Bu ülkede ben bildim bileli üretici malının değerinden gitmediğinden bir diğer ifadeyle emeğinin karşılığını alamadığından, tüketici ise tarladan kendisine gelene kadar tarım ürünlerinin fiyatlarında büyük artışlar olduğundan şikayet eder. İki taraf da söylediklerinde haklıdırlar. Peki üretici haklı, tüketici haklı, haksız olan kim ya da kimler Bu sorunun cevabını aracılar şeklinde verip işin içinden çıkmak aracılara haksızlık olur. Çünkü, bir ürünün çiftçiden tüketiciye ulaşabilmesi için mutlaka bir takım aracılara ihtiyaç var. Aksi halde ürün tarlada kalır. Tarlada kalan ürün üreticiye de tüketiciye de yaramaz. Kaldı ki, çoğu zaman aracıları aradan kaldırmak mümkün olmaz. Şimdilerde bazı market zincirlerinin çiftçiler ile doğrudan temasa geçerek ürünü tarlada alıp tezgahlarına ulaştırdıkları ve tüketicilere sundukları biliniyor olsa da bu üretimin büyük bir bölümünü kesinlikle kapsamıyor. Kaldı ki olayı sadece üretici ve tüketici açısından ele alıp  ürünleri üreticiden tüketiciye ulaştıranları gereksiz gibi takdim etmek işin esasını bilmemek anlamına gelir. Bazı alanlarda aracıları devre dışı bırakmak ürünün kesinlikle tarlada kalması ve çürümesi demektir.

Söz gelimi Akdeniz Bölgesi nde kış aylarında seralarda sebzecilik yapanlar ürünlerini toplayıp kasalara yerleştirerek seralarının önüne yığarlar, anlaşmalı komisyoncuların arabaları gelerek bu sebzeleri toplar ve haldeki dükkanlarına götürür, buradan da daha önceden yapılmış anlaşmalar gereği kamyonlara yüklenerek yurdun çeşitli köşelerine sevk edilir. Her seferinde suçlu ilan ettiğimiz bu aracılar olmasa işin pazarlamasını da seracıların kendilerinin yapması gerekir ki  bu pek mümkün değildir.

Elbette üreticinin ürününü pazara ulaştırmak açısından çok önemli bir fonksiyon ifa eden aracılık sisteminin aksayan yanları, istismara müsait yönleri de vardır. Bu bakımdan aracıları düşman ilan etmek yerine bu aksayan yönlerin düzeltilmesi gerekir. Bunun için yeni hukuki düzenlemeler yapılmalı, var olan düzenlemelerin titizlikle uygulanması sağlanmalıdır. Yoksa pahalılığın tüm sorumluluğunu aracılara yüklemek yanlış olur. Üretici-aracı ve tüketici bir üçlü saç ayağı oluşturur. Bu üç ayaktan birisi olmazsa sistem çöker.

Çiftçinin ürettiği ürün elinden çok ucuza çıkarken tüketicinin eline geldiğinden fiyatının 5-6 hatta bazen 10 misli artıyor olmasının bir başka sebebi de nakliye ücretidir. Bunda ne üreticinin ne de aracının bir suçu vardır. Çünkü, tarladan kilosu 10 YKR. a alınan bir ürünün nakli için  de 100 YKR a alınan bir ürün içinde aynı miktarda nakliye ödenmektedir. Akaryakıt fiyatlarının sürekli arttığı bir ülkede nakliye ücretlerini ucuz tutmak mümkün değildir. Söz gelimi tarlada kilosu 10 YKR a alınan bir sebzenin Ankara ya nakliyesi için kilo başı 60 YKR ödeniyorsa kilosu 100 kuruşa alınan bir sebzenin nakliyesi için de kilo başı 60 kuruş ödenmektedir. Başka türlü ürünü tüketiciye ulaştırmak mümkün olmaz. Bütçe açığını kapatmak için iktidarın akaryakıtta uyguladığı yüksek vergi oranlarının nakliyenin pahalılığında önemli etkisi vardır. Çiftçinin, nakliyecinin kullanmak zorunda olduğu akaryakıt fiyatlarının düşürülmesi şarttır. Bu fiyatlar böyle devam ettiği sürece üretici de tüketici de şikayetçi olmaya devam edecek, bizler de zaman zaman bu çarpıklığı gündeme getireceğiz, çözüm isteyeceğiz ama bir sonuç alınamayacak. AKP seçim meydanlarında özellikle çiftçilerimize ucuz mazot verileceği vaadinde bulundu. Ama iktidara gelince pek çok vaadinde olduğu gibi bunu da unuttu. Ya da devletten alacağı olan yerli ve küresel sermaye çevreleri bastırınca çiftçiyi unuttular.

Ülkemizde üreticinin hakkını alamaması, tüketicinin ise yüksek fiyat sebebiyle tarım ürünlerinin yanına yaklaşamamasının esas sebebi uygulanan ekonomik modeldir. Bu model kendi insanımızı ön plana almıyor. Özellikle sermaye sahiplerini koruyor ve kolluyor. Bu sistemin acil olarak değiştirilmesi gerekir. Bunun için çiftçinin girdi maliyetlerinin aşağı çekilmesi şarttır. Bunu yapmanın yolu ise bağımsız bir ekonomik politika izlemekten geçer. Bunun mümkün olup olmadığı sorusuna vereceğimiz cevap açıktır. Necmettin Erbakan 54. Hükümet döneminde sergilediği uygulamalar ile hem çiftçinin hem de tüketicinin yüzünü güldürmüştü.  Bütün mesele önce kendi insanımızın çıkarı diyebilmektir. Yoksa dışarının güdümünde yürütülen politikalarla insanımızın ezilmesini önlemek mümkün değildir.