MİLLİ Takım ciddi bir aradan sonra Bulgaristan hazırlık

maçı ile sahalara döndü.  Hedefte

Kazakistan vardı. Maç deplasmanda olacaktı. Maçın kaybedilmesi halinde yüzde

beşlerde dolaşan finallere katılma umudumuz sıfırlanacaktı. O halede umutların

devam etmesi için takımın bir oyun formülü üzerinde durarak oynaması gerekirdi.

Tabii ki bunun içinde de oyuncuların özellikleriyle dağıtımı veya

yerleştirilmesi olacaktı. Buradan baktık maça...

Sahaya çıkan ilk on bir dikkat çekici oldu. Ne Selçuk, ne

Topal, ne Burak vardı takımda. Sakatlar zaten kimi çoktan kadrodan çıkmıştı,

kimi de tedavi safhasında idi. Ama dedim ya, bu üç oyuncunun sahada olmayışları

acaba hangi oyun planı içindeydi.

Ozan, Çalhanoğlu ve Arda orta alanının görevlileri

idiler. Hep yazdım, hep söyledim; Arda o görevle takıma faydalı olamaz,

özelliklerini kullanamaz diye... Yani Arda, Galatasaray da da, Atletico da da sol

kenarda başlar, oralarda az adam bulup geçerek takıma katkı yapar, ya da

oralarda topla oynar takımı çağırır. Orta alan, yani uç adamı arkasında

dolaşması Arda yı olumsuz etkiler. İşte ilk devredeki Arda bu idi. Takım oyunu

tutamadı. Oyunu tezgahlayamadı. Rakibin duvarları karşısında kaldı ve bu yüzden

de ancak şutlar atabildi. Bunların arasında da iki Volkan mermisi vardı ama top

kalecileri tarafından tutuldu. Yani Milli Takım ilk devredeki orta alanı ve

ileri üçlüsü ile tıkanıp kaldı.

Sonra baktık ki, ikinci yarıya ön taraf tamamen değişmiş

çıkıyoruz. Volkan, Mevlut ve Yasin soyunma odasında kalmışlardı. Topal oyuna

girmişti ama yerine, yani ön liberoya... Hakan Çalhanoğlu ise Gökhan Gönül ün

önünde oynamaya başladı. Selçuk da yanına geldi... Burak ise son adam... Arda

sol kenara geldi. Bütün bu değişiklikler içinde arka dörtlü yerinde kaldı.

Gökhan, Serdar, Semih ve Emre... Demek ki görülen ve anlaşılan, bu geri dörtlü

kalecisi Volkan la birlikte Kazak maçına çıkacak. Orta alan mı Topal, Selçuk

ve Ozan. Ön taraf Hakan, Burak ve Arda...

Maçı 4-0 kazandık. Güzel. Hazırlık- mazırlık, motivasyon

için önemlidir. Ayrıca Terim in kafasında çalıştığı dersi sahada iki devrede de

ayrı biçimde uygulaması da dikkat çekici idi. Hakan ın müthiş frikiğine şapka

çıkardık. Ama Burak ın bir golü vardı ki, bence bugüne kadar attığı gollerin

hepsinden daha üzerinde durulacak cinstendi. Hani şu çapraza çıkıp, sağ

ayağının dışıyla ters köşeye plasesi... Ben bu golün benzerini beklerim artık.

Umarım o anlık bir düşünce olmayıp süreklilik kazanır.

Sonuçta, bu hazırlık maçı, farklı kazanmanın üzerinde

durmayacağım, bence dersi çok çalışılmış oluşu ile umut verdi.