Bugün sizlere iç ve dış günlük politikanın dışında birşeyler yazmak istedim. Bunun için de İslâm Tarihinden üç örnek olayı aktaracağım. Hem geçmişi hatırlatmak hem de bugüne ışık tutalım istedim. Dilerim faydalı olur.

Rabbimin Takdirini İsterim

Kadisiye Savaşında İslâm ordusu büyük sıkıntılar içinde cihad ediyordu. Günlerce süren çarpışma nedeniyle yiyecek ve içecekleri kalmamıştı. Buna rağmen Müslümanlar büyük fedakarlıklar göstererek güçlü düşman ordusunu hezimete uğrattılar.

İşte bu mahrumiyetlerin yaşandığı sırada, kum tepelerinin arkasında su aramakta olan bir asker eştiği kumların derinliğinde bir testi buldu. Testinin içi altınlarla doluydu.

Bu asker hiç tereddüt etmeden küpü doğruca kumandanına götürerek teslim etti.  Kumandan bu askerdeki iman kuvvetine hayran oldu. Memnuniyetini şöyle ifade etti:

"Adını ve künyeni söyle de seni halifeye takdim edeyim., bu doğruluğundan dolayı seni mükafatlandırsın."

Elbisesinin yamaları arasında güneş yakmış vücudu görünen yiğit asker şöyle cevap verdi:

"Ben insanların takdirini hesaba katacak kadar zayıf imanlı birisi olsaydım, şu küpün içindeki altınların bir tanesini bile teslim etmeden evime aşırırdım. Benim için ne Kadisiye kumandanının ne de Halife Ömerin takdiri mühimdir. Benim asıl beklediğim takdir Rabbimin takdiridir. Bu altınları herkesten gizleyebildiğim halde Onun ilminden kaçıramadım. Siz görmediniz, fakat O gördü. Beklediğim Onun mükafatıdır, insanların değil."

Allaha Dayanmak Gerek

Kumandanlarından biri bir zafer dönüşü  Hz. Ömerin huzuruna çıktı. Yanında kısa boylu, tıknaz biri vardı. Hz. Ömer:

"Bu kim " diye sordu. Kumandan anlattı:

"Efendim, bu benim sağ kolumdur. Hangi görevi verdimse başarı ile tamamladı. En gizli haberleri yerine ulaştırdı. Bazen bir orduya bedel hizmet gördü. Zaferlerimi onun sayesinde kazandım diyebilirim."

Aradan zaman geçti, aynı kumandan halifenin huzuruna yeniden çıktı, ama mağlup bir kumandan olarak. Halife sordu:

"Hani sağ kolun nerede "

"Sormayın ya Ömer. İhanet etti. Düşman tarafına geçti."

Hz. Ömer bu defa:

"Allahtan başka hiç kimseye dayanmamak gerektiğini geçen sefer söyleyecektim vazgeçtim. Bir musibet bin nasihattan yeğdir diye düşündüm."

Nefsi Küçültmek

Halife Hz. Ömer bir gün kırbasını (su tulumu, su kabı) sırtına yüklenmiş Medinenin en kalabalık sokaklarında dolaşıyordu. Babasının sırtında kırba ile dolaştığı oğlu Abdullahın da gözüne ilişti ve kendisine yetişip sordu:

"Baba, sen ne yapıyorsun, koskoca Halife sırtında kırba taşır mı, taşıtacak kimse mi bulamadın "

"Oğlum, bunu taşıtacak adam bulamadığım için veya başka bir mecburiyet dolayısiyle taşıyor değilim. Nefsime gurur gelir gibi oldu, kendimi beğenir gibi oldum. Sırf onu küçültmek için bu yola başvurdum."