Sabah aydınlığı silinmemiş zamanlar vardır. Nereye baksan aydınlık bir nar gibi. Bir ayva sevinçten taptazedir dalında. Bir bahçe gülerek giriyor kadraja. Bir kedi ürküntüsü gibi dakikalar… Sağa sola kaçışıyorlar. Edilmemiş umutlar şurada burada. Uzaklardan bir rüya yavaş yavaş doğuyor. Yaşamak şıngır mıngır… Yağmur terazisi dolmamış bir ağırlık olarak… Hayatın eprimiş galerisinde. Azalmış gülümsemeler mezarlığına doğru yontulmamış yokuşlar ama geldiği dala sepserin ulaşıyor. Kısa kesilmiş günlere uzun tutulmuş saatlerden gidilecekse sessizliğe bir danışmak gerek. Gereksemeler her sokaktan geçiyor. Belli ki evini arıyor dalgın bir ırmak. Biz bu ırmağa bir yol tarifi mi yapsak… Yatsak kalksak yapsak. Alışsak alışkanlıklara. Alışkanlıklar nasıl da gider nasıllara. İstediği yere kadar gider. İstediği kadar. Koşar hem de tozu dumana katarak. Vitrinlere koşuyor halk. Kalabalıklara ha kalabalıklara. Bakın kalabalıklara. Güneşi üzülmüş kalabalıklara. Bir tutam umuda kaç bin kişi kayıt yaptırıyor kalabalıklara. Merhaba kalabalıklara.

Sonbahar sessizce işliyor sokakta ve caddelerde…

Sabah aydınlığı silinmemiş zamanlar vardır. Günaydın tadında. Jelâtini açılmamış dinçlik tadında. Sevinci sel olmuş tadında. Hayat hızlı yürüyor tadında. Şapkam yavaş tadında. Balkondan aşağı düşüyor şapkam tadında. Balkonları düşürüyor şapkam. Şapkamdan yükselen kahkahalarla.

Güz resimlerine bayılıyorum.

Sararmış yapraklara.

Dağlara ha dağlara.

Tadı damakta çınlayan yaylalara.

Kasaba akşamlarına.

Kavşaklarına hayatın. Katılaşmamış bir duruluk sabah aydınlığında. Sevinçten şapkama geliyor vestiyer. Ceketime geliyor gömlekler. Gülücükler beni arıyor yolda yolaklarda. Selamlar merdivenlerde karşılıyor. İyi akşamlar daha kapıdan girmeden karşılıyor. Efendim çayınız nasıl olsun, böyle iyi mi, kaç şeker alırdınız karşılıyor. Günaydınlar karşılıyor. İyi günler karşılıyor.

Tertemiz bir ilkokul günleri koltuğumun altında.

Ortaokul günleri koltuğumun altında.

Lise günleri koltuğumun altında.

Üniversite aşkları koltuğumun altında.

Sabah aydınlığı silinmemiş zamanlar vardır. Ağır semai ebadında. Kıyılarına işleyen insanın. Ortalarına doğru uzun hava insanın. Türküperest bir insanın. Hayalhane bir insanın. Gerçek bir insanın. Geçerken dumanlı havasından. Geçerken ayazından. Geçerken baharından yazından. Geçerken hey.

Gençlik kır düşmüş aklarla beyaz atlarla…

Gençlik deli taylar gibi dörtnala…

Gençlik yağmur altında deli aşklarla…

Okullarında kaldı sonbaharın. Eskimemiş bir rüya gibi sabah aydınlığında. Soylu aşk mektuplarında. Büyük aşk mektuplarında. Sobaya atıp yakılan aşk mektuplarında. Sokağa atılamayan duygularla. Yazı tahtalarında sonbaharın. Yağmur sağanaklarında. Gençlikte üç nokta, nokta nokta…

Sabah aydınlığı silinmemiş zamanlar vardır. Yaşamak şen şakrak aynalarda. Kalıplarla dakikalarda. Saatlerdeki dalgınlığa. Umuda ve umutsuzluğa. Sapsarı yapraklara. Kaldırımlara doğru uçuşan yapraklara. Şehirlere doğru uçuşan yapraklara. Hayatımıza doğru uçuşan yapraklara. Kuşlarına göğün.

Sonbaharda.

Som baharda.

Merhaba kalabalıklara.