Muhterem Müslümanlar!

Merhum Mustafa Asım Köksal yazdığı Tevbe risalesi adlı

kitapta şu hususa dikkatimizi çekiyor:

Eğer geçiminde bir sıkıntı ve değişiklik, rızkında bir

güçlük, hâlinde bir perişanlık görürsen; bunun, Allah ın emrini bırakıp

nefsinin hevâ ve hevesine uyduğundan ileri geldiğini bil...

Ellerin ve dillerin sana uzandığını, canına, malına,

evlât ve iyaline kastedildiğini görürsen, bunların, yasak işleri işlediğinden,

ilâhî hududu tecâvüz eylediğinden, üzerine düşen hakları ifa etmediğinden ileri

gelmiş olduğunu bil... (Sf: 7)

Bunu sizlere müthiş bir tespit olarak arz ediyorum

Muhterem Müslümanlar!

Maalesef hepimiz bizi üzen meselelerle karşı karşıyayız.

İşte beyan edildiği gibi, bütün olumsuzlukların sebebi Allah ın koyduğu

kuralları dikkate almamaktır.

Hoşnut olmadığımız, bizi mutlu etmeyen durumlardan kurtulmak

mı istiyoruz Bunun çaresi günahlarımızı terk etmektir. Yani tevbe-i istiğfar

bu işin çaresidir.

Tevbe: Günahlardan dönmek/vazgeçmektir. Yolunu şaşırmışın

yeniden yola gelmesi demektir.

İstiğfar: Günahların affına sebep olan iyilikleri

yapmaktır. Estağfirullah diyoruz ya; bunu söylemekle günahlarımı af et

Allah ım! demiş oluyoruz.

Devamlı istiğfar Peygamberimizin sünneti idi. Resûlullah

Efendimiz:

Kalbimi bir perde (hicap) örter de (Allah ile arama

gerilen bu perde) kalksın diye günde 70 defa estağfirullah derim buyurmuştur.

(Müslim, Zikir 4, Ebu Davud, Vitr 26)

Günah: Yaratılış kumaşımızda yapılan yırtılmadır. Her

günah bir yırtıktır.

İstiğfar malın cinsinden olur. Kimin malını çaldıysan

sahibine iade edeceksin. Kimin gıybetini yaptıysan konuştuklarına gidip ben

onun hakkında söylediklerimi yalan söyledim, iftira ettim, diyeceksin.

Kendisinden de helallık alacaksın. İftira edip veya hırsızlık yapıp Tevbe

ettim Ya Rabbi! demek istiğfar olmaz. (Riyaz üs-Salihiyn Terc. C/1, Sf: 17,

D.İ.Bşk.Yay.)

Peygamber (SAV) Efendimiz kendisine kurtuluşun yolunu

soran Ukbe bin Âmir e işlediği günahlardan dolayı ağlamasını tavsiye etmişti.

(Tirmizi, Zühd 60) Tebuk seferine katılamayan Kaab bin Mâlik, Mürare bin Rebi,

Hilal bin Ümeyye kusurlarını af ettirmek için hüngür hüngür ağlamışlardı. (İbni

Hişam C/4, Sf: 945)

Muhterem Müslümanlar!

Âlimlerimizin beyanına göre günahtan tevbe vâcibtir.

Günah kul hakkını içermiyorsa tevbenin üç şartı vardır:

* O günahı terk etmek,

* Onu işlediğine pişman olmak,

* O günahı bir daha işlememeye azmetmektir.

Bu şartlardan biri eksik olursa tevbe sahih olmaz. Kul

hakkına taalluk eden günahlardan ise hak sahibi ile helalleşmek gerekir.

Peygamberimiz, Tevbe, pişmanlık (nedamet)tir.) (İbni

Mâce, Zühd 30) buyurmuşlardır.

Allah-u Teâlâ, tevbe edenleri övmüş, günahlarının

peşinden istiğfar ettiklerini bildirmiş, seher vakitlerini tevbelerin kabulü

için iyi bir fırsat olduğunu beyan etmiş, tevbe edenleri kendisinin sevdiğini

açıklamıştır. (Âl-i İmran Suresi, âyet: 16, 17, 135, 136. Bakara Suresi, âyet:

37, 222. Hud Suresi, âyet: 90. Şems Suresi, âyet: 7-8, Nuh: 10, 11, 12. Nisa

Suresi, âyet: 17, 18. Furkan Suresi, âyet: 68. Araf Suresi, âyet: 3)

Peygamberimiz (SAV) buyurdu ki:

Bütün insanlar günah işlerler. Fakat günah işleyenlerin

en hayırlısı tevbe edenlerdir. (Tirmizi, Kıyame 49; İbni Mace, Züht 30 )

Kim istiğfara yapışırsa, Allah onu darlıktan çıkarır,

sıkıntıdan korur, rızkını bereketlendirir. (İbni Mace, Edeb: 57)

Muhterem Müslümanlar!

Allah, tevbe edenleri sever. (Bakara Suresi, âyet: 222)