Liderlik için seçilenler gibi, seçenlerin de imtihan olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Namazdaki, camideki, sohbetteki, vakıftaki duruşumuza bakan ve bizi test eden Allah’ımız, Müslümanlar olarak “istişare” “temayül” ve “kongre” sürecindeki duruşumuza, ahlakımıza da bakıyor ve bizi test ediyor. Yani biz birilerini seçerken aslında Allah’ımız da bizi seçiyor.
Yarın Rabbimizin huzurunda namazımız ve cihadımız gibi “temayül” ve “kongre” sürecindeki tavrımız da akıbetimiz açısından belirleyici olacaktır. Çünkü dava içerisinde gerçek Müslümanlık kalitemiz ve ahlakımız “temayül” ve “kongre” süreçlerinde ortaya çıkacaktır.
Şuurlu Müslümanlar olarak bu süreçte, suçlayıcı, kırıcı, tahkir edici tavırlardan, dava adamına yakışmayan söz ve davranışlardan uzak duracağız. Sıffin savaşı öncesi bir adam Hz. Ali›ye: “Hz. Ebu Bekir ve Ömer dönemlerinde fitne ve fesat yoktu. Hz. Osman ve senin zamanında bunlar ortaya çıktı, sebebi nedir?” diye bütün suçu Hz. Ali’ye (r.a) yükleyen bir soru sorar. Hz. Ali (r.a) şöyle cevap verir: “Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer benim gibilerinin yöneticisi idiler. Bugün bense sizin gibilerin yöneticisiyim. Beni suçlamayı bırakın da, siz kendinize bakın.” (Şemseddin Ahmed, Dört Büyük Halife) Hz. Ali’nin ( r.a) ifade ettiği gibi bakışlarımızı yöneticilerimiz kadar kendimize de çevirmeye çalışacağız.
Efendimiz’in (s.a.s) “Nasılsanız öyle yönetilirsiniz” (Kenzü’l Ummal) nebevi uyarısı gereği yöneticilerimizin nasıllığından önce kendimize bakacağız. Önce İstediğimiz yöneticiye layık, şuurlu, ihlaslı ve disiplinli bir topluluk haline gelmeye gayret edeceğiz. İslami hedeflerimize ulaşmak ve yeniden toparlanmak için gerekli değişimin sadece lider değişimiyle mümkün olmayacağını, o liderin yöneteceği topluluğun da kendisinde gerekli değişimleri gerçekleştirmesi gerektiğini unutmayacağız.
Efendimiz’in (s.a.s) “Ben, haklıyken bile çekişmekten, tartışmaktan kaçınan kimselere cennetten bir köşk verilmesine kefilim” (Ebu Davud) müjdesi gereği boş ve faydasız tartışmalarla Müslüman kardeşlerimizi üzmekten ve kardeşliğimizi zedelemekten kaçınacağız.
Efendimiz’in (s.a.s) “Ey dili ile iman edip kalpleri ile inanmayanlar, Müslümanların gıybetini etmeyin, onların gizli hallerini araştırmayın. Kim mü’min kardeşinin gizli hallerini araştırırsa Allah da onun gizli hallerini ortaya çıkarır.”(Ebu Davud) uyarısı gereği sosyal medya platformları dâhil sohbet meclislerimizde ve toplantılarımızda liderlerimizin ve dava kardeşlerimizin gıybetini etmeyeceğiz, ayıp ve kusurlarını araştırmayacağız.
Efendimiz’in (s.a.s) “Benim yanımda en sevimsizleriniz koğuculuk yapan, dostların arasını açan ve temiz kimselerde kusur arayanlarınızdır.” (Taberani) uyarısı gereği fitne çıkarıcı, ara açıcı tavır ve davranışlardan, koğuculuk, kin ve hased saçan paylaşım ve yorumlardan uzak duracağız.
Efendimiz’in (s.a.s) “Mü’min; insanları kötüleyen, lânetleyen, kötü söz ve çirkin davranış sergileyen kimse değildir.” (Tirmizi) uyarısı gereği ömrünü davamız uğrunda harcamış büyüklerimizi, geleceğimiz olan genç liderlerimizi kötüleyerek, karalayarak, küçük düşürerek sosyal medya platformlarında kendi ellerimizle kendi liderlerimizi harcamayacağız.
Efendimiz’in (s.a.s) “Kişinin kendisini ilgilendirmeyen hususları terk etmesi Müslümanlığının kalitesindendir.” (Mişkâtu’l-Mesâbîh) uyarısı gereği üzerimize vazife olamayan işlere karışmayacağız. Bize sorulmayan konularda söylediğimiz her sözün ve yaptığımız her yorumun ahirette başımıza büyük belalar açacağını bileceğiz.
Efendimiz’in (s.a.s) “Her duyduğunu söylemesi kişiye günah olarak yeter.” (Ebu davud) uyarısı gereği fitne ve fesadın yayılmasına vesile olmayacağız.