Ne diyordu bir düşünür: "Sanatçılar, toplumun aynasıdır. Bu ayna kirli olursa, toplum da kirlenir. Eğer bu ayna düzgün olursa, toplumun durumu da düzelir" Aslında, bu söz toplumun tüm katmanlarındaki bozulmanın, çürümenin, yozlaşmanın bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, hiçbir şeyin tek başına değerlendirilmemesi gerektiğini bize hatırlatıyor. Eninde sonunda, sanatçılar da veya başka meslek grupları da bu toplumun birer parçasıdır Toplumdaki varolan çürüme, bir şekliyle zincirleme reaksiyon olarak diğerlerine sirayet eder. Yüce Rabbımızın açık açık bildirdiği gibi, "Biz kendimizi düzeltmeden, toplumun düzelmesini beklememiz" mümkün değil!...Magazin programlarında, Televole lerde, kadın programlarında izliyoruz Kimin eli kimin cebinde belli değil O bunu aldatmış, öteki berikini taciz etmiş
Artık torunlarını sevmesi gereken bir sanatçı çıkmış, "30 yıl önce şu kadın, benim çok tanınmış bir sevgilimi elimden aldı" diye vaveyla koparıyor. Lafa geldi mi, sosyal sorumluluk, kadın hakları, özgürlükler diye mangalda kül bırakmayan Esra Ceyhan adındaki bir programcı, iki hafta boyunca sürekli bu kadın sanatçıyı programına davet edip, olayı reyting malzemesine dönüştürebiliyor, bıkkınlık verinceye, gına gelinceye kadar mevzuyu kurcalamaya devam ediyor. Televizyonlarda, gazetelerde karısını aldatma konusunda sabıkalı bir sanatçının (Kendisi yıllarca süren bir aile dizisinde müşfik, sevecen ve taş fırın erkeği rolünü oynamıştı), dizideki rol arkadaşıyla yine karısını aldattığı yönünde haberler yeralıyor . Daha bebekleri bile kundakta olan vatandaşın evinden ayrıldığı, mutlu aile ( ) yuvalarının çatırdadığı bilgileri veriliyor Artık ununu elemiş, işi bitmiş bir dansöz sabah kuşağında çok izlenen dedikodu programında, "Bana çok ünlü bir türkücü tecavüz etti" iddiasında bulunuyor.
Sanat camiamızın durumu bu Sanatçılarımızın hali bu Kendisiyle röportaj yaptığımız Prof. Dr. Haluk Şahin, "Maraz meraklara servisin sınırı olmaz, bu tür haberler ilgi çekebilir, reyting çekebilir. Ama, bunun sınırlarını koyamazsınız" diye bir tesbitte bulunmuştu. Magazin kılıfıyla, sanatçıların ahvaliyle ilgili hayatımıza sokulmaya çalışılan haberler, tam anlamıyla maraz meraklara servis yaparak reyting sağlamaya çalışan "dedikodu bültenlerine" dönüşmüş durumda. Bizler köy kültüründen geliyoruz Her köyde, her beldede bir kulaktan duyduğunu öbürüne aktaran, dedikodu ve laf taşımaya meraklı bazı tipler vardır Bu tiplere eskiler, tatavacı derlerdi Açıkça söyleyebiliriz ki, televizyon kanallarımızdaki magazin kılıfıyla gözümüzün içine sokulan programların tamamı, son dönemde "tatavacı" oldular İnsanların mahremlerini, duyduğunuzda kulağınız kızaracak dedikoduları, sanki sıradan bir şeymiş gibi önümüze koyup bırakıyorlar. İşin tuhaf yönü, bu rezillikleri, kepazelikleri önümüze bıraktıktan sonra, "Biz çok güzel program yapıyoruz" diye övünüyorlar, şişiniyorlar. Televizyon kanalları da, laf üretmekten başka bir şey yapmayan, toplumun ahlakını dejenere eden bu tiplere, en saygın kuşaklarını sonuna kadar açmaktan imtina etmiyor
Milletin önünde dedikodu yapsınlar, rezillikleri, kepazelikleri açıklasınlar diye üstüne para veriyor Ne günlere kaldık ey gazi hünkar!