Tarihte nice zâlim devletler, nice zâlim şahıslar, nice

zâlim örgütler geldi. Şimdi hepsinin yerinde yeller esiyor. Hatırlansalar bile

nefretle hatırlanıyorlar. Yüzlerine tükürülemeyince hatıralarına tükürülüyor.

Bazen de zulme tepki olarak heykelleri parçalanıyor. Bazılarının yaşadıkları

mekânlar yerle bir ediliyor, bazılarının evleri Ebu Cehil inki gibi- tuvalet

yapılıyor.

Günümüzdeki zâlimlerin, zulme rıza gösterenlerin, zulme

göz yumanların, zâlime yardım edenlerin, yataklık edenlerin âkıbeti de böyle

olacak. Eninde sonunda tarihin çöp tenekesine atılacaklar. 

Şimdi dünyadaki bütün mazlumlar ve bütün insanlık, bazı

kuruluşların, bazı devletlerin, bazı lider şahsiyetlerin yaptıklarını

sorguluyor. Meselâ herkes şu BM nin ne işe yaradığını sorguluyor. Baştan beri,

sanki hayra fren, şerre motor olmak için çalışıyor. İşi gücü, mazlumların

haklarını gasp edenlere destek olmak, Müslümanların ezilmesini sağlamak. Bir de

saçma mı saçma bir yapısı var. Dünyadaki bütün devletler bir hususta ittifak

etse, 5 dâimî üyeden biri veto etti mi bütün o ülkelerin kararları havada

kalıyor. Bakınız İsrail denilen korsan devlet, kuruluşundan bu yana

Filistinlilerin haklarını gasp ediyor, yakıyor, yıkıyor, vuruyor, kırıyor,

öldürüyor, hapsediyor. Hatta beş yaşındaki bebeleri, on yaşındaki çocukları

dahi gözaltına alıyor. Müslüman hanımların gırtlağına sarılıyor, yerlerde

sürüklüyor. BM ise bütün bu yapılan zulümleri, tıpkı öküzün treni seyrettiği

gibi seyrediyor.

Sırp cânilerinin yaptıklarını hatırlayın. Bosna da on

binlerce masum insanı katletmiş, kadınların ırzına tasallut etmişlerdi. BM, bu

vahşeti, bu yamyamlığı seyretti. Seyretmekle de kalmadı, kendilerini müdafaa

eden Müslümanların silahlarını topladı, ardından Sırplara işaret etti, gelin,

vurun! dedi. (Srebrenitsa katliâmını hatırlayınız.)

Bakın, Suriye de bir zâlim yıllardır masumların başına

bomba yağdırıyor. Neredeyse bir ülke toptan yok edildi. Üç yüz bin insan

hayatını kaybetti. Yüz binlerce yaralı var. Milyonlarca insan mülteci durumuna

düştü. BM yine seyretti, yine seyrediyor. Günün birinde bütün insanlık hep bir

ağızdan haykıracak: Yok ol ve insanlığın başından defol BM! ve bu seyirci ve

zulmün organizatörü kuruluş tarihin çöplüğüne atılacak. Göreceksiniz.

Bir de şu NATO ya bakınız. 50 yıldır Türkiye nin kanını

iliğini kuruttu. Siyâsilerin yanlış aşkları yüzünden Kore ye asker gönderdik.

NATO aşkı uğruna şehitler verdik. O günden bugüne belki on Türkiye inşa edecek

kadar masraf yaptık. Peki, elimize ne geçti Türkiye terör sancısı içerisinde

kıvranırken NATO seyirci pozisyonu almış vaziyette, halimizi seyrediyor.  Şu AB ye bakınız. Yarım asırdan fazla

zamandır, AB ye girmek için yapmadığımız fedakârlık kalmadı. Bize şu binlerce

kanun ve tüzükleri çıkaracaksınız! dediler çıkarttık. Gümrük Birliği

anlaşmasını yapacaksınız dediler, yaptık. Hatta Türkiye de verilen veteriner

diplomasının Avrupa da geçerli olması için üniversitede domuz beslenmesi

şartını getirdiler, onu da yaptık. Bir tek amuda kalkmadığımız kaldı. Onlar

bizim etimizden, sütümüzden, derimizden, tüyümüzden faydalandılar. Bizi

sömürdüler ve semirdiler. Biz ise devamlı horlanan taraf olduk. Onlardan 12

kişi terör saldırısında ölünce, bütün dünyayı ayağa kaldırdılar. Onlarca

ülkenin devlet ve hükümet başkanları cenaze merasimine katıldı. Türkiye de

sadece son iki ayda  onlarca askerimiz ve

polisimiz şehit oldu. Bizim uğruna kara sevdaya tutulduğumuz AB den tek

kınayıcı ses çıkmadı.

Listeyi uzatabiliriz. Canilere, katillere, teröristlere,

zâlimlere silah verenleri mi, istihbarat desteği verenleri mi, lojistik destek

verenleri mi, medya desteği verenleri mi dersiniz. Çok af edersiniz, it sürüsü

gibiler. Hangi birini sayalım. İyisi mi çenemizi boşuna yormayalım. Bizim de

bildiğimiz, tarih okuyan herkesin de çok iyi bildiği bir gerçeği hatırlayalım:

Bütün zâlimler eninde sonunda tarihin çöp tenekesine atılacaklar.