Irak ta, Filistin de, Afganistan da hergün Amerikan silahlarıyla Müslümanlar ölüyor.

Silahlar ve silahların gerisinde nişan alan Bush oğlu Bush un çocukları nişan alırken, Türk, Kürt, Arap, Sünni veya Şii ayırımı yapmıyor.

Yalnız, ateşe tapan, Keldani, Asurî, Hıristiyan, Yahudi gibi İslâm dışında kalanları ayırıyor ve Müslüman olan herkesi vuruyor.

Müslümanların arasından kendisine hizmet edenleri öldürmeyi sona bırakıyor.

Kendisine hizmet edenleri de Müslüman öldürmede kullanıyor.

Şiilerin türbesine bomba koyan Sünni ile, Sünnilerin camisine bomba koyan şii aynı yerden emir alıyor.

Kartondan Hacıvatla  Karagöz,  birbirlerine her ne söylerlerse  söylesinler biz o kartona kızmayacağız veya  kartonu sevmeyeceğiz.

Söz güzelse kartonu oynatıp konuşturanı seveceğiz, söz çirkinse kartonun iplerini elinde tutana kızacağız.

Kuklalara kızılmaz. Kuklaların ipini çekenlerden onu da kurtarmak lazım. "Pisboğaz"ını doldurabilmek kardeşinin kanına girenlere de acımak lazım.

Mehmet Akif merhum, İstiklal Marşımızda  "tek dişi kalmış canavar" diye tarif ettiği batı medeniyetinin ne yapmak istediğini bize Safahat ında haber veriyor:

"Medeniyyet!" size çoktan beridir diş biliyor;

Evvelâ parçalamak, sonra da yutmak diliyor,"

Ey Şii kardeşlerimiz, türbeyi bombalayanı yakalasanız ve onun  bir Sünni olduğunu tespit etseniz bile siz, yine de onu o göreve göndereni kovmaya çalışınız.

Ey Sünni kardeşlerimiz, camiyi bombalayanı suçüstü yakalasanız ve Şii olduğunu tespit etseniz siz, yine de ona o görevi vereni kovmaya çalışınız.

Atalarımız "Taş atana değil, taşı attırana bak" "Söyleyene değil söyletene bak" demişler.

Amerika ve onun emrindeki devletlerin askerleri işgal için gelmeden önce o Şii ile o Sünni Irak ta yaşıyorlardı ve bombalama işleri yapmıyorlardı.

Biz, Cumhurbaşkanıyla, çöpçüsüyle, generaliyle, eriyle, rektörüyle, öğrencisiyle, işvereniyle, işçisiyle, aşçısıyla, hakimiyle, mahkumuyla, velisiyle, delisiyle, dervişiyle, berduşuyla, kalem kullananıyla, alınteri akıtanıyla, gözyaşı dökeniyle, kan vereniyle, can vereniyle,  yazarıyla, gezeriyle, yayıncısıyla, okuyucusuyla, açığıyla, kapalısıyla, amiriyle, memuruyla, insan olan herkesle, tek yürek, tek bilek olup mazlumun yanında yer almalıyız.

İngilizlerin elinde açlıktan inim inim inleyen Hıristiyan İrlandalılara gemilerle buğday gönderen, Fransızların elinde esir olan kralı serbest bıraktıran, Müslüman veya kafir kim olursa olsun yardım eden bir ecdadın torunları olarak yanı başımızda ağlamalarını ve de inlemelerini duyduğumuz, din kardeşlerimize yardım edemiyoruz.

Gönül verdiğimiz Rabbimize kulak verelim:

"Size ne oluyor ki; Allah yolunda "Ey Rabbimiz, ahalisi zalim olan şu ülkeden bizi çıkar. Bize tarafından bir dost gönder ve bize tarafından bir yardımcı gönder" diyen zayıf bırakılmış erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda çarpışmıyorsunuz " (Nisa Sûresi, ayet 75)

"İman edenler Allah yolunda çarpışıyorlar. Kâfirler ise tağutlar (put adamlar) yolunda çarpışırlar. Öyle ise siz şeytanın dostlarını öldürünüz. Muhakkak şeytanın hilesi zayıftır." (Nisa Sûresi, ayet 76)