Devalüasyon, enflasyon, düşük kur, dalgalı kur, iç borç, dış borç gibi ekonomik terimler, bir çok Avrupa ülkesinde sıradan vatandaşların hayatlarında hiçbir anlamı olmayan kavramlardır Fakat, ekonomisi her dönemde iç ve dış rüzgarların etkisiyle sağa sola savrulan, küresel para babalarının rant tarlası olan, tüm dengelerin pamuk ipliğine bağlı olarak seyrettiği Türkiye de bu kavramlar insanlarımızın iliklerine dek işlemiştir Türkiye de gelmiş geçmiş tüm siyasi iktidarlar enflasyon belasıyla mücadele etmişlerdir Ülkenin dümenine geçen tüm siyasi partiler, ekonomiyi düzeltecek, halkı refaha kavuşturacak reçeteleri önümüze koymuşlar ve sandıklardan oy devşirmişlerdir Miting meydanlarında siyasi rakibini altetmek için, "Onlar ne veriyorsa benden iki katı" diye esip gürleyenlerin cebimizden tırtıkladıklarıyla fakirleştik
Herkese iki anahtar sloganıyla milleti saf yerine koyanların yerine getirilemez vaadleriyle yıllarca oyalandık 28 Şubat rüzgarının önünü açtığı Yamasol hükümeti nin duvara vurduğu ekonomi tablosu ise, Türkiye de yaşayan herkesin uzman ekonomistler kadar terimlerle haşır neşir olduğu bir süreci başlattı. Yalaka ve azgın medya, hükümetin ekonomi yönetiminde başarılı olduğu ve memlekete istikrar getirdiği yönünde yıkama yağlama haberleri yapsa da, Türkiye de yaşayan herkes işlerin yolunda gitmediğini çok iyi biliyor İşsizlik, iç ve dış borç, cari açık, ithalat-ihracat dengesizlikleriyle ilgili manzarayı bu millet, zihinleri karıştırmaya çalışan medya analizcilerinden çok daha iyi okuyor Memlekette her şeyin güllük gülistanlık seyrettiğini iddia eden, "istikrar masalcısı" medyada bir haftadır tekstil sektörünün içinde bulunduğu krizle ilgili haberler yayınlanıyor Çin den gelen kalitesiz ve ucuz ürünlere karşı rekabet şansı olmayan tekstil sektörü tıkanma noktasına gelmiş Girdi maliyetleri, SSK ve Vergi, pahalı enerji dolayısıyla sırtlarına binen yükü kaldıramaz noktaya gelen tekstilciler, hükümetin dertlerine merhem olacak tedbirler almasını bekliyorlar Tekstil sektörünün içinde bulunduğu krizi çözmek için dün Ankara da sektörün temsilcileriyle, hükümet yetkilileri bir araya geldiler
Bu zirveden sektörün geleceğini kurtaracak yönde bir şeyler çıkacak mı dersiniz Hükümet, sektörü kurtarmak için vergi yüklerini, SSK primlerini azaltabilir mi Tekstilcilere ucuz enerji kullandırılmasına ilişkin bir düzenleme yapabilir mi Çin den ithal ettikleri ucuz ve kalitesiz ürünlerle tatlı-sıcak parayı ceplerine indiren ithalatçıların önünü kesecek bir çalışmaya imza atabilir mi Hiç zannetmiyoruz Tekstil sektöründeki sıkıntı, aslında tüm sanayicileri ve ihracatçıları kuşatan, ekonomideki iç dinamiklerle ilgili bir sıkıntı AKP hükümeti, 3.5 yıldır, "Enflasyonla mücadele ediyoruz" görüntüsüyle, dalgalı kur politikasıyla ihracatçıların nefesinin kesilmesine yol açtı Türk lirasının aşırı değerlenmesine, döviz kurunun düşürülmesine enflasyonla mücadele ediyoruz bahanesiyle seyirci kalındı Enflasyon kağıt üzerinde düşürüldü, fakat baskı altına alınan düşük döviz, ihracatçıların önünün tıkanmasına yol açtı... IHKIB Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, dünyanın hiçbir yerinde bu kadar değerli ülke parasıyla ihracat yapmanın mümkün olmadığını, hükümetin öncelikle bu problemi çözmesi gerektiğini söylüyor Geçtiğimiz günlerde Kanal Türk ekranlarında Ekonomi Gündemi programında izlediğimiz ekonomist Selim Somçağ, hükümetin ekonomiyi düzeltme göstergesi olarak millete yutturduğu mostralık enflasyonu düşürme oyunundan vazgeçmeden, döviz kurlarında ihracatçıyı rahatlatacak bir rakamın ortaya çıkmayacağını vurguluyordu. Kısacası, tekstilcilerin ve ihracatçıların yaşadığı ihracat krizi bilinçli bir tercihin ürünüdür Bu krizi çözmek için ekonominin dengeleriyle oynamak gerekiyor