Başkanlık sistemiyle ilgili tartışmalar epeydir gündemimizde değildi. Zira ta baştan “düğün değil bayram değil” kabilinden başlatılan bu tartışmalar milletin nezdinde makes bulmamıştı. Fakat nerden estiyse esti, iktidarın koltuk değneği pozisyonundaki MHP, tartışmayı yeniden alevlendirdi. Şöyle olursa, böyle olur… Böyle olursa, böyle olur… İktidar partisi AKP, MHP’nin kendisine uzattığı pası, hemen aldı ve değerlendirdi… Başkanlık sisteminin yazılacağı bir anayasa değişikliği yapılacağının sinyalini veren AKP; Meclis’te kendisine arka çıkan bir parti daha olması dolayısıyla bir anda sevindirik oluverdi. 

Başkanlık sisteminin yazılacağı bir Anayasa değişikliği Meclis’te oylandığında hangi netice ortaya çıkar? Kabul edilir mi, yoksa referandum eşiği mi sağlanır? 

Başkanlık sistemiyle ilgili tartışmalarda biz daha önce fikrimizi söylemiştik. Demokratik parlamenter sistemin gereklerini tam anlamıyla yerine getiremeyen bir ülkenin, defacto şekilde başkanlık sistemine geçirilmesi, yönetim noktasında birçok zafiyeti getirecektir. Hiç kimse kafasının arkasındakilerle gelmesin, herkes eteklerindeki taşı döksün ve 1980 darbe anayasasının değiştirilmesi için yürekten tüm imkânlarını kullansın. 

Bizler 1970-1980 kuşağıyız… Darbe öncesinde memleketin her yerinde sağ-sol davasından dolayı kardeş kardeşi boğazlıyordu. Kurtarılmış mahallelerde herkes western filmlerindeki gibi ellerindeki silahlarla kendi kanununu kendisi koyuyordu. 

1980 darbesinin iki siyasal figürü vardı… Bülent Ecevit, solculuk, Süleyman Demirel ise sağcılık kavramının içine doldurdukları insanlarla darbenin ayak seslerine hizmet ediyorlardı. Darbe yapıldıktan sonra bir anda kesilen terör olayları, aslında memleketin adım adım ihtilale doğru götürüldüğü bir sürecin kimler tarafından beslendiğini, palazlandığını ortaya koyuyordu. 

Cuntacıların siparişle yazdırdıkları Anayasa neredeyse yüzde 90 oranında bir oy oranıyla kabul edildi. Şu anda Türkiye cuntacıların anayasasıyla idare ediliyor. 

Bütün siyasal partiler anayasanın değiştirilmesi konusunda hemfikirler ama her birisinin kafasının arkasında başka arzular, fikirler ve başka amaçlar yattığı için bir türlü darbe anayasasının değiştirilmesi noktasında çalışma yapılamıyor.  Başkanlık sistemi… Başkanlık sistemi… Bu sistem geldiğinde ne olacak? Türkiye’nin ekonomisi bir anda şaha mı kalkacak?

Piyasalardaki ağır bir şekilde hissedilen kriz ortadan mı kalkacak?

Yanı başımızda sürüp giden savaş bir anda yok mu olacak?  Güneydoğu’dan sürekli gelen şehit haberleri, PKK’nın terörü, DAİŞ terörü yok mu olacak? Zaten şu anda fiili durumda yarı başkanlık sistemine Türkiye’yi geçiren AKP, Türkiye’nin sosyolojik yapısında, demografik yapısında, kültürel yapısında, siyasal yapısında yenilikleri mi başlatacak?

Her gün birbirleriyle kavga etmekten, birbiriyle dalaşmaktan başka bir iş üretmeyen siyasi partiler, bir anda bambaşka bir yapıya mı bürünecekler?  Var olan sorunlarını çözmekten aciz Türkiye siyaseti, başkanlık sistemiyle şaha mı kalkacak? 

Lütfen Türkiye’nin enerjisini, sinerjisini, dinamizmini başkanlık sistemi tartışmalarına kurban etmeyin. Lütfen Türkiye’nin başka bir derdi yokmuş gibi, başkanlık sistemini temcit pilavı gibi önümüze getirip, akıllara seza bir süreci tetiklemeyin. 

Demokratik parlamenter sistemi tam anlamıyla oturtamamış bir devlet, başkanlık sistemine geçmeye kalkışırsa acaba ne türlü badireler başımıza gelir?