Bölgemizde, ülkemizde ve çevremizde garip şeyler oluyor.

Başbakan Erbakan’ın yıllar önce söyledikleri bir bir çıkıyor. Bunlardan en belirgin olanı şimdilik Suriye... Gelişmeler baş döndürücü bir hızla ilerlemektedir. Tasfiyeler, yaşanan sürecin gölgesinde kaldığı için herkes tarafından seçilemeyebilir:

Bir yanda PKK-HDP çizgisi oyun dışına çıkarılırken, öbür yanda MHP, sessiz sedasız tasfiye ediliyor. 

Devlet Bahçeli tasfiye memuru gibi! Hakkını yemeyelim; Tuğrul Türkeş daha önce davranmıştı. Gerçi, yapacakları bir şey de kalmadı. Kısa bir süre sonra Meral Hanım da devreye sokulursa hiç şaşırmamak lazım.

Türk siyasetinde alışılagelmiş olan dörtlü yapı; Merkez Sağ, Merkez Sol ve Milliyetçilik anlayışı milenyum başında sona ermişti. Milli Görüş’ün de bitirilmesi için uğraşılmış ama başarılamamıştı. Önce, SHP, CHP’ye dönüştü. Sonra, DSP öne geçti. Arkasından iktidara getirilen ve akabinde itibarsızlaştırılan DSP, eridi yok oldu. CHP, şimdilik beklemede! MHP›de ise, çatırdama sesleri şiddetleniyor. Muhtemelen bu partide, yakında büyük bir gürültü kopar.

Muhtemelen süreç şöyle yürür: Önce, içeride kılıçlar çekilir, çıkan arbede sonrası bölünme gelir. Bazıları «dava» filan der, ama sonuç çıkmaz. Müteakiben bıktırıcı bir dönem yaşanır, arkasından da «sakin liman» arayışları başlar. Yeni oluşum, değişim, dönüşüm vs. Hepsi peş peşe yaşanır. Artık «bu iş bitmiştir», kanaatleri dile getirildi mi, işte o zaman, fiilen bitmiş olan iş, resmen de sona erer. MHP bir parti ismi olarak devam edebilir; fakat bir fonksiyon icra etmekten uzak olarak...

Bilindiği gibi 12 Eylül rejimi, bütün eğilimlere ve siyasi partilere müdahale etmişti. Bu doğrultuda; hem, siyasi partiler kapatılmış, hem de, bir sızma olmasın diye, 6 Kasım 1983›te yapılan genel seçimlere, sadece 12 Eylül›cülerin katılmasına izin verdiği partiler girebilmişlerdi.

Çözüm oldu mu?

Hayır!

11 Eylül 1980›de var olan liderler, peş peşe iktidara geldiler. Sayın Türkeş hariç. Onun ömrü vefa etmedi. Yani; liderleri yasaklamanın, onların yönlendirdikleri partilerin seçimlere sokulmamasının, kurguya hiçbir faydası olmadı. Bir müddettir yaşananlar ikinci dalga müdahalelerdir. İlk önce merkez sağın tasfiye edildiğini söylemek mümkün.

MHP›ye müdahale, aslında, Merkez Sol›la birlikte gelmişti. Önce, DSP ile aynı potaya konuldu, birlikte iktidar oldular. MHP, iktidarda bir varlık gösteremedi. Bunun bedelini bir sonraki seçimde kısmen ödedi. DSP tamamen yok olurken, MHP törpülenmiş olarak yoluna devam etti. Şimdi; Kürt milliyetçiliğini savunan HDP de yok olmayla karşı karşıya.

«Her şey zıddı ile kaimdir» demiş eskiler. İşte, yaşananlar tam da öyle bir şey. Bu, aynı zamanda MHP›nin de misyonunu tamamladığı anlamına gelir.

MHP, törpülenerek, tabanı da ağır bedeller ödeyerek -belirlenmiş amaca yönelik olarak-  bu güne kadar varlığını korudu. Şimdi, bu partinin işlevini iktidar partisi devralmış gözüküyor. Bu durumda, seçmen sormaz mı, «böyle bir partiye hacet var mı?» Diye.

Milli Görüş’ü bitirme misyonunu üstlenen iktidar partisinin de günü geldiğinde aynı sonla karşılaşacağını söylemek müneccimlik sayılmaz.

Bu topraklarda, bir türlü yok edilemeyen ve de kalıcı olan, sadece Milli Görüş›tür.

Tasfiye süreci devam ediyor. Kazanacak olan; her şart altında dimdik ayakta durabilen, yok olmadan varlığını sürdürebilenlerdir.