Tarih yaşanmışlıklardır. Deneyimlerdir. Sonuçları kayıtlara geçer.

Her gün tarihe bir şeyler eklemleniyor. Daha çok başarılar ve zaferler. Sıradanlıklar hiçbir zaman tarih kayıtlarında yer almaz, yok olup giderler.

Bir milleti ayakta tutan zaferleri olur. Yenilgiler de kayda geçer kuşkusuz. Bir milletin çöküş ve yıkılışı yenilgilerle başlar. Ardı kesilmez ise giderek hayattan çekilmeler yaşanır. Yenilgileri içselleştirenler için tarihin sonu yaklaşır. Müslümanlar sahihliklerini ve davalarını sürdürürlerse onlar için asla yenilgi söz konusu olmaz. Başarılı olmak için hayata ve zamana direnir.

Yüzyılın modern silâhları ve güçlü egemenleri asla göz korkutmaz korkutmamalı. Çünkü Allah’ın kendisine sunduklarını hakkıyla hayatına uygularsa ve yolunu sürdürürse asla yenilmiş sayılmaz. Müslümanlar bu yüzyılı yeniden asıl merkezine oturtmakla yükümlü. İnsan olma bilinci, insan sevgisi, adalet ve hakkaniyeti korursa mutlaka başarılı olur.

Dünyayı kuşatan olumsuzluklar, insanlık için bir karabasan. Bu kadar ağır zulümler altında uzun soluklu yaşayamaz. Bir yerde patlak verir. Buna katkı sağlayacak olan da insan. Tarih de yorulur, ağır yükü taşıyamaz olur. Onun yükünü hafifleten de insan. İnsan tarihe ve kendine karşı sorumluluklarını yerine getirmekle yükümlü.

Tarih tarihin uzun yolculuğu. Hazreti Adem ile başlayan. Bu soy bir yerde bu dünyada sona erecek ve asıl hayatına geçecek. Tarihi yapanlar, yazanlar ve yaşayanlar sıralarını savdılar ve gittiler. Yenileri bu yolu sürdürüyorlar.

Müslümanlar bilinçle kendi tarihlerini yeniden daha canlı bir hâle getirmelidirler. Medetleri kendileri olmalı. Başkalarından yardım ummak akıl kârı değil. Başkaları Müslümanların yol alacağı tarih yolunu ancak sulandırır ya da bulandırırlar, tavsatırlar ve yoldan çıkarırlar.

Müslümanları yılgınlıklara sürüklemek için yol şaşırtmasına girerler düşmanları. Yanı İslâm’a karşı olanlar, yani İslâm’ı insanın hayatından çıkarmak isteyenler. Müslümanlar için yolun sonu yoktur. Yol bu dünyada biter asıl yol sonsuzluğa doğru yol alır. Müslüman bunun bilincindedir.

Avrupalılar, yani Hıristiyanlar, yani Haçlı ruhlular, yani Müslümanlara sonsuz ve acımasız savaşlarını sürdürenlerin bitmeyen savaşları var. Onların bütün davası Müslümanları İslâm’dan soğutmak, uzaklaştırmak ve işlevsiz kılmak.

Müslümanlar kendi yollarının ayrımındadırlar. Asıl yollarını bulma gayret ve azmindedirler. Müslümanlar Peygamberimiz kendilerine yükümlediği sorumlulukla varlık bilinçlerini edinebilir ve kazanabilirler. Geçmiş zaman tarihtir ve yaşanmıştır, geçmiş zaman bir deneyimler dizgesidir. Geçmiş zaman geleceğe kapılarını açık tutmuş orada insana yol vermiş bulunuyor.

Söz ve sorumluluk bugünün insanında. Zaman yitirmeye ve oyalanmaya asla gelmez. Boşluk büyük yıkımlara neden ve yenilgilerin sürmesine neden olabilir. Bugünün insanın üzerinde ağır bir yük olarak kalabilir. Gelecek kuşakların yükünü azaltmanın, işlerini kolaylaştırmanın zamanıdır. Hayat ve tarih ihmale gelmez.

Müslümanlar günün basitliklerine, sıradanlıklarına kendilerini kaptırmamalı. Soğukkanlı olmalı, sabırla sorunların üstesinden gelmeli. Hayat ve tarih basit alınmayacak kadar değerli ve önemli. Bunun bilincinde olmalı. İnsana öncülük yapacak olanlar İslâm’ın bilinç dünyasında yer alanlardır. Onlar öncülük ederler ama kendilerini sorumluluktan kurtarırlar. Allah onlara fazlasıyla karşılıklarını verir.

Müslümanlar bağlı bulundukları düşünce dünyasında özgürdürler, kişiliklidirler. Onlar birer Müslüman olarak hem kendilerinin kurtarıcılarıdırlar hem de büyük düşünce dünyalarının hizmetkârlarıdırlar. Yeter ki samimi, ihlâslı ve içten olsunlar, er geç hedeflerine varırlar.