HEM Beşiktaş, hem de Fenerbahçe oynadı bu pazar... Yani bana göre şampiyonluğun en güçlü üç adayından ikisi... Üçüncü hangisi derseniz, onun yanıtı sanırım en geç milli maçlar ertesinde vereceğim.
Neyse Beşiktaş’la başlayalım. Olimpiyat Stadı’nın güzel zemini ama insan uçuran rüzgarında Beşiktaş son kadrosunu hiç bozmadan sahaya çıktı. Arka dörtlü malum... Beck ki, her geçen gün bu takımın en güvenilir elamanı olma yolunda önemli adımlar atıyor... Rudolfo akıllı, Ersan yıkıcı ve önleyici... Tosiç ise denge ustası... Atiba önde, yine Oğuzhan ve Sosa... Yani Atiba’nın iki yardımcısı da bence yarım yamalak. Ama bu yarım yamalaklar öne doğru çok etkili... Gökhan Töre mi Sanırım ve beklentim odur ki, Şenol Güneş hoca bunca eserine bir yenisi ekleyecek galiba... Gökhan bu maçta sahayı santra çizgisinin paralelinde ölçmeye hiç kalkışmadı. Hep dikine gitti, hep verdi aldı... Golün birini de böyle attırdı zaten... Olcay çalışkan ama üretken değildi.
Başakşehir mi Sadece ve sadece üç yabancı ile başladı oyuna... Sonra bir yabancı daha girdi ama bu defa da bir başka yabancı çıktı. Geri kalan yabancılar sakat mı, yoksa işe yaramaz mı bilemem. Avcı’nın takımı hemen hemen hiç bir şey yapmadan maçı bitirdi diyebiliriz. Sadece sağ kenardan Tolga’ya toslattı topu bir kaç kere o kadar... Sanırım yabancıların büyük bölümü sakattır yoksa adama sorarlar bunları mostralık diye mi aldık diye...
Neyse... Gomez iki şık gol attı. Hele ilkinde tam Gomez idi... Ama Sosa iki önemli pozisyonda topu önce Olcay’a, sonra da Gomez’in önüne atmadı. Kim bilir belki de ben de atayım havasında mı idi. Sonuç olarak Beşiktaş belli bir oyun yapısını sahaya oturtmak adına bölüm bölüm olumlu sinyaller verdi. Oğuzhan’ın ikinci yarıya çıkmayışı ise Necip’le rakibin önünün iyice kesilmesi anlamı da taşıyordu.
VE FENERBAHÇE
Yanılmıyorsam İran takımı ile oynanan hazırlık maçından sonraydı. Veya bir başka hazırlık maçından sonra... Ama kesinlikle resmi oyunlar başlamadan önceydi. Şöyle yazıp söylemiştim; “Fenerbahçe çift santrfor formülü ile iyi ve etkili futbol oynayamaz. Bu demode sistemden çabuk vazgeçmez ise bunca paraya yazık olur... Bu kafayla maçlar ancak duran toplarla kazanılabilir...”Tuttu mu Tuttu. Bak; Antalyaspor maçı... Bak; Kasımpaşa maçı... Pereira elindeki büyük isimlerin kurbanı olur mu bilemem ama Fenerbahçe’nin onca yatırımı bir esaretin kurbanı olabilir. Hal böyle olunca da takımın bir kanadı olmuyor. Oralara arka beklerden biri uçtuğu zaman da rakibin akıllı olanı oralardan defansın dengesini bozabiliyor. Kasımpaşa bunu yapamadı. Çünkü on kişi oynadı. Yok canım oyundan atılan Veysel değil, kendini santrfor sanan Adem yüzünden... Rıza hoca bu kadar efor kazandırdığı takımını böyle bir futbolcuya nasıl kurban ediyor ki Malki ve Eren varken hem de...
Fenerbahçe’nin bu maçtaki orta alanı da daha çok kesici elemanlardan kurulu idi. Bu yüzden de ön taraf kaliteli pas da bulamadığı gibi, pas alışverişlerinde eksik kaldı. Çakma stoper Topal ve bence takımın en hakiki stoperi Cadlec, tabii ki önlerindeki Adem sayesinde hiç hata yapmadan, hatta çok da iyi oynadılar. Teknik direktör Pereira, nasıl yaptıysa şaştım, Van Persie ile Nani’yi aynı anda oyundan alarak ritim arttırdı, çabukluk kazandırdı. Ama yanlışı şu idi. Hepsinden önce Volkan Şen girmeliydi oyuna... O oyuna girdikten sonra Pereira’ya tavsiyem odur ki, takımı bir daha izlesin. Özetle Fenerbahçe’nin rakip kim olursa olsun bir an önce bu iki santrfor sevdasından vazgeçmesi gerekiyor. Yarın Avrupa Kupası maçları da başlayacak. Birileri bunu fena cezalandırabilir. Ne yapalım yani Fernadao kesilecekse, Nani ve Van Persie sahada olacak. Ya da diğer ikisinden biri kulübede oturacak...
Bir yere daha gelelim. Bu sezon bizim ligden malum firmaların dışında sürpriz zirve işi çıkmaz. Haaa çıkar da şöyle çıkar; bir büyük orta sıralara karışır...