Tayyip Bey hırçınlaştı. Oraya buraya saldırıyordu ama bu defa Saadet’e sataşmaya başladı.

Hatta Tayyip Bey’i geçtik, bu defa İçişleri Bakanı Süleyman Soylu aldı sazı eline.

Mesele neymiş!

İşte, işin ilginç yanı da burası. AK Parti çevreleri şunu iddia ediyorlar:

Özetle; Saadet Partisi HDP ile iş tutuyor. Bu parti de terör örgütünün kontrolünde; buradan da hareketle, Saadet teröre destek oluyor yargısına varıyorlar. Tamamen algı oluşturma çabası. Bakan da koca koca adamlar sanır. Birisi elan Cumhurbaşkanı, ötekisi de İçişleri Bakanı. İnsan sormadan edemiyor tabi.

Yahu! Bu adamlar hiç aynaya bakmazlar mı?

Biliyorlar ki baksalar, kendilerini görecekler.

Milletin alışık olmadığı bir durum bu. Bu üslubu milletin kabul etmesi mümkün değil.

Diğer meselelerde olduğu gibi, bu da geri tepecektir. Buna inancımız tamdır. Özelde SP, genelde Milli Görüş Hareketi, birçok konuda suçlanmıştı (maksatlı olarak) ancak, ilk defa teröre destek olmakla suçlanıyor.

Kim tarafından?

İşi başlatan maalesef Sayın Erdoğan oldu.

Havuz medyası olarak tavsif edilen medya organları da üzülerek ifade ediyoruz ki; olaya çanak tuttular. Burada yapılanlar -en hafifinden- hak ihlalidir. Bunu yaparken de acelecilik yaptıkları ve suçluluk psikolojisiyle hareket ettikleri dikkatlerden kaçmıyor.

Eğer kastettikleri, Şanlıurfa ve Adıyaman illerinde HDP’nin, Saadetli adayları destekleyeceklerini açıklamaları ise,

Bu konuyu bir kere daha anlatalım:

Şanlıurfa ve Adıyaman’da, karşılıksız destek söz konusu. Bu duruma sevinmeleri gerekirken, lüzumsuz yere gerginlik yapıyorlar.

Yoksa hem Cumhurbaşkanı, hem de İçişleri Bakanı için asıl tehlike Saadet Partisi midir?

Demek ki üsluplardan başlayarak psikolojiye vuran bozukluğun sebebi bu.