden bu yana, bu arızalı zihniyetin yayın organlarını satır satır tarıyoruz. Yasağın kaldırılmaması yönünde buldukları her doneye, her argümana kırk takla attıranlar, yasağın kaldırılmasını dört gözle bekleyenlerin hislerine tercüman olacak, kibrit kutusu kadar habercilik bile yapmıyorlar. "Üniversiteler ayakta" diye nal gibi manşet atıyorlar, ama, binlerce üniversite öğretim üyesinin yasağın kalkması yönünde verdikleri imzayı bile görmezden gelebilmek için üç maymunu oynuyorlar.  Hani, "Yasağın kalkmasını hiç kimse istemiyordu "

Habercilik bu değildir... Toplumu okumak bu değildir Empati yapabilmek bu değildir Hoşgörü bu değildir Anlamaya çalışmak bu değildir

Bunların yaptıkları kaskatı bir dogmatizmi, toplumun hücrelerine zerketmek için elinde şırıngayla hazır bekleyen bir anlayışın tezahürüdür. "Siz ne derseniz deyin, dünya dönüyor" demişti Ortaçağ karanlığını temsil edenlere Galileo Dünya dönüyor Siz istemeseniz de, siz engel olmaya çalışsanız da, demokrasi bu ülkenin hücrelerine doğru yol almaya devam ediyor. Her doğum sancılıdır Oligarşik bürokrasinin, "Bu memleket bizim çiftliğimiz" zihniyetini yıkmak da kolay olmayacak elbette!