Tercih, sözlükte “Bir şeyi öbürüne göre daha iyi, üstün veya önemli sayma, yeğ tutma, yeğleme” şeklinde tanımlanmaktadır. Yani birden çok seçenekli bir durum karşısında birini seçmek veya razı olmak şeklinde düşünebiliriz bunu.

İnsan doğumundan itibaren bir tercihler bütünüdür desek pek yanlış söylememiş oluruz. Bebeklik döneminde tercih etme noktasında pek şansı olmayan insan aklı ermeye ve büyümeye başladıkça sürekli tercihte bulunmaya başlar. Süt yerine meyve suyu içmek, ıspanak yememek, oyun oynamak… bir sürü tercihte bulunur farkında olmadan. Neden bunu seçtin diye sorduğunuzda “bunu seviyorum” der. Buradan insan sevdiğini tercih eder diye bir kanıya varabiliriz aslında. Gerçekten de genelde insan hep sevdiği, istediği şeylerin olması için tercihte bulunur.

Başlangıçta kendine zor gelse de aslında hep kolay olan tercihlerde bulunur insan. Ne giyeceğine karar vermek, yiyecek seçmek, gezmeye gideceği yer gibi. Kafası bir müddet karışsa da neticede pek de zorlanmadan tercihte bulunur. Zamanla bu tercihlerin bir kısmı alışkanlık haline geliverir. Tekrar benzer durumla karşılaştığında alışkanlığı gereği düşünmeden tercihini yapar ve seçimini yaptığı şeyi içselleştirir. Kabullenmiştir artık! Tercih ettiği şey onun bir parçası olmaya başlamıştır. Çevresinde yaptığı tercihlere göre tanınmaya başlar. Zaman içerisinde tercih seçenekleri çoğaldıkça biraz bocalasa da yine de eski alışkanlıkları çerçevesinde kendince doğru olanı seçmekte pek zorlanmamaktadır. Okulda aldığı eğitim de tercih üzerine bina edilmiştir. Çoktan seçmeli şıklardan birinin doğru olduğu söylenmekte kendisine ve o da doğru olan seçeneği bulmak için eğitim almaktadır. Eğitim hayatı süresince hep çoktan seçmeli tercihler üzerine yoğunlaştığından zamanla alışır bu duruma. Yaş ilerledikçe tercihler zorlaşmakta ve tercihlerin doğru olmasının önemi de git gide artmaktadır. Üniversiteye başlayana kadar çoktan seçmeli tek doğrunun bulunduğu tercihlerde hep en fazla doğru seçeneği bulmak üzerine bir koşuşturmacadır gider. Hele imtihanda bir tane doğru eksik yaptığında pek çok şey yitirebilmektedir ve bunun da farkındadır. Bu yüzden delicesine imtihana çalışır hatta “hayvan gibi” durmadan dinlenmeden çalışır. Zira her doğruyu bulamadığı seçenek ömründen bir şeylerin eksilmesine de sebep olacaktır.

Belli bir zaman sonra doğru bildiği için tercih ettiği seçeneklerin yanlış olduğunu da öğrenir insan. Ömür akıp gittikçe geçmişte doğru tercih yaptığını zannettiği pek çok şeyin aslında o kadar da doğru olmadığının hatta tamamen yanlış olduğunun farkına varmaya başladığında çokça hayıflanmaya başlar. Bazen de yanlış tercih yaptığını öğrenmeye ömrü vefa etmez ve çok acı bir durumla karşı karşıya kalır ahirette. Nasıl ve niçin tercih ettiğini sorgulamaya, yanlış yaptığı için kendine kızmaya başlar. Düşündükçe algılarındaki bulanıklığı fark eder. O zamanlar nasıl da kendisini böyle bir tercihte bulunması için birilerinin ikna ettiği geliverir aklına. Oysaki ne kadar da emindi o zamanki tercihinin yüzde yüz doğru olduğuna. Çevresindekilerin doğru zannettiği tercihin yanlışlığı konusunda kendisini uyarmasına aldırış etmemiş hatta onlara kızmış, küsmüş, kavga bile etmişti.

İnsana çoktan seçmeli tercihlerde bulunması için imkânlar sunulur. İnsan da doğru bildiği seçeneğe yönelir. Bu gayet doğaldır. Ama son yıllarda ne yazık ki bu böyle olmamakta insana çoktan seçmeli tercih imkânı sunulduğunda ya doğru seçenek şıkların içinde bulunmamakta ya da insanlar bu doğru seçeneği bulamasınlar diye gizlenmekte, kıyıda köşede tutulmaktadır. Tercih hakkı tanıyanlar kendi istedikleri şıkkı seçmeleri için insanların algılarıyla oynamakta, istedikleri sonucu alabilmek için tabir yerindeyse ölümü gösterip hastalığa razı etmekteler. İşler yolunda gitmediğinde de “siz kendiniz tercih ettiniz biz ne yapabiliriz” demekteler. Bazen işlerine gelen tercihi allayıp pullayıp çoklu seçenekmiş gibi de sunarlar. İnsanlar onlara inat doğru tercihleri aramaya başladıklarında da çeşitli kirli oyunlara başvurarak doğrunun bulunmasını engellemeye çalışmaktadırlar. Çünkü doğru, işlerine gelmemekte, onların emellerine hizmet etmemektedir.

Şimdi tam burada yirmi yıl geriye gidelim ve rahmetli Erbakan’ın “Refah Partisi adil düzen getirecek, bu kesin şart, geçiş dönemi yumuşak mı olacak sert mi olacak, tatlı mı olacak kanlı mı olacak, altmış milyon buna karar verecek.” Cümlesini hatırlayalım. O günden bu yana bize yaptırılan tercihleri şöyle bir düşünelim.

Sizce halk olarak sağlıklı ve doğru tercihler yapabildik mi. Doğru sandığımız tercihlerin yanlışlığını ne zaman fark edeceğiz

Minik bir tebessüm

Balıkçı ve balık

Dursun Temel’e sormuş:

Temel erkekler neden evlenme yıldönümlerini kolay unuturlar da kadınlar her zaman hatırlarlar Temel:

Uşağum bu iş kadınların balıkçılara benzemesinden kaynaklanıyor Demiş.

Dursun’un şaşkın şaşkın baktığını görünce:

Bir balıkçı oltasına takılan balığı her zaman hatırlar. Balık ise bu anı her zaman unutmayı tercih eder.

İlgilisine notlar:

* “Bir memlekette zina ve fâiz yaygınlaşırsa, o memleket halkı Allah’ın azabını mutlaka helâl kılmış, hak etmişlerdir” Hadisi Şerif (Taberânî)

* “Fuhuş ve ahlâksızlık açıkça yapılıncaya ve dirhem ile dinara tapılıncaya kadar, şöyle şöyle oluncaya kadar kıyamet kopmaz.» Hadisi Şerif (Ahmet bin Hanbel)

* “O gül endam bir al şale bürünsün yürüsün, ucu gönlüm gibi ardınca sürünsün yürüsün” Enderunlu Vasıf