Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nükhet Hotar, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda üniversitenin tıp fakültesine tanzim satış manavı kurulduğunu duyurdu.
Üniversite rektörü Hotar’ın mesajı şöyle:
“İzmir’de örnek bir projeyi daha hayata geçiren üniversitemiz, mensuplarımızın uygun fiyatlarla meyve sebze satın alabileceği ‘DEÜ Manav’ standının ilkini Tıp Fakültemizdeki kantininde hizmete açtı. Hayırlı olsun.”
***
“Üniversite denilince proje olarak çıka çıka manav mı çıktı?” sorunuzu duyar gibiyim. Ama…
Prof. Nükhet Hotar deyince…
Hatırlayacaksınız, geçtiğimiz günlerde son derece ilginç, ilginç olduğu kadar telafisi zor bir süreç yaşandı, Dokuz Eylül Üniversitesi bünyesinde…
Prof. Dr. İbrahim Emiroğlu, Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi. Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü Mantık Ana Bilim Dalı Başkanı. Aynı zamanda DEÜ bünyesinde Mevlana Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü idi.
Prof. Dr. İbrahim Emiroğlu’nun, İzmir’de Güzelbahçe Müftülüğü tarafından Mevlid-i Nebi etkinlikleri haftası kapsamında düzenlenen ‘Peygamberimiz ve Gençlik’ adlı konferanstaki konuşması bazı gazete ve internet siteleri tarafından bambaşka yerlere çekildi ve sürüklendi.
Bir sendikacının iddialarından yola çıkılarak âdeta linç edilmek istendi…
İstendi değil hatta bir bakıma linç edildi de… Nasıl mı?
İddia edilen ve tepki çeken o cümleleri sarf etmediği anlaşıldığı ve kendisinin de o ifadeleri kesinlikle dile getirmediğini bizzat birçok mecrada açıklamasına rağmen ne oldu biliyor musunuz?
Rektör Prof. Dr. Nükhet Hotar, ‘Üniversitenin kurumsal kimliğine zarar verdiği gerekçesi ile’ Mevlana Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. İbrahim Emiroğlu’nu ‘hemen’ görevden aldı.
Bir bakıma “kim vurdu”ya gitti, Prof. Dr. İbrahim Emiroğlu!
Bu arada bilimsel araştırmaları, makaleleri ve eğitim öğretim kalitesiyle temayüz etmesi beklenen Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Hotar’ın bu müthiş atağı da böylelikle kayıtlara geçmiş oldu!
***
Son olarak bir de perde arkası vermek istiyorum;
Linç kampanyasının ardından, Prof. Emiroğlu, Mevlana Uygulama ve Araştırma Müdürlüğü’nden ivedilikle alındı, ya!
Bir gün sonra da hiç ön soruşturma olmadan hemen hakkında soruşturma açıldı.
Emiroğlu’nun avukatı, “Soruşturma gerekçesi asılsız iddialara dayalı! Nasıl soruşturma açarsınız?” diye soruşturma açılmasına itiraz etti.
Avukat bu itiraza, İlçe Kaymakamı, Garnizon Komutanı, Okul Müdürü ve İlçe Müftüsü Emiroğlu’nun lehinde olan şahadetlerini de ekledi.
Bakalım nasıl bir sonuç ortaya çıkacak?
İKİ ÖNEMLİ MESAJ!
Milli Gazete, Yeni Devir, Mavera ve Anadolu Gençlik Dergisi’nde yazılar kaleme aldı. Son olarak Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Genç İstikbal dergisi Yayın Kurulu Başdanışmanı olarak görev yapmaktaydı. Erzincan İmam Hatip Lisesi’nden öğretmenimdi. Sadece öğretmen değil aynı zamanda eğitmenimdi.
Rıfkı Kaymaz, 22 Şubat 2010 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucu ebediyete irtihal etti.
Bu köşede hemen her vefat yıldönümünde mümkün olduğunca -rahmet dileğiyle- yazılar kaleme alıyorum, Rıfkı beyle ilgili. Bu yıl da yazdım. Yazıdan sonra birçok mesaj, telefon, mail aldım. Bunlardan ikisine burada yer vermek istiyorum;
* “Merhum şair, yazar, sanatkâr, mücahit, güzel ahlâk ve erdem sahibi, gönül ehli, mümtaz insan, örnek Müslüman, muhterem Rıfkı Kaymaz ağabeyimi; vefatının 10. yıl dönümünde büyük bir hasret, özlem, üzüntü, hüzün ve kederle yâd ediyorum.
Yıllarca kendileriyle aynı inanç, aynı gaye, aynı fikir ve aynı gönül birliği içerisinde çalıştık. Millî Gençlik, Beklenen Kıvılcım (Millî Gençlik Vakfı’nın aylık yayımlanan çocuk dergisi), bendenizin editörlüğünü yaptığı Diyanet Çocuk Dergisi, Diyanet Aylık Dergi, Diyanet Avrupa, Diyanet Avrasya, Kümbet, Somuncu Baba, Karınca Kardeş, Genç İstikbal, Odak vs... çok sayıda dergi ve gazetede birlikte köşe yazıları, şiirler, çeşitli çalışmalar yayımladık.
Onu çok özlüyoruz…
Rıfkı Kaymaz Hocamıza Allah (c.c.) rahmet eylesin, yattığı yer nurla dolsun, makamı Cennâtü’n-Naîm olsun (âmin). İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn.” (Hayati Otyakmaz)
***
* “Çok değerli hocamız sadece okulda değil, hayatın her noktasında insanın yetişmesi için çok büyük çalışmalar yapmıştır. Allah rahmet eylesin. Adnan Bey, hocamızın hayatta iken eserlerini yayınlarını yapmış olduğu faaliyetlerini bu köşenizde kaleme alarak bizlere ulaştırdığınız gibi, vefatından sonra da, hiç aksatmadan aynen devam ediyorsunuz. Allah sizden de razı olsun.” (M. Taşdemir)
28 ŞUBAT’TA EN KRİTİK ADIM!
Bir 28 Şubat daha geldi, geçti…
Ama arkasında bıraktığı tortuları da unutmamak lazım!
Herkesin sağa sola kaçışıp hallaç pamuğu gibi dağıldığı 28 Şubat darbesinde Refah-Yol’a ve dönemin Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’a verdiği destekten dolayı Muhsin Yazıcıoğlu’nu hep takdir ettim.
Yazıcıoğlu’nun o duruşu hem son derece “asil” hem de sürecin en kritik adımıydı.
Şehadeti ile sonuçlanan helikopter kazası hâlâ soru işaretleri ile dolu!
28 Şubat sürecinde, Erbakan Hoca’nın, “Hadi destek olun, şu kaostan elbirliği ile çıkalım…” çağrısına, başta Mesut Yılmaz olmak üzere siyasi parti liderleri olumlu cevap verseydi, büyük ihtimalle “o karanlık sayfa/lar” yaşanmayacaktı!
Tarih ibret alınsa, ders çıkarılsa tekerrür eder mi, hiç!
İmam Hatip Lisesi mezunlarına “yarasalar” diyen Mesut Yılmaz ile dönemin Cumhurreisi Süleyman Demirel ve Hüsamettin Cindoruk gibi düşünenler, Hoca’nın o çağrısının yanında olmadıkları gibi, ülkeye bir kâbus gibi çöken/çöreklenen “baskı/darbe dönemi”nin mimarı olmayı tercih ettiler.
Kendi kaderlerini kendileri çizdiler bir bakıma.
Şu anda Mesut Yılmaz’ı, Demirel’i, Cindoruk’u “hayırla yâd eden” tek kişi var mı acaba!
***
Mert, delikanlı ve yiğit bir adamdı Muhsin Yazıcıoğlu…
Milli Görüş Lideri Necmettin Erbakan hocamıza ve Muhsin Yazıcıoğlu’na Allah’tan (c.c.) bir kez daha rahmet diliyorum, bu vesileyle.
Makamları âli olsun…

