Yıl 1976.
Yer; Türkiye Büyük Millet Meclisi, Bütçe görüşmeleri
Kürsüde konuşan Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Necmettin
Erbakan.
Tutanaklardan aynen aktarıyorum;
Yine, takunya sözü burada yapıldı. Takunya üzerinde bir
dakika durmakta fayda var, nedir bu takunya
ALİ NEJAT ÖLÇEN: (İstanbul) Nalın, nalın.
DEVLET BAKANI, BAŞBAKAN YARDIMCISI ERBAKAN: (Devamla):
Muhterem arkadaşlarım, çok iyi biliyorsunuz ki, -Müslümanlık dinine mensup insanlar abdest almak mecburiyetindedirler-
takunya, abdest alınırken bir rahatlık ve kolaylık vasıtasıdır.
NURETTİN KARSU: (Erzincan) Dairede...
ERBAKAN: (Devamla) Şimdi, takunyadan maksat şayet böyle
bir kolaylık vasıtasından istifade etmemek ise; bunu fevkalâde yersiz ve yanlış
bir görüş olarak bulurum. Yok, eğer bu söz konuşulmak suretiyle, abdest almayı,
hiçbir zaman `arkadaşımız bunu kastetmiştir demiyorum. Herhangi bir kimse
çıkar da bu sözü bir vesile yaparak abdest almayı tezyif etmeye kalkarsa; o
zaman onun karşısında yıldıran oluruz, o zaman onun karşısında ateş oluruz,
bunu herkes bilsin. (MSP ve AP sıralarından Bravo sesleri, alkışlar)
TEKİN İLERİ DİKMEN: (Muş) Sizin böyle yorumlamaya
hakkınız yoktur efendim.
ERBAKAN: (Devamla) Muhterem arkadaşlarım, müsaade
buyurursanız yine sabahleyin...
ALİ NEJAT ÖLÇEN: (İstanbul) Sayın Başkan, böyle
konuşmalara daha izin verecek misiniz Bu konuşmaların yeri burası değil.
BAŞKAN: Bir dakika efendim. Rica ediyorum efendim
müdahale etmeyin.
ERBAKAN: (Devamla) Muhterem Başkan, yine sabahleyin
bakınız burada, Dördüncü Beş Yıllık Plan ın temel ilkesini konuşuyoruz.
Muhterem arkadaşlarım, bir noktada anlaşalım, zabıttan
okuyorum; Başbakanlık maneviyatla yürütülmez. Başbakanlık akılcılıkla
yürütülür, Başbakanlık rasyonel ilimlerle yürütülür. Başbakan maneviyata değer
verebilir, ama Başbakanlık örgütü maneviyata değer veremez deniliyor.
Şimdi burada tabiî çok mühim bir hususun üzerinde durmak
istiyorum. Bakınız Başbakan maneviyatçı olamaz deniyor. Biraz önce
Anayasa nın sarih maddesini okudum. Maneviyatçı olmak bir emirdir, Anayasa nın
bir emridir. Hem kaldı ki, muhterem arkadaşlarım, daha üzerinden çok zaman
geçmedi, daha 2 sene olmadı, bu kürsüde saatlerce tarihî yanılgıdan bahsedildi,
ne diyordu o tarihî yanılgı (MSP ile AP sıralarından alkışlar) Tarihî
yanılgı ne diyordu Bugün ispat ediyoruz ki diyordu. Bir insan hem
maneviyatçı olur hem de ülkenin yükselmesi için de iyi gayretler içinde
bulunabilir. Bugün bunu görüyoruz dendi ve tarihî yanılgı bu kürsüden daha 2
sene geçmeden yakın bir mazide ilân edildi. (MSP sıralarından Bravo sesleri,
alkışlar)
***
Şu noktanın unutulmamasını rica ederim; kötünün aşırısı
daha kötüdür, iyinin aşırısı ise; sadece daha iyidir. Bu sözümü unutmayın,
unutmayın. (MSP ve AP sıralarından Bravo sesleri, alkışlar )
Onun için, beş vakit namaz kılmak, benim şahsi kanaatime
göre çok iyi bir şeydir, Allah hepimize nasip etsin, ama bir insan iyi niyetle,
samimiyetle on vakit kılıyorsa, kanaatim odur ki, o insan daha iyi bir şey
yapıyor, kötü bir şey yapmıyor. (MSP ve AP sıralarından Bravo sesleri,
alkışlar )
Bu bakımdan, birtakım mantık oyunlarına girip de beş
vakit yerine on vakit kılmak gibi birtakım bahaneler koyarak; milletimizin
bütünüyle bağlı olduğu mukaddes birtakım mefhumları herhangi bir şekilde gölgelendirmeye
tevessül etmek bu kürsünün mehabetiyle bağlaşmıyor.
Milli Görüş Lideri Necmettin Erbakan, 38 sene önce
bunları dile getirdi.
BAŞBAKAN DAN TAVŞANA KAÇ, TAZIYA TUT POLİTİKASI
AKP Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dünkü
Meclis Grubu nda yine ilginç mesajlar verdi.
Ama belli ki en tılsımlı ve gizemli bölümünü de
konuşmasının sonuna bıraktı.
Başbakan, konuşmasının sonunda -belki birçoklarının
dikkatinden kaçmıştır- ilginç bir selam gönderdi.
Erdoğan, tartışılan Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu
(HSYK) düzenlemesiyle alâkalı, teklifin görüşüldüğü TBMM Adalet Komisyonu nun
çalışmalarına göndermede bulundu ve Komisyonun çalışmalarında başarılar diledi.
Erdoğan ın Meclis Grup konuşmalarında sık başvurmadığı
bir metot bu.
Ne var bunda, diyeceksiniz!
Şu açıdan önemli;
Erdoğan bu selamıyla, bir yandan muhalefet partilerine
yönelik, Eğer muhalefet isterse Anayasa yı değiştirebiliriz, bu tekliften
vazgeçeriz işaretini verirken, öte yandan da TBMM Adalet Komisyonu na,
Çalışmalara devam mesajı verdi.
Yani, bir nevi, Tavşana kaç, tazıya kovala yöntemi
Tutacak mı bu politika Bekleyip göreceğiz...
ERBAKAN HOCAMIZ HEP DİK DURDU
İzmit te bir grup, Tayyip Erdoğan a destek ve yolsuzluk
operasyonlarına tepki maksadıyla hiçbir zaman hiçbir programlarında
yapmadıkları şekliyle tekbirler eşliğinde, Dik Dur Eğilme yürüyüşü yaptılar
Bu kardeşlerimizin akıllarına şimdi birdenbire İslam ın
gelmesini(!) bir kenara koyarsak, şükürler olsun ki biz her programımızda
tekbirler getirdik, her programda İslam dan bahsettik...
Ve yine şükürler olsun ki biz Erbakan Hocama hiçbir zaman
dik dur, eğilme demedik
Çünkü, Erbakan Hocam, hiçbir zaman, hiçbir yerde ve
hiçbir şekilde YAMULMADI!!
(Yamulanlara ve yamulanları dik tutmaya çalışanlara ithafen )
(YUSUF SADRA ÖZEN)
NOT: Bugün 15 Ocak 2014 Çarşamba... 1) İşte geldi 2014
Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011 seçimleri öncesinde yeni ve sivil
anayasa sözünü yerine getiremedi, sınıfta kaldı, çuvalladı. 2) Yoksul-zeki
Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları, 28
Şubat darbesi döneminde kapatıldı. Vakıf olan bu yurtların asıl sahiplerine
iadesi noktasında şu ana kadar tık yok. Dubakalin olacak Takipçisiyiz