Bismillâhirrahmanirrahîm;

DÜNYA ülkeleri arasındaki “bloklaşma” çalışmaları hız kesmeden devam ediyor. Kendinde güç vehmeden bazı ülkelerin bencil yöneticileri, dünyanın sevk ve idaresini kontrollerine almaya çalışıyorlar. Son olarak 9-10 Eylül 2023’te G20 ülkeleri Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’deki “zirve”de bir araya geldi. Zirvenin teması “Tek Dünya, Tek Aile, Tek Gelecek” olarak belirlenmişti. Toplantının ana teması, pek çok soru işaretini de beraberinde getirdi.

Türkiye’nin de üye olduğu G20’nin toplantısına Cumhurbaşkanı Erdoğan da katıldı. Zirvede Uluslararası Borç Yapılanmaları, Kripto Para Düzenlemeleri, Enerji ve Gıda Güvenliği gibi başlıkların görüşüldüğü basına yansıdı. Dünyayı kontrolüne almak isteyen güçlerin yeni hedeflere doğru koştukları belliydi. Sayın Erdoğan, zirveden dönerken şu açıklamayı yaptı:

“Türkiye olarak bundan sonra da tüm insanlığı ilgilendiren hususlarda aktif rol üstlenmeye devam edeceğiz. Küresel sistemin daha âdil, daha kuşatıcı ve eşitlikçi bir yapıya kavuşması için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.”

“Tek devlet, tek aile, tek gelecek” sözleri ne anlama geliyordu? “Küresel sistemle birlikte hareket etmek” ne demekti? Kadim değerlerimiz buna izin verir miydi? “Küresel ısınma”, “İklim Sözleşmesi” diyerek bazı oyunlar mı oynanıyordu? G20 içinde Avrupa’yı temsil eden AB ülkeleri “tek ülke” şeklinde “G20’ye katılmıştı. Zirvede 55 üyeli Afrika Birliği’nin de “tek devlet” gibi, G20’ye “daimi üye” olarak kabul edilmesi aynı anlayışın gereği miydi?

YENİ DÖNEM TUZAKLARI

ERBAKAN Hoca’nın 2009-2010 yıllarında verdiği ESAM Konferansları tarihi öneme sahiptir. Hoca’nın Türkiye ve dünyaya son uyarılarıdır. Daha o yıllarda küresel sistemin “yeni planları”nı belgeleriyle şöyle açıklamıştı:

“Elimdeki Rand Corporation’ın çalışmalarına ait bir kitaptır. Rand Corporation Irkçı Emperyalizm’in beynidir. Bugün ESAM’dayız. Bu müspet beyindir; Saadet beynidir. Bir de ifsat beyni var. O da Rand Corporation. Bunlar, yeni dönemde yapacakları çalışmalar konusunda hazırlandılar. Elimdeki kitapçık, yaptıkları uzun çalışmaların 4 maddelik özetidir:

1.si bütün Müslüman ülkelerde ‘ılımlı Müslümanlığı’ oluşturalım.

2.si 11 Eylül’den sonra İslâm dünyası ne hale geldi; onları darmadağın ettik.

3. çalışmanın adı; ‘Sivil Demokratik İslâm Ortaklar; Kaynaklar; Stratejiler’ başlıklı. Müslüman ülkelerde işbirlikçilerin halkasını genişletmeliyiz, diyor.

4.sü, ‘Polis Devleti Yol Haritası: Öyle bilgisayar ağı kurulmuş ki; sen kimlik numaranı verdiğin zaman; nerede, ne paran var; kimsin, nesin, ne iş yaptın; nereden nereye gittin! İstediğinde derhal bunları görecek. Parayı kontrol ediyor; bu yetmiyor. Yine birtakım yardımlaşmalar yapılıyor. Bunları önlemek için bütün dünyada polis devleti kuracağız. Herkesin kıpırdayışını takip edeceğiz, diyorlar. Adımları atmaya başladılar. Kimlik numaranı verdiğin zaman her şey belli!

Polis Devleti Yol Haritası muazzam paralarla hazırlanmış; şimdi gerçekleştirmek istiyorlar. Ana aksiyonları 20. Haçlı Seferi’dir. Osmanlı’nın yıkılışının tamamlanmasıdır. Bunlar Irkçı Emperyalizm’in planlarıdır. Tarih boyunca 19 Haçlı Seferi’nde hedeflerine ulaşamadılar.”

DUYUYOR MUSUNUZ?

ERBAKAN Hoca, ESAM Konferansı’nda, “19. Haçlı Seferi 1. Cihan Harbi’dir. Bu sefer hedefimize ulaşacağız, diyorlar, dedikten sonra hepimizi göreve çağırdı: “Duyuyor musunuz, ne söylüyorum?” Hoca, sürekli Saadet Partisi’nin, Türkiye’nin tabii çözümü olduğunu hatırlattı. Saadet iktidarı için canla başla çalışmaya çağırdı. Hiçbir bahaneyle bu görevimizden kaçamayız.

D20 Zirvesi’nde konuşulanlar Türkiye ve diğer ülkelerdeki “şuurlu” Müslümanlar arasında büyük tereddütler oluşturdu. Millî Gazete Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş; “İklim Sözleşmesi sürecine imza atanlar talimat alıyor; bunlar ülkelere dayatmalardır” diyerek şöyle uyardı:  

“Erdoğan’ın konuşması kendisinin değil; alınan talimatların dışa vurumudur. İklim sürecini yürüten anlayışın, ülkelere ve Türkiye’ye verdiği talimatlar, ev ödevleri ve dayatmalardır. Üniversiteler, bürokrasi, hükümet, danışmanlar bu konuda çalışma yapmış değildir.” (TV5, Buyurun Başlıyoruz, 11 Eylül 2023)

Tabiî çözümden uzaklaşılınca, nasıl karmaşık yollara girildiğini görüyor musunuz? Türkiye’nin tabiî yeri İslâm ülkelerinin yanıdır. Onlarla beraber güçlenmektir. Dünyada yeri zor doldurulacak bir lider, ömrünü İslâm Birliği’nin kurulmasına harcadı. D8’i kurarak bu çalışmanın altyapısı ve çekirdeğini oluşturdu. Nasıl yürüyeceğini gösterdi. Hayatının en sıkıntılı günlerinde yaptı bu çalışmaları. O kadar ki, D8’in kurulmasının ertesi günü Başbakanlık’tan istifa etmek zorunda kaldı; bedel ödedi.

Erbakan’ın da belirttiği üzere, D8’i programına alıp hedefine ulaştırmaya çalışan tek kuruluş Saadet Partisi’dir. Milletimiz nerede duracağını çok iyi bilmelidir.