PKK terör örgütünün silah bırakmasını sağlamak amacıyla çözüm sürecinin başlatıldığı söylendi. Sonuçta terör örgütünün silah bırakması bir yana; süreci silahlanmak, özellikle bazı yerleşim birimlerine silah ve patlayıcı yığınağı yapmak için kullandığı ortaya çıktı. Yani, iyi niyetle kötü niyetli terör örgütüne imkân verilmiş oldu. Geldiğimiz noktada ülkemizin bir bölümü çatışma alanına dönmüş bulunuyor. Her gün saldırı ve bombalama haberleri, her olayın ardından yurdumuzun çeşitli köşelerine şehit cenazeleri geliyor. 12 Eylül 1980 darbesi öncesi sağ ve sol gruplar kendilerine göre şehirlerde kurtarılmış bölgeler ilan etmişlerdi. Şimdilerde PKK terör örgütü benzer bölgeler oluşturma peşinde. Hatta ilan ettiği bu bölgelerde otoritesini tesis etmek ve pekiştirmek sevdasında. Terör örgütünün böyle bir hedefe ulaşmasının mümkün olmayacağını söylemeye bile gerek yok. Ancak çıkan çatışmalarda kan akmaya devam ediyor. Tüm bu gelişmeler karşısında başta ABD olmak üzere Batı dünyasının sesi soluğu çıkmıyor. Sükût ikrardan gelir misali terör örgütü Batı’nın desteğini almaya devam ediyor. Hatta sözünü ettiğimiz Batı dünyasını Akdeniz ve Ege’de hayatını kaybeden göçmenlerde fazlaca ilgilendirmiyor. Bir küçük yavrunun cesedinin Ege kıyılarına vurması karşısında bir takım tepkiler vermiş olsalar da bu tepkilerin timsah gözyaşından öte gitmediği çok geçmeden görüldü. Milyonlarca insanın önce yurtlarını terk etmek zorunda kalışları, sonra da kalacak bir yer bulabilmek için yollara düşen sığınmacıların binlercesinin Akdeniz ve Ege’de hayatını kaybetmesi karşısında da Batı’nın ciddi olarak bir durum değerlendirmesi yapması bile söz konusu değil. Çünkü ölen insanların Müslüman olmaları sebebiyle hiçbir anlamı yok. Onları sadece kendi konforları ilgilendiriyor.
Peki, Suriye’yi terk etmek zorunda kalan insanlar Batılıları ilgilendirmiyor da ABD ve koalisyon güçlerinin İncirlik’te ne işleri var ABD İncirlik’teki askeri varlığını niçin artırıyor Suriye’de barışı sağlamak için bulundukları, hatta uzunca bir süreden beri Irak ve Suriye’yi havadan terör örgütlerinin belini kırmak için bombaladıkları söyleniyor. Söyleniyor ama gerçek söylenenin tam aksini gösteriyor. IŞİD yine Irak ve Suriye’de bazı yerleşim birimlerindeki hâkimiyetini sürdürüyor. PKK’nın Suriye kolu PYD kanton oluşturma sevdasından vazgeçmiş değil. PKK ise katliama devam ediyor. Buna rağmen ABD’nin Irak ve Suriye’de terör örgüt deyince sadece IŞİD’i hatırlaması, PYD’ye dolayısıyla PKK’ya özel bir koruma ve kollama uyguladığına bakıldığında ABD’nin bölgede bulunuş sebebinin terörle mücadele olmadığını görmeyenler var ise daha ne zaman anlayacaklar.
Bu noktada bölgemizin başına bela olan sadece bir takım terör örgütleri mi, sorusu akla geliyor. Tüm terör örgütlerinin beli kırılsa bölgemize huzur gelebilecek mi Bu sorulara İsrail gerçeğini dikkate almadan cevap vermek bizi yanlış sonuca götürecektir. Çünkü İsrail bir terör devleti olarak bölgemizde varlığını sürdürmektedir. Filistinliler bir açık hava hapishanesinde yaşamaya mahkûm edilmiş, Siyonistlerin keyfine terk edilmiş durumda. Ortada hukuku esas olan bir devlet olmadığı için her fırsatta bir takım bahanelerle Filistinlileri katlediyor. Müslümanların Mesicid-i Aksa’ya girmelerini engelliyor, Müslümanların kutsal mekânını basıyor, kapısına kilit vuruyor ama ABD ve yandaşları olayları sadece izlemekle yetiniyor. Kısacası, Batılıların bölgemizdeki terörün son bulması gibi bir derdi ve samimi bir isteği söz konusu değil. Böyle iken teröre karşı ABD ile birlikte mücadele anlamsızlaşmıyor mu
Olaylara bir de bu açıdan bakıldığında AK Parti iktidarının dış politika ve terörle mücadeledeki başarısını(!) yeniden değerlendirmek gerekiyor.