Birleşmiş Milletler’in, ABD’nin, Rusya’nın, Çin’in, “Terör örgütüdür” diye kabul ettiği Müslüman dernek veya vakıfların tamamının, üzerlerine atılan olaylarda öldürülen insan sayısını doğru kabul etseniz bile, hepsini toplayın, Çin’in yalnız, Doğu Türkistan’da öldürdüğünün onda birine denk gelmez.

Bütün İslami direnişçilerin on yılda öldürdüğü işgalci askerlerin sayısı, ABD’nin bir yılda, kendi ülkesinde, kendi vatandaşını öldürdüğü sayıya ulaşamaz.
ABD vatandaşlarının günlük öldürdüğü insan sayısına hiç ulaşamaz.
Üzerlerine atılan bazı öldürme olaylarının görüntülerinin, güçlü bir görüntü yönetmeninin denetiminde çekildiği, çarpıcı dekor, profesyonel kameraman ve kamera ile çekildiğini bazı uzmanlar tarafından iddia ediyorlar ve Hollyvood ürünü olduğunu söylüyorlar.
Bunlar, iddialara karşı ileri sürülen iddialardır.
İddia olmayan, kendisi somut gerçek olan olaylar vardır.
ABD’nin, BM’nin, AB’nin, Hindistan’ın, Avusturya’nın, Kanada’nın “terör örgütü” olduğunu kabul ettiği el-Kaide hakkında, benim doğrudan bildiğim hiçbir şey yok.

Mali’den bize haberler geçen Batılı ajansların dediğine göre onlar teröristmiş, biz de öyle diyorduk.
Fransız sömürgenlerin Mali’yi kendi yetiştirdikleri kukla yöneticilere bırakıp giderken aç ve biilaç bıraktıkları ülkenin çocuklarına hizmet etmek için 1994 yılında Mali’ye gelen bir Fransız hanımefendi, Mali’nin Gao şehrine gelir ve o çocuklara yardıma başlar.

Gazetelerin haberine göre dört yıl önce yeniden yine geldiğinde, Mali’de faaliyet gösteren el-Kaide örgütüne bağlı bir teşkilat, bu 75 yaşındaki Sophie Petronin Hanımefendi’yi kaçırır.
Dört yıldır, Fransız istihbaratı, kadını aramaktadır ama bulamamaktadır.

Sonunda kadını kaçıranlarla Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron arasında pazarlık başlar.
10.000.000 (on milyon) Euro verilecek ve Fransa zindanlarında haksız yere işkence edilen ve isimleri verilen 130 Müslüman serbest bırakılacak.

Macron, Fransız istihbaratının dört yıldır arayıp da bulamadığı bu bayanı ülkesine getirirse, hem kendisi için bir şov olur, hem de Fransız istihbaratının başarısı olur zannıyla kabul eder.
Buraya kadarı onların haber ajanslarından verilenlerdir.
Biz, televizyondan Macron’un şova hazırlanırken bükülen dudağını, çatılan kaşını, havada kalan elini ve kaçar gibi giden sırtını gördük.

08.10.2020 günü, Paris’te uçağın merdivenlerinden usul usul indiğini canlı yayında gördüğümüz bu hanımefendiye, ilk eli Macron uzatır ve “Hoş geldin Sofhie” der.
Hanımefendi elini vermez ve “Ben Sophiye değilim, benim adım Meryem. Mali’ye Allah’ın rahmeti için dua edeceğim; zira ben bir Müslüman’ım. Siz bana Sophie diyorsunuz, ancak sizin karşınızda Meryem duruyor” der.

Me/deni ABD’nin Irak’ta Ebu Gureyp Hapishanesinde, Irak halkına yaptığının görüntülerini, Lut aleyhisselamı inkâr eden, onu terörist ilan eden kavmin aklından geçmeyen,
Babil kuyularındaki işkence başlarının yapamadıklarını, çağdaş inkâr eğitiminden geçen Amerikalı subaylar yapmışlar ve görüntülerini de yayınlamışlardır.

Bunu yapanlar uyduruk mahkemeye verilmiş, görev gereği bahanesiyle ceza da almamışlardır.
Öyle eğitimin böyle subayı olursa, öyle böyle hâkimleri de olur.
Karar verirken Rabbimizin emrine dikkat ediniz:
“Ey iman edenler, eğer bir fasık size bir haberle gelirse onu araştırın ki, bilmeden bir topluma sataşırsınız da, sonra yaptığınıza pişman olursunuz.” (Hucurat süresi, ayet 49/6).